Kelime Kökeni: Arapça
– Ticaret mahkemeleri nezdinde 1284 -1855 yılları arasında oluşturulan makam
Cümle içinde kullanımı: “Ticaret ve Deavi Kalemi Nizamnamesi 1868 yılında getirilerek ticari işlemleri belgelendirilmiştir. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ticaret mahkemeleri nezdinde 1284 -1855 yılları arasında oluşturulan makam
Cümle içinde kullanımı: “Ticaret ve Deavi Kalemi Nizamnamesi 1868 yılında getirilerek ticari işlemleri belgelendirilmiştir. ”
Kelime Kökeni: Arapça-de’âvî
– Tanzimat fermanından sonra protokol işleri için yeni kurulan makam
– Günümüzde Adalet Bakanlığı olan makam
Cümle içinde kullanımı: “Deâvi Nezareti 1836 yılından 1870 yılına kadar hizmet vermiştir. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Levhateyn, ortadan menteşeli kitaplarda cilt veya kapak vazifesi görmesi için iki kanatlı çift sayfalara verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Eski sahifelerde bulunan deffeteynler kitapların sayfalarının dağılmasını önlemeye yardımcı olarak sayfaları bir arada tutardı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çarpan, vuran, döven
Cümle içinde kullanımı: ” Mahmut’un eli ağırdır, kendisine saygısız davrananlara karşı da dâriptir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Tehlike arz eden bölge, tuzak kurulmuş yer, sakıncalı yer
Cümle içinde kullanımı: “Mayınların yer aldığı doğu sınırı dâmgâh olarak nitelendirilir girilemez. “
Kelime Kökeni: Eski Türkçe-çakır, Farsça-pençe
– Tuttuğunu bırakmayan, başladığı işin peşini bırakmayan, her şeyden kendine pay çıkaran kimse, hırslı
– Bir tür yırtıcı doğan
Cümle içinde kullanımı: “Şayet dışarıdan bir göz olarak baksaydım Sümbül hanımın çakır pençe, hırsına yenik bir kadın olduğu kanısına varırdım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ubudiyet, kulluk, kölelik, esirlik
Cümle içinde kullanımı: “Bu zulme daha ne kadar çâkerlik edecek, gururunu pas edeceksin söylesene ?”
Kelime Kökeni: Farsça-birleşik sıfat
– Çenesi düşük kimse, durmadan dinlenmeden konuşan, sürekli çene oynatan, geveze, lakırdı ebesi, lakırdı kavafı, çenesi düşük
Cümle içinde kullanımı: “Susmayan, dinlemeyen çalçene insanlar çoğunlukla empatiden yoksundur. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Tez canlı kimse, hızlı, çevik, atik, hareketli, tetik
– Hırsız, yan kesici, arakçı
– Makam sahibi kişi
Cümle içinde kullanımı: “Dündar bey çâlâk hünerleriyle hemen göze girdi girmesine ancak çenesine pek hakim olamıyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Dalkavuk, yaltakçı, el etek öpen, yalaka, yağcı
Cümle içinde kullanımı: “Bizim gibi dürüst kişiler çâlbûs insanların yanında hora geçmez, dünya el etek öpenlerin dünyası olmuş. “