– Adet gören kadınların kullandıkları bez
– Beşik bağı, kurdelesi
Cümle içinde kullanımı: “Eskilerden bağırdak kullanılırdı şimdi aybaşı günlerinde hijyenik pedler kullanılıyor.”
– Adet gören kadınların kullandıkları bez
– Beşik bağı, kurdelesi
Cümle içinde kullanımı: “Eskilerden bağırdak kullanılırdı şimdi aybaşı günlerinde hijyenik pedler kullanılıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Güreşte rakibi düşürmek için kendi bacağı ile sararak alaşağı etmek
– Birini düşürmek için çekme takmak
Cümle içinde kullanımı: “Koca Yusuf, Kırkpınar güreşlerinde bağdalama hareketleriyle coşturur rakibini yerden yere çalardı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Düşüt, günü gelmeden düşen bebek, cenin
Cümle içinde kullanımı: “Yeni gelinleri sürekli bağan düşüyor diye boşatacaklarmış yazık zavallıya!”
Kelime Kökeni: Farsça
– Cennet, cennet bahçesi
Cümle içinde kullanımı: “Divan edebiyatında Bağ-ı Bihişt kelimesi, Bağ-ı Behişt olarak kullanılmış Kuloğlu Şeyh Hacı İlyas’ın eserine ad vermiştir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Örme eylemi, dokuyan
Cümle içinde kullanımı: “Pamuktan ip yaparak geçimini bâfte’den sağlayan köylüler yazın pamuk tarlasında çalışırlar. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kolun iç kısmı
– Kol koyacak yeri olan geniş sandalye, koltuk
Cümle içinde kullanımı:” Kitapları şuradaki sarı bagalın üstüne bırakabilirsin taşımana gerek yok.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Süratli koşan at, at yarışlarında kullanılan koşu atı
– Koşu atını süren kişi
Cümle içinde kullanımı: “Hipodroma getirilen bâd-süvârların kişnemeleri ve tepinmeleri yarışa ne kadar hazır olduklarını resmediyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hızlı, süratli koşan
– Ayağına çabuk, bir yere başkalarından daha hızlı gidip gelen kimse
Cümle içinde kullanımı: “Mektupları vereceğin ulak bâd-seyr olmalı, vaktinden önce yetişmeli.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İffetsizler, hayasız kadınlar, fahişeler
Cümle içinde kullanımı: “Namusunu korumayan bagâyâlara bir sormak gerekir, nasıl bu yola düştüler kim neden oldu diye.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sesin bir yere çarparak geri dönmesi, yankı, aksiseda, akis
– Seda, ses, avaz
Cümle içinde kullanımı: “Sabahın ışıkları ufku aydınlatılırken çobanların topladığı sürülerin sadâ’sı köylüyü uyandırır.”