Kelime Kökeni: Farsça
– Ölü hayvan bedeni, kokmuş hayvan ölüsü
– Çok kötü kokan, rahatsız edici koku
– Ağır
– Çok pis yer
– Yorgun ve tembel kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Evi günlerce havalandırılmamış temizlik yüzü görmemiş leş gibi.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ölü hayvan bedeni, kokmuş hayvan ölüsü
– Çok kötü kokan, rahatsız edici koku
– Ağır
– Çok pis yer
– Yorgun ve tembel kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Evi günlerce havalandırılmamış temizlik yüzü görmemiş leş gibi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hırsızlık, hırsızlık yapma, hırsızlık etme, sirkat
Cümle içinde kullanımı: “Lesûsiyyet yapan adamı affetmem, başkasının malına göz diken insandan hayır gelmez. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hırsızlık, çalma, hırsızlık etme, sirkat, arakçılık
Cümle içinde kullanımı: “Bir çocuk lesûs yapıyorsa ilk evvela ailesine bakacaksın. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Güzel, iyi
– Güçlü, kuvvetli, sağlam, kavi, dayanıklı olan
– Olmasın diye, etmesin diye, bağlaç olmasın diye, olmaya ki, belki
Cümle içinde kullanımı: “Kardeşlerden her biri lest, dayanıklı bir yapıya sahip lakin küçük olanı daha içine kapalıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yüz örtüsü, peçe, yaşmak, puşu, nikap
Cümle içinde kullanımı: “Atatürk kılık kıyafet inkılabını getirmeden önce büyük şehirler dahil bütün kadınlar sokağa lesme ile çıkıyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Zehirli hayvan sokması, akrep ve yılan benzeri zehirli hayvan ısırığı
Cümle içinde kullanımı: “Fatma hanımı geçtiğimiz sene lesî yüzünden kaybettik. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hırsızlık yapma, hırsızlık, çalma, sirkat
Cümle içinde kullanımı: “Dayım lesâs yaptığı iddiasıyla dün gece zaptiyeler tarafından tutulmuş bu gün haberi geldi. “
Kelime Kökeni: Arapça-less
– Yılan akrep ve benzeri zehirli zehirli hayvan sokması, zehirlenme
– Sürekli, daim olan, ebedi, kalıcı
Cümle içinde kullanımı: ” Les soktu mu feleğin şaşırır mazallah ölürsün bile.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Titreme, titreyiş, kırpışma, sarsıntı
Cümle içinde kullanımı: “Yaşadığı şok yüzünde lerziş nöbetine tutulup yere yığıldı kaldı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Titreten, titreme veren, sarsıntı veren
Cümle içinde kullanımı: “Lerze-resân sevdan sayesinde can çekişiyor ama ölmüyordum. “