Kelime Kökeni: Arapça
– Lemalar, parıltılar, ışıltılar, parlayışlar
Cümle içinde kullanımı: “Sakın leme’ât saçan yolsuzluklara günahlara el sürme, arkasındaki karanlık nefsine bulaşmasın. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lemalar, parıltılar, ışıltılar, parlayışlar
Cümle içinde kullanımı: “Sakın leme’ât saçan yolsuzluklara günahlara el sürme, arkasındaki karanlık nefsine bulaşmasın. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Işıldama
– Parlama, parıldama, parıltısı
Cümle içinde kullanımı: “ Saçlarına vuran leme’ân gibi beni de ayağına kul yaptın yaranım. “
Kelime Kökeni: Arapça-lem’a+Farsça-rîz
– Işık saçan
– Parlayan, parıldayan
Cümle içinde kullanım: ” Lem’a-rîz yıldızların altında söz veriyorum sana nefes aldığım müddet kalbimdeki yerin baki olacak. “
Kelime Kökeni: Arapça-lem’a+Farsça-pâş
– Işıldayan, parlayan, parıldayan, ışıldayan, ışık saçan
Cümle içinde kullanımı: “Güzel Allah’ım lem’a-pâş gözlerini bir ömür soldurmasın hep güldürsün kızcağızım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Işıltı, parıltı, parlayış, göze çarpan parlaklık
Cümle içinde kullanımı: “Mavi gözlerine yansıyan lem’a, saçlarını dalgalandıran rüzgar seninle güzel bir tanem. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Arapça da cezm harfidir
– Terk etmek, bırakmak, gitmek
– Işıldama, parıldama, parlama
Cümle içinde kullanımı: “Arapça öğrenirken en çok zorlandığım kısım Lem harfinin muzari fiillere okutma şekliydi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Lekesi olmayan, pislik ve damla eseri yada beneği olmayan, tertemiz
– Namus ve şöhretine gölge düşürecek bir hal ve davranışı olmayan, namuslu, iffetli
Cümle içinde kullanımı: “Lekesiz ay parçasına benzeyen yüzünle gam tasa görmeyesin oğlum. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kaba dikiş
– Sırımla veya kırnap ile atılan dikiş
– Saat zincirinin sarıldığı silindir
Cümle içinde kullanımı: ” Bozulan saatimin lekendesi kırık olduğu için artık takmıyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Leğen
– Kara batmamak için ayağa takılan örgülü çember
Cümle içinde kullanımı: ” Eve buyur etmeden leken getirsen de elimi yüzümü yıkasam ana. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Üstüne bir sıvı damlayıp başka renkte benekler peyda etmiş olan, lekelenmiş, lekesi olan
– Doğal veya geçici benekleri olan
– Uygunsuz davranışlarla şöhreti ve namusu bozulmuş kimse, kötü tanınmış, lekelenmiş, adı kötüye çıkmış
Cümle içine kullanımı: “Güneş lekeli yüzünü çiller basmış gibi görünüyordu ama yine de oldukça güzel ve zarifti. “