– Soy sop ya da dostluk yönünden yayılıp, genişleyip, etrafta çoğalmak.
– Dal kol atmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dedem aslında buralara gelen bizim soydan tek insanmış ama gör bak şimdi dal budak salmış her yere.”
– Soy sop ya da dostluk yönünden yayılıp, genişleyip, etrafta çoğalmak.
– Dal kol atmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Dedem aslında buralara gelen bizim soydan tek insanmış ama gör bak şimdi dal budak salmış her yere.”
– Uygunsuz, gizlice, yasa dışı, hilesi olan, kurnazca bir plan yapıp, kurup iş becermek.
– Büyük bir kurmaca yaratıp, karşısındakini kandırmak, aldatmak
– Dümen çevirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Hedeflerimize ulaşmak için bazen ufal tefek dalavere çevirmek gerekiyor.”
– Daha bitmemiş olan bir şey.
– Bitmedi; arkası da gelecek.
– Bir konuda bilinmesin gereken daha bir çok şey var anlamında kullanılan bir söz.
Cümle içinde kullanımı: ” Dahası vardı söylenmesi gereken onca söz vardı ama ben susmayı seçtim.”
– “Hiç öyle bir şey olur mu ?” anlamında kullanılan bir söz.
– “Öyle bir durumun olmasına imkan var mı ya amma yaptın ha!” anlamında kullanılan bir söz.
Cümle içinde kullanımı: ” Yok daha neler! Daha konuşmaya devam edeceksin galiba.”
– Yerleşim yeri dışındaki herhangi bir yer, geniş, büyük, uçsuz bucaksız kırsal bölge.
Cümle içinde kullanımı: ” Yerleşim bölgesinden çıktığımızı dağ taştan anlamıştık.”
– Ayı.
– Ayı gibi olan kaba, anlayışsız, görgüsüz, terbiyesiz, nezaketsiz kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Sende olmasan kim olurdu bu dağların şenliği?”
– Gücünü yetmeyecek gibi gözüken büyük, ağır, uğraş verici işlerin altından kalkmayı becerebilmek, başarmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Sen bu azimle dağları devirmek çok zorlayıcı olmaz senin adını.”
– Büyük işler mi gerçekleştirdin? Bu denli övünecek, böbürlenecek neyin var sanki?
Cümle içinde kullanımı: ” Dağları aşa mı geldin, âleme paşa mı geldin sen neyin havası bu?”
– Çok ağır olan bir yıkımdır; insanı, dağ olsa bile çökertecek güçte.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin çektiğin onca derde dağlar bile dayanmaz.”
– Büyük bir üzüntüden ötürü insanlardan uzaklaşıp, kaçıp ıssız, kırsal yerlerde tek kalmak, dolaşır olmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Kafasını o kadar gereksiz şeylerle doldurmuştu ki dağlara düşmüştü, bulmuştu kendini oralarda.”