Kelime Kökeni: Arapça
– Hristiyan papazı, rahip, keşiş, karabaş
Cümle içinde kullanımı: “Evliliğe tövbe ederek kendilerini İsa’ya adayan eybeller manastırda tüm ömürlerini geçirirler. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hristiyan papazı, rahip, keşiş, karabaş
Cümle içinde kullanımı: “Evliliğe tövbe ederek kendilerini İsa’ya adayan eybeller manastırda tüm ömürlerini geçirirler. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Eller
– Lütuflar, nimetler, nedenler, sebepler
Cümle içinde kullanımı: “Dudaklarım kilitli, suskunluğumun gafleti yanlış eyâdîler üstüne kurulu. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kolçak, kolluk pazubent
– Hesap kitap, oranlama
– Müshil, söktürücü, laksatif
Cümle içinde kullanımı: “Günlerdir tuvalete gidemediğini söyleyince hekimde eyâre tavsiyesinde bulunmuş.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Erkek hayvanlar
Cümle içinde kullanımı: “Sığırların içerisindeki en büyük ve eyâyîl olanları kısırlaştırmak zamanı geldi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yandaş, destekçi, taraftar, yanlı
– Sıradan, bayağı, pespaye, ayak takımı, amiyane
– Mafsallar, eklemler
Cümle içinde kullanımı: “Çevresine topladığı güruhun hepsi evşâz edilmiş, niyetleri belirli olan kişiler.”
–
Kelime Kökeni: Arapça
– Dönmek, devretmek, sapmak
Cümle içinde kullanımı: “İnsanların maymunlardan evrindiğini düşünenler hala var. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kuşların yumurtalarını bıraktığı kuluçkaya yattığı yer, kuş yuvaları
Cümle içinde kullanımı: “Dut ağaçlarına yapılmış evkâr da kırlangıç yumurtaları duruyor, yaz bitmeden hepsi uçar gider. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Eşit, müsavi, birbirine denk
Cümle içinde kullanımı: “Dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar dengâdeng, değerlidir benim gözümde. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Erkek ve kadın arasında arabuluculuk yapan kadınlara verilen isim.
Cümle içinde kullanımı: “Görücü usulü evliliklerin çoğunu dellâle denilen kadın ön ayak olurdu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İşrakıyye karşıtı
– Dünyanın ebedi, sonsuz olduğunu savunan felsefe, materyalizm, materyalistik
Cümle içinde kullanımı: “Dehriyye felsefesini savunan kişiler aynı zamanda ateizme yatkındır. “