– Çok fazla pişmanlık sahibi olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Onu affettiğime bin pişman olmuştum bu yaptıklarından sonra.”
– Çok fazla pişmanlık sahibi olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Onu affettiğime bin pişman olmuştum bu yaptıklarından sonra.”
– Pek çok.
– Kıyaslanmayacak bir ölçüde.
Cümle içinde kullanımı: ” Senden bin kat iyiydim bunu sende biliyorsun daha fazla konuşma yani.”
– Birbiri ile alakası olmayan birçok iş, düşünce değiştirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bin kalıba gire gire ne hale soktun kendini be!”
– Kendisine belirli gerekli yardımları olan şeyi eliyle yerle bir etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen ne zaman öğreneceksin bindiğin dalı kesmemeyi?”
– Çok dolambaçlı sebepler sürerek birçok aldatıcı diller sarf etmek.
– Birini kandırmak için çok fazla dil dökmek, uğraşmak, çabalamak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bin dereden su getirmekle olacak iş değildi bu durum.”
– Kötü bir sonucunun olacağını bile bile bu konuya kendini dahil etmemeliydin.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu duruma düşmenin sebebi sensin bilirdin götünün huyunu, niye içtin yahninin suyunu ha?”
– Pek fazla işe yarayan, çeşit çeşit gereksemeleri karşılayan, her sıkıntıyı geçiren.
– Her türlü sıkıntıyı deva olan.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen ne güzel bir insansın bin derde devaydın sen ya.”
– Çok, pek seyrek olarak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu doğa olayı binde bir denk gelebilecek bir şeydi o da bizi bulmuştu.”
– Hepsi ayakta olan büyük bir insan çoğunluğu, kalabalığı.
Cümle içinde kullanımı: ” O kadar büyük bir yoğunluk vardı ki burada resmen bin ayak bir ayak üstüneydi.”
– Bilmez görülmek.
– Bilmezce davranmak.
– Bilmiyor gibi takılmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bilmezlikten gele gele sorduğumuz tüm soruları görmezden geldin hep.”