Kelime Kökeni: Arapça
– Çok olan, büyük ve aşırı
– Bol
Cümle içinde kullanımı: “Ne kadar büyük, ne kadar mebzul ise dert, insan o denli güçlü oluyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çok olan, büyük ve aşırı
– Bol
Cümle içinde kullanımı: “Ne kadar büyük, ne kadar mebzul ise dert, insan o denli güçlü oluyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Göz, bakış, bakma,
– Bakışıyla nazar etme
Cümle içinde kullanımı: “Yeşil rengi gözleriyle nigah etmeden duramaz. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kara duygu, melankoli, kuruntu yapma
– Kara sevda, Ümitsiz sevda
Cümle içinde kullanımı: ” Mektuplarında malihülya diyerek seslendiği sevgilisi, bir kerecik cevap yazmadı garibe.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Muhabbet edilen kişi
– Sevilen kişi, sevgili
Deyim: Mahbub-i Hûda
Cümle içinde kullanımı: “Ey Mahbub, sanma ki unuturum dostluğunu. Yüreğime esenlik veren arkadaşlığın ilelebet sürecektir bende.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Görerek, görmekle birlikte, gözle görülür şekilde, bizzat şahit olma
Cümle içinde kullanımı: “O kişinin ayıplarını bilmüşahede etmediğin sürece arkasından konuşmak yakışır mı?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Asker karargahında subay yardımcısı olan kimse
– Bütüne sonradan dahil olan, ekleme, ilhak edilmiş
Cümle içinde kullanımı: “Mülhak edilen parçalar restore edilmiş binanın bütünlüğünü kazanmasını sağlamış gibi görünüyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Namert, alçak kişi, korkak, erdemsiz
Cümle içinde kullanımı: “İçimdeki muhannet yanımı ne atabiliyor ne de ondan kurtulabiliyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ayrıştırıcı özellik, ayırıcı nitelik,
– Özel işaret
Cümle içinde kullanımı: “Benzer özellikleri bir yana uzun boyu onu tanıtırken alametifarikası olarak kullanılabilir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Meydana gelmek, ileri gelmek
– Dünyaya gelmiş, doğan
Cümle içinde kullanımı: “Ona duyduğum büyük aşktan istifade etmek, bu arzulardan mütevellit tutkuyla ona bağlanmak istiyordum. “