10 bin saat kuralı Nedir?

İlk olarak Malcolm Gladwell’in ortaya tezlerden biri olan 10 bin saat kuralı, bir konuda uzmanlaşmak için belirtilen gerekli süre olarak tanımlanabilir. Gladwell’in 2008 yılında piyasaya çıkan kitabı Outliers’da iddia ettiği üzere başarıyı getireceği öne atılmış bir fikirdi. Kitapta başarının beraberinde gelmesi için iki tez ortaya atılmıştı bunlardan en ilgi çekeniyse 10,000 saat kuralıydı.

Küresel çapta kitap çok satanlar listesine girerken konu hakkında birçok seminer ve araştırmalar yapıldı. 10 bin saat kuralının başlıca maddesi; bir alanda başarılı olmak istiyorsan çalışmalısın.

Kitabın yazarı savını doğrulamak için The Beatles ve Bill Gates’i örnek olarak vererek, çalışma azmini anlatmıştır. Lisede okurken evinin yakınlarındaki Washington Üniversitesi’nde bulunan bilgisayar laboratuvarına giden Gates’in kod çalışmasını örneklendirmiştir.

Gladwell örneklerinden de yola çıkarak bir konunun uzmanı olabilmek için üzerine en az 10 bin saat çalışılması gerektiğini öne sürüyor.Alanda ustalaşmanın, olası riskleri ve durumları tahmin ederek uygun kararlar üretilme yetisinin sonunda başarıyı beraberinde getireceğini kanıtlıyor.

10 bin saat kuralı üzerine yürütülen hipotezler ve tartışmalar sonucunda 2014’de yayınlanan bir araştırma çalışma ve pratik yapmanın farklı alanlarda sağladığı başarıyı çıkardı.

Oyunlarda %26

Müzikte %21

Sporda %18

Eğitimde %4

Meslek dallarında ise %1‘lik oranlarda fark yarattığı kanıtlanmıştır.

Solipsist (Tekbencilik) Nedir?

Kuramsal anlamda bencilik felsefesine dayanan Solipsist, varlığı ben’e dayandırmaktadır. Öznel olarak tek kabul edilen varlık ‘ben’dir. Varlığı bir nevi düşünceye indirgeyen Tekbencilik’e göre gerçek olan sadece ben’in varlığıdır, onun haricinde nesnel gerçeklik yoktur. Başlangıç noktası olarak ben’i hedef alan yöntemsel yaklaşımlar çoğu düşünür ve filozofun idealizmi benimseyerek, varlığı düşünceye indirgemesine neden olur.

Kuramsal bencilik felsefesindeki görüşe göre “Yalnızca ben varım, benim dışımdaki her şey düşüncelerimden ibarettir” mantığına dayanır.

Yöntemsel tekbencilik, Descartes’e göre “Çıkış ve başlangıç noktası ben’im” anlayışına dayanır.

Ahlaksal bencilik, Stirner’e göre “kendi yaşamını ve hayatını gerçek merkezi olarak ben’i kabul etmesi, ben’i gerçekliğin özeği durumuna getirmesi” savına dayanır.

Güneydoğu ve Asya’nın Korkulu rüyası; Dhat Sendromu Nedir?

Genellikle Güneydoğu ve Asya’da yaşayan kişilerin oldukça korktuğu bir durum olan Dhat sendromu, hem ilginç hemde yaygın.  Dhat sendromu, sperm kaybı sonrasında kişinin hastalanacağını düşünmesiyle duyduğu korkuya verilen isim. Ekseriyetle uzak doğu ülkelerinde sıklıkla karşılaşılan dhat sendromunda, erkekler aşırı seks yaptığını, uykuda boşaldığını veya sperm akıntısı yaşadıkları anda kalıcı bir hastalık ihtimali yüzünden korkuya kapılıyor.

Bu korkuyla baş edemeyip doktora başvuran ülkeler arasında Hindistan’da yer alıyor.  Hasta olduklarına inanan kişilerin belli başlı ülkelerde olmasının nedeni ise kültürel inanışlar. Güneydoğu asya, Çin ve Hindistan halkı beyin ve sperm arasında yakın bir ilişki olduğuna inanıyor. Örnek vermek gerekirse 1 damla spermanın 60 damla kana denk geldiğini düşünüyor, 1 damla spermin bir kaç günlük boyunca aldıkları besinle eş değer görüyorlar.

 

Sübut, Sübûtî Nedir?

Kelime Kökeni: Arapça

– Şüphe götürmeksizin ortada olan

– Müspet

Subuti: Varlığı ispat edilmiş olan

Cümle içinde kullanımı: “Allah’ın sübûtî sıfatları şüphe gerektirmek, o ki tektir ve yaratandır.”

 

 

Tarihe ölmeyen adam olarak geçen, Grigori Rasputin Suikastı Nedir?

Çarlık Rusya’sının en önemli kişilerinden biri olan Grigori Rasputin, cinsel hayata olan düşkünlüğü ve doğa üstü sezgileriyle şahsına münhasır biriydi  22 Ocak 1869’da Pokrovskoye köyünde dünyaya geldi, kendi topraklarına sahip olan bir ailenin çocuğuydu. 15 sene boyunda Rusya’nın çeşitli bölgelerinde gezerek vaazlar verdi. Mistik bir keşiş olan Rasputin’in özel güçleri olduğuna inanılıyordu.

St. Petersburg’da 1905’de toplanan büyük bir dini toplantıya katılan Rasputin, Johann Von Kronstadt da dahil olmak üzere adı geçen büyük dini adamlarla tanışarak ünü yayıldı. Çar’ın oğlu Alexei 1907’de hemofili hastalığına yakalanmıştı, tıbbi hekimlerin iç kanamayı durduramaması üzerine Çarice, Rasputin’i saraya davet etti. Hipnotizma konusunda müthiş bir deneyimi olan Rasputin, küçük Alexei bir kaç dakika boyunca dokunarak ve dua okuyarak iç kanamasını durdurdu.

Çarlık için önemli bir yere sahip olan Rasputin, çar ailesine hizmet vererek tedavilerine devam etti. Çar’ın ordunun başına gitmesiyle sarayda yaşamaya başlayan Rasputin, Çariçe Alexandra Fyodorovn sayesinde ülke yönetimine de katılıyordu.  Bu durumdan rahatsız olan Hanedan üyeleri, Rasputin’in sarayda kadınlarla bolca vakit geçirmesi ve ülke yönetimine katılıyor olmasına karşıydılar.  Halk arasında da başlayan olumsuz söylentiler, tepkiler giderek artarken Hanedan üyeleri tek çare olarak Rasputin’i ortadan kaldırmak olduğuna karar verdi.  Tatar prenslerinden olan Felix Yussupov isimli hanedan mensubu önderliğinde bir plan yapıldı.

Saray’da düzenlenen davette, Felix Yussupov Rasputin ile özel görüşmek istediğini belirterek bir odaya alınmasını emretti.  Odada önceden siyanür katılmış kurabiyeler ve şarap bulunuyordu, siyanürün dozu ise yetişkin adamı öldürecek boyuttaydı.  Kurabiyelerden iki tane yiyen Rasputin bir kadehte şarap içti.  Ancak Yussupov, Rasputin’e bir değişiklik olmadığını sezince odadan çıkarak, arkadaşlarının yanına giderek bir silahla geri döndü. Silahla bir el ateş ederek Rasputin’i vurdu, yere yıkıldığında öldüğünü düşündü.

Olayı arkadaşlarıyla kutlamak isteyen Yussupov, kendinden emin olamayarak Rasputin’in yerde yatan bedeninin yanına gitti. Gözleri açık olan Rasputin’in Yussupov’a bir şeyler söylemeye çalıştı.  Odaya giren bir arkadaşı kendi silahıyla Rasputin’e bir el ateş ederek kurşunu böbreğine hedef ettirdi.

Yerde yatan bedeni çarşafa sararak araca taşımaya başladılar. Aracın içinde yatan bedenden hırıltılar gelip hareketlenme olduğunda İngiliz Rayner, Rasputin’in ölmediğini anlayarak alnından vurdu.  Daha sonra çarşafla sarılmış ölü bedeni buzlarla kaplı Neva nehrine attılar. Ölü beden ancak 14 saat sonra nehirde bulunabildi.

1916 yılında öldürülen Rasputin, ölmeden önce sekreteri Simonoviç’e bir mektup bırakmıştı. Mektupta yazanlar ise şöyleydi;

“1 Ocak’tan önce öldürüleceğim, eğer soylular tarafından öldürülürsem, soyluların tümü Rusya’dan ayrılacak, Rusya’da kardeş kardeşi öldürecek ve 25 yıl içinde Rusya’da bir tek bile soylu kalmayacak. Ulu Çar! Eğer ölümümde sizin de parmağınız varsa, ailenizden hiç kimse, çocuklarınız dahil iki yıldan fazla yaşamayacak ve Rus halkı tarafından öldürülecektir”

Bir nevi lanette bulunan Rasputin’in dedikleri 1917’de Bolşeviklerin yönetimi ele geçirerek soyluların ortadan kaldırılmasıyla gerçekleşirken, o dönemde Rusya’da kardeş kardeşi öldürmüştür.Tarihe ölmeyen adam olarak geçen Rasputin’in kehaneti gerçekleşmiştir.

Freze Nedir?

Kelime Kökeni: Fransızca

  1. bir eksen çevresinde düzenli bir biçimde sıralanmış kesici ağızları olan, dönerek kesici takım.
  2. tornacılıkta, bir deliğin ağzını genişletmekte kullanılan çelik aygıt.
  3. frezeleme işinde kullanılan takım tezgâhı.
  4. basımcılıkta, baskı klişelerinin gereken yerlerinin kazınmasında kullanılan aygıt.