Kelime Kökeni: Arapça
– Lanet etme, lanet okuma, ilenmek, beddua etmek
– Laan-Allah: Allah lanet etsin, Allah kahretsin
Cümle içinde kullanımı: ” Bana laane eden Yaratan’dan bulsun başka bir şey demem. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lanet etme, lanet okuma, ilenmek, beddua etmek
– Laan-Allah: Allah lanet etsin, Allah kahretsin
Cümle içinde kullanımı: ” Bana laane eden Yaratan’dan bulsun başka bir şey demem. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Endişe ve ümit barındıran sözcüktür.
– Ola ki, umulur ki, ihtimal ki, olabilir, belki, ümit edilir ki
– Mümkün olan şeyler için kullanılır.
Cümle içinde kullanımı: “Laalle işimiz rast gitmez ise üzülmek, kahredip üzülmek yok. “
Kelime Kökeni: Arapça
– En azından, hiç olmazsa, ondan aşağı olmaz, en az, en azından, bari
Cümle içinde kullanımı: “Biraz vicdan dileniyorum senden, lâakal beni bir dinle kulak ver sesime. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ahlak dışıcılık, töre dışıcılık, amoralizm
– Ahlak dışı bir yaşam tarzı benimsemiş olan topluluk
Cümle içinde kullanımı: “Tarih gösteriyor ki lâ-ahlâkıyye bir hayat süren tüm topluluklar ve ülkeler yok olarak ortadan kaybolmuştur. ”
–
Kelime Kökeni: Arapça
– Ahlak dışı, ahlaksız, ahlak kurallarına uymayan, terbiyesiz
Cümle içinde kullanımı: “La-ahlâkî kişiliği ailemize ters düşen birini damat olarak kabul edemeyiz. “
Kelime Kökeni: Arapça-kütüb+Farsça-hâne
– Kitapların bir araya koyulduğu ve saklandığı yapı ve bina
-Kitapların koyulduğu bölmeli dolap
– Halka açık olarak kitapların incelenmesi ve okunmasını sağlamak için bir araya getirilen kitap evi
– Kitaplık
Cümle içinde kullanımı: “Nazım Hikmet Ran ve nice üstadın eserlerini okumak, faydalanmak için sürekli kütübhaneye giderim. ”
Kelime Kökeni: Arapça- kütüb tamlama
– Semavi kitapları
– Kutsal kitaplar, vahye dayanan mukaddes kitaplar
– Allah’ın vahiy yoluyla gönderdiği kutsal kitaplar (Kur’an-ı Kerim, Tevrat, İncil, Zebur)
Cümle içinde kullanımı: “Kütüb-i semâviyye okuyarak doğru yolu bulmayan var mıdır yoldaş?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kitaplar, eserler
– Kitab çoğul biçimi
Cümle içinde kullanımı: “İslamı aydınlatmak, Müslümanlara yol göstermek amacıyla yazılan kütüp benim nazarımda mukaddestir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ferahlık, açıklık, revnak, tazelik
Cümle içinde kullanımı: “Eskilerin kaynattığı nane şerbeti mis kokusu ve tadıyla küşâyiş veren bir meşrubattı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kalanlar, artıklar, artan bölüm, geriye kalan bölüm, artık
– Kesir, kesirler, üleşke, usçul
– Tam sayıdan sonra geriye kalan sayı ve sayılar
Cümle içinde kullanımı: ” Kazandığımız kârın hepsini ortaklaşa paylaşalım geriye kalan küsûr ise birikim fonuna aktarılsın.”