Kelime Kökeni: Arapça
– Aralık ayı, Ocak ayı, Kânun-ı evvel
Cümle içinde kullanımı:”İlk Kânun’da kasabamız karlar altında kalır, tüm kışı evlerimizde geçiririz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Aralık ayı, Ocak ayı, Kânun-ı evvel
Cümle içinde kullanımı:”İlk Kânun’da kasabamız karlar altında kalır, tüm kışı evlerimizde geçiririz. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Allah tarafından içe telkin edilen duygu, Yaratan tarafından kalbe verilen ilham
Cümle içinde kullanımı: ” Gönülüme düşen ilham-ı Rabbanî sayesinde tüm bu sıkıntı ve kederden kurtulacağımı hayırlı bir yola sapacağımı hissediyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hastalıklar ve sakatlıklar, illet ve maluliyet
Cümle içinde kullanımı: ” 2. Dünya savaşına katılan ülkelerde yaşayan toplumların ilel ü emrâz sayısı yüksek oranlardaydı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bulaşıcı hastalıklar, sari illetler, mikrop yoluyla yayılan hastalıklar, enfeksiyöz hastalıklar
Cümle içinde kullanımı: “Tüm dünya yüzyılda bir ortaya çıkan ilel-i sâriyye hastalıklarla zarar görür, ama her zaman yaşamanın bir çaresi bulunur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir kimsenin söylemediği bir sözü söylemiş gibi gösterme iddia etme, yalan söyleyerek bir kişiyi töhmet altında bırakma
Cümle içinde kullanımı:” İbrahim’in Osman hakkındaki ikvaliyyât laflarına inanmamıştım zaten.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İzleyerek, izinden giderek, örnek almak, misal olarak görme
– Yeterli görerek, yeterli bularak
Cümle içinde kullanımı:” Nesirlerimi kaleme alırken Şinasi’yi iktifâen yazıyor, Türk diline kazandığı ışığı tüm kalbimle izliyordum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Her bilginin temelinde duyumların olduğunu savunan öğreti, duyumculuk, sansüalizm
– Uzmanlığa özgü, ihtisas ile ilgili
Cümle içinde kullanımı: “İhtisâsiyye’ye göre mutlak bilgilerin altında her zaman bir duyum, kulaktan kulağa yayılan bir ham bilgi saklıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça-ihzâr sözünün müennes biçimi
– Hazırlayıcı, hazırlama niteliğini taşıyan
– Mahkemeye çağrı yazısı ücreti
Cümle içinde kullanımı: “Nazım beye gelen ihzâriyye sonrasında cebindeki son meteliği de kaybetti. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İlerisini düşünerek hareket etme, gelecek zaman için ihtiyatlı davranmak
Cümle içinde kullanımı:”Şimdiden har vurup harman savurmamak gerek, gelecek hasata kadar buğday çuvallarını ihtiyâtiyye kullanmalı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kızartı ile ilgili, kızartma ile alakalı
Cümle içinde kullanımı: “Güneş dağların tepesinde doğarken gökyüzünü ihmirârî ederek kızıl bir renge boyuyordu. “