Kelime Kökeni: Arapça
– Anlaşılması güç metni veya konuyu aydınlatıp açıklayabilecek bilgiye sahip kişi
– Kur’an-ı Kerim kitabını yorumlayabilen, şerh eden bilgin
Cümle içinde kullanımı: “İlahiyat bilimine yüz sürmeyen müfessiran olur mu hiç?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Anlaşılması güç metni veya konuyu aydınlatıp açıklayabilecek bilgiye sahip kişi
– Kur’an-ı Kerim kitabını yorumlayabilen, şerh eden bilgin
Cümle içinde kullanımı: “İlahiyat bilimine yüz sürmeyen müfessiran olur mu hiç?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Terbiyeli bir şekilde
Cümle içinde kullanımı: “Konuşması, oturup kalmasıyla müeddeben bir tarzdadır. “
Kelime Kökeni: Arapça-maslahat, Farsça-güzar
– İşi bilen kişi, uzman, işin ehli
– Geçici sefaret işini yapan memur, vekil, elçi
– Elçilerin vekili
Cümle içinde kullanımı: “Makamınızı geçici maslahatgüzara emanet ederek, yıllık izninizi kullanabilirsiniz.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Hastaların tedavi gördüğü yer, hastahane
– Darüşşifa
Cümle içinde kullanımı: “Cüzzam hastalığında maristanlar yetersiz kalırken, çoğu hasta köylerinden sürülerek ölüme terk edilmiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kuşların dili, kuş sözü
Cümle içinde kullanımı: “Ferîdüddîn-i Attâr tarafından kaleme alınan Mantıku’t-Tayr, epik bir şiirdir. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sakatlık, sakat olma durumu
– Hastalık
Cümle içinde kullanımı: “Hor görme maluliyyet sahibini, bilemezsin gün gelir seninde tutmaz dizlerin.”
– Kimyasallarla parlaklık kazandırılan iplik
– Parlak iple dokunmuş kumaş
Cümle içinde kullanımı: “Merserizeden yapılma örtü gözlerimi kamaştırıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Allah’ı anlama
– Yaratanı anlama
Cümle içinde kullanımı: “Marifet-ullah’ı yol aydınlatan ışığın olarak görürsen hiçbir karanlık seni korkutamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Dar olma durumu, sınırlılık
Cümle içinde kullanımı: “Mapusta mahdudiyyet çeken kader kurbanları iyi bilir özgürlüğün kıymetini.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ay gibi parlak çehre
– Ay kadar güzel yüzlü
Cümle içinde kullanımı: “Bir damla yaş olup mahçehrene düşüeyim sevduğum…”