– İçi dışı bir olmayan.
– Dışı içi gibi özenli, düzenli olmayan şeyler için kullanılır.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu çocuğunda her gün farklı farklı bir tavırlarda tam olarak altı alay, üstü kalay diye söylenen tiplerden.”
– İçi dışı bir olmayan.
– Dışı içi gibi özenli, düzenli olmayan şeyler için kullanılır.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu çocuğunda her gün farklı farklı bir tavırlarda tam olarak altı alay, üstü kalay diye söylenen tiplerden.”
– Üstünlük sağlamak, yenilgiye uğratmak.
– Sırtını yere getirmek.
– Galip gelmek.
– Mağlup etmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bugün seni öyle bir alt edeceğim ki hayretler içinde beni izleyeceksin.”
– Kâh biri ötekine, kâh öteki bunu yenerek, bu durumda boğuşarak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bir alt altta, üst üste binmediğiniz kalmıştı çocuklar okulda.”
– Uzun uzun çekişmelerin ardından, çekişe çekişe.
– Senli benli, samimî dostluğu sürdürerek.
– Aralarındaki ilişkiyi sürdürerek.
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim bu hayatta sadece al takke ver külah bir ilişkimiz olur anca.”
– İşte bu çok güç bir durum. Nasıl bir çözüm buluruz bilemem.
Cümle içinde kullanımı: ” Al sana bir kaya, nereye dayarsan daya bundan sonra benden sana bir yardım bekleme.”
– Her zaman dert ve ıstırap çekmiş olmasına rağmen bırakamamak.
– Bir sıkıntı kaynağı olsa da hep sıkıntı getirse de bir türlü terk etmek mümkün olmamak.
– Kötü talih, kötü yazgı.
Cümle içinde kullanımı: ” Ah be benim küçük olum bu da senin alının kara yazısının eseri hep ah be bahtsız çocuğum.”
– Bir işi sonuçlandırmak için çok çaba göstermek, uğraşmak, çok fazla sıkıntı çekmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Alnının damarı çatlayıncaya kadar çalışmıştı ama işin sonunda yine de işi başaramamıştı.”
– Ayıplanacak bir durum düşmeden, tertemiz, ahlaklı bir şekilde, onuruyla, başarı göstermiş olarak.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu işin altından alnının akıyla çıkmıştı helal olsun valla .”
– Bu güç işi yaparım diyen varsa buyursun meydan burada! Uğraşacak, sonunda yapamayacağı anlaşılacak.
Cümle içinde kullanımı: ” Ben senin alnını karışlarım çık meydana görelim meziyetini.”
– Kaderi, talihi bu türlü olmak; bu olayın başına gelmesini Allah’ın buyurmuş olduğuna inanmak.
– Yazgıyı bu türlü olmak; bu olayın başına gelişinin sebebini Tanrı’nın olduğuna inanmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Demek ki alnında yazılmış olan buymuş bu yüzden de oluşuna bırakmak gerekir bundan sonra.”