Kelime Kökeni: Arapça
– Bu işte hayır yok, bu işten hayır gelmez
Cümle içinde kullanımı: “Allah biliyor ya sonunda lâ-hayre fîh görünmüyor!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bu işte hayır yok, bu işten hayır gelmez
Cümle içinde kullanımı: “Allah biliyor ya sonunda lâ-hayre fîh görünmüyor!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Uğursuz, hayırsız, vefasız, meymenetsiz
Cümle içinde kullanımı: “Be lâ-hayr hiç mi Allah’tan korkmazsın yüreğime indireceksin şuracıkta!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Acı ve öfke anında, kişinin sabrı tükendiğinde okuduğu duanın kısaltılmış hali.
Cümle içinde kullanımı: “Sen yardım et Yarabbi, La havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyü’l-azim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şişmanlık, etlilik, semizlik, bakımlılık, semen, tav
– Zayıflık karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Sığırların bahar sonu lâhâmet olmasını lazım ki, kurban bayramında iyi para kazanalım. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Sürçme biçimi, sürçme, kayma
Cümle içinde kullanımı: “Lağzîş yürüyüşünden belli daha önce ayağını sakatladığı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Tökezleyen, sürçmüş, kaymış
Cümle içinde kullanımı: “Gece gökyüzünü dolduran yıldızların tek tek lağzîde resmini izleyerek mest oldum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sürçen, kayan, tökezleyen, ayağı takılan, sendeleyen
Cümle içinde kullanımı: “İsmail küfe kadar sarhoş olduğunda doğru yolda yürüyemez lağzan bir kuş gibi seker. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürçme, ayak kayması
– Atlarda görülen bir yürüyüş kusuru
Cümle içinde kullanımı: “Yeni doğan tayın lağz yürüyüşü ileride koşu yarışlarına katılamayacağını gösteriyor. “
Kelime Köken: Arapça
– Lağva mensup, lağv ile alakalı, lağv ile bağlantılı
Cümle içinde kullanımı: “Lağvî verilmiş kararları çiğneyecek güçte değilsin. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Boş, yararsız, nafile, faydasız, yararı olmayan
– Boş bulunma, yanılma, aldanmak
– Kaldırma, hükümsüz bırakma, iptal etmek
Cümle içinde kullanımı: “Mahkeme kararıyla dedesinin mal varlığı üstündeki hükmü lağv edilmiş.”