Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yırtılmış,yırtık duruma gelmiş, çatlamış, yarılmış
Cümle içinde kullanımı: “Çeyizinde sakladığı tüm giysiler, çullar çaputlar çâk-dâr olup paralanmış.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Yırtılmış,yırtık duruma gelmiş, çatlamış, yarılmış
Cümle içinde kullanımı: “Çeyizinde sakladığı tüm giysiler, çullar çaputlar çâk-dâr olup paralanmış.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kadınların saçlarını kapatmak için örtündükleri örtü
– Çadır, çerge, otağ
Kelime Kökeni: Arapça
– Keçi yavrusu, oğlak
– Zodyak üzerinde Yay ile Kova burcu arasında kalan burç, Oğlak burcu, Oğlak takımyıldızı, cedi
Cümle içinde kullanımı: “Astronomide yer alan cedy, geleceğini planlamaya düşkün bir burçtur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hak aramak yerine galip çıkmak için yapılan çekişme, tartışma, niza, münakaşa
– Kavga, savaş, çekişme, münazaa
Cümle içinde kullanımı: “Sözle başlayan cedelin sonu karakolda sonlandı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Suçlu, kabahat işlemiş kimse, mücrim
– Ayıplama, kınama, azarlama, takbih
– Yağmursuzluk, kuraklık
Cümle içinde kullanımı: İş yerindeki laubali tavırları nedeniyle cedep cezasını hak etmişti. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Azmetmek, çalışıp çabalamak, gayret göstermek
Cümle içinde kullanımı: “Eğer cehd eylersen, Allah mükafatını verecektir oğlum.”
Kelime Kökeni: Yunanca
– Palavra, gevezelik, boş söz, lafazanlık
– Geyik yapmak, goygoy
Cümle içinde kullanımı: “Senin başka işin yok mu, marvayı bırak artık!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Müsait, elverişli, uygun, tam vakti
Cümle içinde kullanımı: “Cedâret vakti gelmişken, yürümekten korkma. Dağlar önünde yola gelecek yiğidim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ödlek, yüreksiz, korkak, tabansız, ürkek
Cümle içinde kullanımı: “Salih bey bu debdebeli neferler içerisinde en cebân olanıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Tepe, dağ, zirve, doruk, tarıma elverişsiz toprak
Cümle içinde kullanımı: “Ufkun arkasında kalan cebele ulaştık mı bütün gayretimizin ödülünü alacağız. “