Kelime Kökeni: Arapça
– Lakin, ancak, fakat, amma, eğer, yalnız, şayet
Cümle içinde kullanımı: “Lîkin ne etmek lazım gelir bir türlü karar veremem, müteessirim. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lakin, ancak, fakat, amma, eğer, yalnız, şayet
Cümle içinde kullanımı: “Lîkin ne etmek lazım gelir bir türlü karar veremem, müteessirim. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ekin biçilip harman yerine taşındıktan sonra tarlada kalan başakları toplama işi, başak toplama
Cümle içinde kullanım: “Tarlaya bir an evvel gidilip likât edilmeli yoksa yağmur bastıracak. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gem, dizgin, licam, ligam
Cümle içinde kullanımı: “Hayvanların likâmları sağlam olduktan sonra zapt edilmesi kolaydır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Söz söyleyenin, söz söyleyene aittir
Cümle içinde kullanımı: ” Kelam edene li-kailihi, ağızdan düşen söz namustur dönülmez. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Palan, eğer, semer, yukaç
Cümle içinde kullanımı: “Atların likâflarını vurup yemlerini vermeyi ihmal etme sabah ezanıyla yola koyuluruz.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Allah’a kavuşma, Yaratana kavuşma
Cümle içinde kullanımı: “Daha fazla acı çekmeyen sabaha karşı lika-ullah ederek bu dünyadan ayrıldı.”
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Gök, gökyüzü, sema, felek
Cümle içinde kullanımı: ” Likâ-yı âfâk dünde güneşle ağardı yarında ağaracak, sanma leylâ bitmeyecek.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Görme, görüşmek, rast gelip kavuşma, bir araya gelmek
– Yüz, sima, çehre, görünüş
– Mürekkep hokkalarına konulan ham ipeğin adı
Cümle içinde kullanımı: ” Neylerim bir gün likâ yüz yüze gelemeyecek olduktan sonra yaşamayı.”
Kelime Kökeni: Farsça-edat
– Lakin, amma, ama, fakat, ancak, yalnız
Cümle içinde kullanımı: “Doğru denemez lîk yanlış da görünmez bu olayda. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sakallı, sakalı uzamış olan
Cümle içinde kullanımı: “Lihye-dâr hoca efendi akşam yemeğinde evimize teşrif edecek. “