Kelime Kökeni: Arapça
– Serzeniş, çekiştirme, levmetme, yakınma, kınama, dedikodu yapmak
Cümle içinde kullanımı: “Be hanım koca mahalleyi lâ’ime edip günahını sırtlandın, bir sus Allah aşkına.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Serzeniş, çekiştirme, levmetme, yakınma, kınama, dedikodu yapmak
Cümle içinde kullanımı: “Be hanım koca mahalleyi lâ’ime edip günahını sırtlandın, bir sus Allah aşkına.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Arsızlık eden, levmeden, yüze karşı konuşan, çekiştiren, başkasını kötüleyen, zemmeden, bir kimseyi yeren
Cümle içinde kullanımı: ” Kimseyi lâ’im edip haksız yere günaha girmeyelim dostlar, herkes suçunun vebalini öder nasılsa. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çaresiz, çaresi olmayan, ilacı olmayan, dermansız, onulmaz
Cümle içinde kullanımı: “Nasıl anlatsam yüreğimdeki hastalığın lâ-ilâc olduğunu! “
Kelime Kökeni: Arapça
– Parlayan, parıldayan (yıldız)
– Aşikar, açık, apaçık, besbelli
– Hatıra gelen, akla gelen
Cümle içinde kullanımı: “Gökyüzüne bak sevgilim, seni her özlediğimde lâ’ih yıldızlara bakacağıma söz veriyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yadgerekircilik, belirlenmezcilik, indeterminizm
– Gerekircilik karşıtı, determinizm karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Neden ve sonuç daima birbirlerini izlemez, determinizm ret ettiğimizi varsayarak insan iradesinin neden ve sonuca bağlı olmadığını Lâ-âcâbiyye ile tanımlayabiliriz. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Aşka düşen kimse, aşka tutulan
– Aşk ateşinde yanan, kalbini aşk ateşi basan kimse
– Laik, devlet işlerini dinden ayrı tutan
– Layik erkek, yakışıklı erkek
Cümle içinde kullanımı: “ Bir buseyle yüreğim la’ic koruyla yandı, yandı da küle dönüştü. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Göz ucuyla bakma
– Fark ettirmeden gözlemek, belli etmeden çaktırmadan yandan bakış atma
Cümle içinde kullanımı:“Onun da bende gönlü olduğunu lahz edişinden, süzmelerinden anladım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İlahi, tanrısal, Tanrıya özgü olan
– Uluhiyet alemi ile ilgili
Cümle içinde kullanımı:“Dünya ve Lâhûtî hakkındaki tüm merak ettikleriniz kutsal kitabımızda açıkça yazıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Uluhiyyet alemi, Tanrı alemi, İlahi evren, Ruhani Dünya
– Kutsal, kutsi, mukaddes
Cümle içinde kullanımı: “İnsan denilen varlık lâhût’da yaptıkları ve düşünceleriyle amel defterini doldurur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şekerleme yapan kimse
– Uğursuz, kötü, meşum, musibet, yomsuz
Cümle içinde kullanımı: “Lâhûs sözlerden sakınır, dil yarasından korkarım kardeşim. “