– Kendisi istediği için bir yere gelmek.
– Bir şeye hiç emek vermenden elde edilmesi.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni zorla tutan yok burada ayağınla gelen sendin buraya kimse kolundan sürüye sürüye getirmedi.”
– Kendisi istediği için bir yere gelmek.
– Bir şeye hiç emek vermenden elde edilmesi.
Cümle içinde kullanımı: ” Seni zorla tutan yok burada ayağınla gelen sendin buraya kimse kolundan sürüye sürüye getirmedi.”
– Yolu düşmek.
– Bir yere uğramak, o yer yolu üzerinde bulunmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Uzun zamanın ardından ayağı düşmüştü bizim mekana.”
– Güçlüklerden kurtulup işlerinin kolaylığa gelmesi.
Cümle içinde kullanımı: ” Uzun zamanın ardından ilk defa ayağı düze basıyordu.”
– Hareket halindeyken telaşe olup ayakları birbirine takılmak, sendelemek.
– Utançtan, heyecandan yürüyüşünü şaşırmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Uzaklardan gelen ürkütücü sesin etkisiyle ayakları birbirine dolaşmıştı bizimkinin.”
– Durmadan gezip duran, yerinde duramayan kimse.
Cümle içinde kullanımı: ” Senin kadar ayağı cıvık bir insan tanımamıştım demek isterdim ama ilk sırada ben vardım.”
– Herhangi bir yere gidip gelmenin bir alışkanlığa dönüşmesi.
– Dadanmak.
Cümle içinde kullanımı: ” Biraz daha indirim yap bize bey amca bizimde ayağımız alışsın senin bu küçük dükkanına.”
– Hasta birinin iyileşme hali.
– Telaşlanmak, heyecana kapılmak.
– Ayakları üzerinde durmak.
– Bir kimseye saygı göstermek için oturma durumundan ayak üzeri duruma geçmek.
– İsyan etmek.
– Hareket haline geçmek.
– Dikilmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Onun ayağa kalkışıla bir anda ortamdaki tüm curcuna kesilmişti herkesin ona duyduğu saygı vardı pürdikkat onun ağzından çıkacak kelimeleri dinlemeye başladırlar.”
– Telaşa velveleye vermek.
– Heyecanlandırmak.
– Kışkırtıcı sözler ile isyan ettirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Yanımıza gelişinde ki bu hızla bir sorun olduğu belliydi yüzünden okunan korkuyla herkesi ayağa kaldırmıştı.”
– Yapamayacağı, altından kalkamayacağı, becermeyeceği birtakım işleri yapabilirmiş olarak anlatıp durmak.
– Korkutucu iri sözler dilendirmek.
Cümle içinde kullanımı: ” Yine başlama sen avurt satmaya artık bu yalanlara karnımız tok sen eline yüzüne bulaştırırsın bu işi.”
– Daracık, küçük bir yer.
– Pek küçük.
– Çok küçücük.
Cümle içinde kullanımı: ” Bu ev ne böyle avuç içi kadar bir yer sen nasıl yaşamını sürüyorsun burada?”