Kelime Kökeni: Arapça
– Ağız tadı, tat alma duyusu, herhangi bir şeyden haz alma, tat, çeşni
– Tatlılık, hoşluk
– Hoşlanma, zevk, haz
Cümle içinde kullanımı: “Yemeğe lezzet veren baharattır, doğru baharatla harmanlanmış yemek damağı şenlendirir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ağız tadı, tat alma duyusu, herhangi bir şeyden haz alma, tat, çeşni
– Tatlılık, hoşluk
– Hoşlanma, zevk, haz
Cümle içinde kullanımı: “Yemeğe lezzet veren baharattır, doğru baharatla harmanlanmış yemek damağı şenlendirir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Tat veren, leziz, güzel, hoş, tatlı, lezzetli
Cümle içinde kullanımı: ” Lezzâz yemeklerden oluşan mükellef bir ziyafete konduk, karınlarımız bayram etti.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lezzetli, hoş, tatlı, güzel, zevkli, tatlı
– Tadı güzel olan, tadı hoş, tadı lezzetli olan
Cümle içinde kullanımı: “Kuymak lezîz, damakta unutulmayan bir tat bırakan yöresel bir yemektir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Akıllı, bilgili, zeki, akil
Cümle içinde kullanımı: ” Osman beyin lezîr planları doğrultusunda bu işi kotarabiliriz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yapışkan, yapışma özelliği olan
– Elastıkî, esnek
Cümle içinde kullanımı: ” Sıcağı gören tütün yaprakları lezic suları nedeniyle birbirine yapışır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yılda askere verilen maaşın dördüncü üç aylığı
– Yeniçerilere üç ayda bir verilen ulûfeden şevval, yeniçerilere verilen üç aylık maaşın dördüncü bölümü
Cümle içine kullanımı: “Yeniçerilere her yıl bir kere verilen lezez diğer adıyla yay parası kanun nezdinde yer almıştır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gerekli olma, lüzumlu, vacip
Cümle içinde kullanımı: “Bu kağıtların lezâmet olduğunu söyleseydiniz hemen teminini sağlardım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lezzetli olan şeyler, hoşa giden şeyler, zevk duyulan, eğlendirici, tat veren şeyler
Cümle içinde kullanımı: “ Oldu olası lezâ’iz yiyeceklerden ve hoş sohbet lakırdılardan hoşlanmışımdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yumuşak olma durumu, yumuşaklık, hafiflik
– Ilımlı, mülayemet
Cümle içinde kullanımı: “Bu devirde leyyinet ve saf bir kalp oldukça tehlikelidir dostum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yumuşak, yavaş olan, mülayim, hafif
– Sert karşıtı, katı karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Takma dişlerimle ancak leyyin, sert olmayan şeyler yiyebiliyorum azizim.”