Kelime Kökeni: Farsça
– Bir cins beyaz ve yumuşak taş, doğal magnezyum silikat, magnezit, Eskişehir, doğal magnezyum karbonat
Cümle içinde kullanımı: “Eskişehir’den çıkarılan lüle taşları yerin metrelerce altından azimle çıkarılmaktadır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bir cins beyaz ve yumuşak taş, doğal magnezyum silikat, magnezit, Eskişehir, doğal magnezyum karbonat
Cümle içinde kullanımı: “Eskişehir’den çıkarılan lüle taşları yerin metrelerce altından azimle çıkarılmaktadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pelteklik, dildeki tutukluk, kekeleme
Cümle içinde kullanımı: “Dildeki sürtmeye, takılmaya verilen isim lüknûnet denir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pelteklik, dildeki tutukluk, kekeleme, konuşma bozukluğu
Cümle içinde kullanımı: ” Rahmetli dedemin dili lüknet idi aynı dertten bende müzdaribim.”
Kelime Kökeni: Arapça-lükata+Farsçs-çîn
– Çöp toplayıcısı, çöpçü
– Artık ve değersiz şeyleri toplayan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Etrafta dolaşıp mahalle mahalle gezen lükata-çîn bir gün servet bulacağına inanır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yere sürünen, yerden alınmış, basit ve değersiz eşya
– Yolda bulanan ve gerçek sahibi bulunmayan mübah sayılmayan mal, buluntu
– Sokakta bulunan ve sahipsiz eşya
Cümle içinde kullanımı: “Bu mal varlığı lükata değil alın teriyle, it gibi çalışmayla elde edilen bir servet.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şarkılar, ezgiler, nağmeler
– Konuşmada ve okumada yanlışlık yapmalar
Cümle içinde kullanımı: ” Lühûn eden sesi kulaklarıma çalındığında kalbim bir kuş gibi çırpınırdı.”
Kelime Kökeni: İtalyanca- forzato, forzando
– Güç, kuvvet, kudret
– Daha güçlü atak, fiziksel güç
Cümle içinde kullanımı: “Forza kelimesi genellik bir spor terimi olarak futbolda çok kullanılmaktadır.”
Kelime Kökeni: İtalyanca-argagno
– Yük olarak ağır bir şeyi denize indirmek veya çıkarmak için kullanılan büyük vinçli deniz teknesi
Cümle içinde kullanımı:” Algarina büyük gemiye yüklenecek malları taşıyor, birazdan sevkiyat başlar. “
Kelime Kökeni: Arapça-buğd
– Kin, nefret, garaz, adavet, gizli düşmanlık
Buğz Etmek: Kin beslemek, nefret etmek, buğzetmek, gizli düşmanlık etmek, garaz duymak
Cümle içinde kullanımı: “Kalben buğz etmek istersen bunu da ölçülü bir suret ile yap, kim bilir bugün düşman olan yarın dostluğun şerbetinden içer.”
Kelime Kökeni: Arapça-lahn
– Etler, tenler
Cümle içinde kullanımı: “Lime lime olmuş lühûm ölümün en kötü halini sergiliyor bize.”