Kelime Kökeni: Farsça
– Titrek, titreyen, sarsıntı
Cümle içinde kullanımı: ” Çinilerin üzerindeki mumların lerzende ışıkları arasında yüzünü zorla seçebiliyordum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Titrek, titreyen, sarsıntı
Cümle içinde kullanımı: ” Çinilerin üzerindeki mumların lerzende ışıkları arasında yüzünü zorla seçebiliyordum.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Titreyen, titrek, titreyici, titremeye tutulmuş
Cümle içindeki kullanımı: “Onu kapı önünde bulduğumda lerze-nâk halde yarı baygın yatıyordu. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Titreten, titreme veren, titreşim yaratan
– Vibratör
Cümle içinde kullanımı: ” Bu soğuk da vücudumu lerze-bahş eden ne ayazdır ne de kasım rüzgarı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Titreme, titreyiş, kırpışma
Cümle içinde kullanımı: “Sahra çölündeki bir lerze hayal gibi görürüm seni, bir varsındır bir yoksundur. “
Kelime Kökeni: Farsça-lerzân
– Titremek, korkudan titremek, ürkekçe titreyen
Cümle içinde kullanımı: “Yalnızlığın vahametiyle lerzân olurken içimdeki yangın henüz yeni başlıyordu. “
Kelime Kökeni: Zooloji
– Misk keçisi benzeri bir hayvan, lerce
Cümle içinde kullanımı: ” Bizim dağ eteklerimizde yabani lerci çoktur efendim yalnız yakalanmaz hırçındır. “
Kelime Kökeni: Arapça-cümle
– Beni görmeyeceksin!
– Beni asla göremezsin
Cümle içinde kullanımı: “Yeminler olsun ki len-terânî, yolum yoluna çıkmayacak. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Topallık, sakatlık, aksaklık, maluliyet
Cümle içinde kullanımı: ” Kazım efendi sonunda lengî nedeniyle malulen emekli sayılarak maaşa bağlandı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ağırbaşlı, vakur, onurlu
– Sıkı kararlı, ciddi, hoppa karşıtı
– Önemli, mühim
– Demirlemiş, demir atmış
Cümle içinde kullanımı: ” Bu yalancı baharda bir tek sen lengerlü bir tek sen gerçeksin. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Büyük ve geniş kenarlı bakıp tepsi, lenger, ilerger
Cümle içinde kullanımı: “Düğün günü için bir düzine lengerî tavuklu keşkek yapılıp köye dağıtıldı. “