Kelime Kökeni: Farsça
– Vefasızlık, hakikatsizlik, vefasız olma durumu
Kelime Kökeni: Arapça
– Küfür, lanetleme, lanet etme, beddua, kargıma, ulan
Cümle içinde kullanımı: “Lan oğlum hayatın yalan dolan.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Vefasızlık, hakikatsizlik, vefasız olma durumu
Kelime Kökeni: Arapça
– Küfür, lanetleme, lanet etme, beddua, kargıma, ulan
Cümle içinde kullanımı: “Lan oğlum hayatın yalan dolan.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Anlayışsız, anlamayan, idraksiz, idrak edemeyen, ahmak, ferasetsiz, gabi, anlayışı kıt, kalın kafalı
Cümle içinde kullanımı: “Sen lâ-müdrik misin nesin, konuşuyorum konuşuyorum bir kulağından girip diğerinden çıkıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hiç teslim etmem, hayır!
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-müsellim, ısrar ederek kararımdan cayma mı sağlayamazsın!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lâmi kelimesinin müennes (dişil) biçimi
– İzafet-i lamiyye
– Lâm kafiyesi ile düzenlenmiş kaside türü
Cümle içinde kullanımı: “
Kelime Kökeni: Arapça
– Karaağaçgillerin örnek bitkisi, Karaağaç, narven, ulmus
Cümle içinde kullanımı: “Lâmişger kerestesi kıymetli bir ağaç türüdür. “
Kelime Kökeni: Arapça-lâmis müennes biçimi
– Dokunma duygusu, dokunum, dokunma hissi, el ile hissetme
– Duyarga, anten, duyu alma organı
Cümle içinde kullanımı: “Böceklerde yer alan lâmise özel görevleri olan organlardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Dokunmakla olan duyma duygusu, dokunan, temas eden, el ile tutup yoklayan
– Elle dokunan, eliyle temas eden
Cümle içinde kullanımı: Doktor beyin lâmis muayenesi sonucunda apandisin patladığı anlaşıldı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hz. Nuh’un erkek kardeşinin adı
– Parlayan, parlak, parıldayan
– Erkek adı
Cümle içinde kullanımı:” Lamih gözünü iyice açıp bana baktığında çocuksu hayallerindeki yıkımı gördüm. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Osmanlıca alfabesindeki Lam harfi şeklinde olan
– Lam harfiyle yapılan izafet terkibi, Lam ile yapılan isim tamlaması
– İzafet-i lamiyye
Cümle içinde kullanımı: “Arap dilinde lâmî ile yapılan kelimeler iki kelimelik terkipler oluşturur. “
Kelime Kökeni: Arapça-leme’ân
– Parlayan, parıldayan, ışıldayan
– Çocukların başında ve başının tepesinde bulunan bıngıldak, yeni doğmuş bebeğin kafasının üst yumuşak bölümü
– Kadın ismi
Cümle içinde kullanımı: “ReşaT Nuri Güntekin’in unutulmaz eseri Dudaktan Kalbe’nin Lâmia’sını okurken göz yaşlarıma hakim olamazdım. “