Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Müterciminden, çevireni tarafından
Cümle içinde kullanımı: ” Gül ü Nevruz eseri li-mütercimihi ve el yazmaları sayesinde günümüze kadar ulaşmıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Müterciminden, çevireni tarafından
Cümle içinde kullanımı: ” Gül ü Nevruz eseri li-mütercimihi ve el yazmaları sayesinde günümüze kadar ulaşmıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Allah için, Allah adına, Allah aşkına, Allah’a özgü, lillahi
Cümle içinde kullanımı: ” Lillâh meded, lillâh dua, sen gönlümü viran eyleme!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hepsi için, tamamı, hepsi, cümlesi, bütünü
Cümle içinde kullanımı: “Dertlerin li-küllisine sayıp dökecek acılarımı bağrıma basacağım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ekin biçilip harman yerine taşındıktan sonra tarlada kalan başakları toplama işi, başak toplama
Cümle içinde kullanım: “Tarlaya bir an evvel gidilip likât edilmeli yoksa yağmur bastıracak. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Söz söyleyenin, söz söyleyene aittir
Cümle içinde kullanımı: ” Kelam edene li-kailihi, ağızdan düşen söz namustur dönülmez. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Gök, gökyüzü, sema, felek
Cümle içinde kullanımı: ” Likâ-yı âfâk dünde güneşle ağardı yarında ağaracak, sanma leylâ bitmeyecek.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Görme, görüşmek, rast gelip kavuşma, bir araya gelmek
– Yüz, sima, çehre, görünüş
– Mürekkep hokkalarına konulan ham ipeğin adı
Cümle içinde kullanımı: ” Neylerim bir gün likâ yüz yüze gelemeyecek olduktan sonra yaşamayı.”
Kelime Kökeni: Arapça-liha çoğul biçimi
– Yetişkin erkeklerin yanak ve çenesinde çıkan kıllara verilen ad, sakal
Cümle içinde kullanımı: ” Pembe yanaklarına daha lihye düşmemiş, bıyıkları dahi terlememiş küçük bir oğlandı.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Damla damla akan su
– Akarsu çukuru, dev kazanı
Cümle içinde kullanımı: ” Her su kendi lihyânını oluşturarak akar, önüne geçemezsin. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sakala özgü, sakala ilişkin, sakala ait, lihye ile alakalı, sakalla ilgili
Cümle içinde kullanımı: ” Lihevî ihtiyacınızı gidermek için hususi berberi konağıma çağırayım.”