Kelime Kökeni: Farsça
– Karın boşluğu
– Böğür
– İçine su doldurulan çukur, havuz
Cümle içinde kullanımı: “Dün akşam saatlerinde abhunuma giren sancı solumu nefesimi kesmişti. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Karın boşluğu
– Böğür
– İçine su doldurulan çukur, havuz
Cümle içinde kullanımı: “Dün akşam saatlerinde abhunuma giren sancı solumu nefesimi kesmişti. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Nergise benzeyen
Nergis gibi
Cümle içinde kullanımı: “Kır tepesinde açan çiçekleri gördün mü, tıpkı abherın gibi kokuyor.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Bakımlı, özenli
– Şen
– Bakılıp güzelleştirilmiş, bayırdır, mamur
Cümle içinde kullanımı: “Yaz bahçesi baharın ilk günlerinden beri abadan edilerek temizlenip, renk renk çiçeklerle donatıldı.”
Kelime Köken: Ad – eskimiştir
– Öz güzelliği
– Dış güzellik
Cümle içinde kullanımı: “Benim gözlerim onun ancak abu reng’ini görebilir, ama kalbim ruhunu benimser.”
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Mısır valisi, sadrazam
– Mısır prenslerine verilen unvan
Cümle içinde kullanımı: “Fahametlü Kavalalı Mehmed Ali Paşa, Mısır’ın ilk valisidir.”
–
Kelime Kökeni: Farsça
– Çin işi
– Çin imparatoru
Cümle içinde kullanımı: “Çin’i birleştiren ilk fagfuri Çin Şi Huang’dır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Berrak, temiz su
– Gökyüzü rengi, mavi
Cümle içinde kullanımı: “Gözyaşındayım romanındaki Ezrak karakteri hırçın ve hoyratlığı yüzünden sevgilini kaybediyor. “
Kelime Kökeni: Ad
– Cömert olma durumu
– Yardımseverlik
– Eli açık olma durumu
Cümle içinde kullanımı: “Derviş ve evliyalar eryahiyyet sahibi kimselerdir. ”
Bir gün eminim ki anlayacaksın. Kaybettiğim savaşın değerini, uçurumlardan düşen yüreğimin ezilişini. Ah edişim sana değil yanlış anlama sevgilim, ben ne zaman kıydım ki sana. Fakat karanlık gecelerime ortak edemem seni, keza bunu istemiş bile olsan. Çocuksu hallerini, yaramaz gülüşlerini, her zaman temiz ve ferah kokan kokunu nasıl sevdiğimi anlatamam.
Yine de tutamam ellerini, kıyamam sana. Benliğimin altında yatan bataklığa çekemem seni, her ne kadar benimle boğulmaya istekli olsan da. Toy kalbini dolduran ağır hüznüme daha ne kadar katlanacaktın? Ben solan bir yapraktım, küçücük elinde yaşarım sandım. Özrümü kabul et sevgilim, ayaz gecelerime seni de ortak ettim. Üşüyen bedenini, titreyen ellerini ısıtamayacak kadar donmuştum.
Özlerim illa, yine de yokluğunla avunmayı da öğrenirim. Bir gün anlayacaksın, acımı dindiren sevgine olan ihtiyacımı, bu ihtiyaç uğruna seni kullanmaktan nasıl korktuğumu. Sessizliğimde yalan arama sevgilim, kışımı baharından kaçırdığımı düşün. Eksilen, koparılıp atan günlerime el sürme, benimle birlikte kederime mahkum ol istemem.
Tükenmiş ruhum henüz düştüğü yerden kalkacak mecale sahip değil. Güneşle parlayan gençliğin hoyrat ve taze iken uzaklaş benden. Ben ömrünü tamamlamaya yaklaşmış bir ağacım. Dallarım çoktan kırılmış, köklerim sökülüp atılmış. Bağım bahçem tarumar edilmiş sevgilim, verdiğinden fazlasını isteyemem.
Lütfen arkamdan gelme, hayırsızdı aptalın tekiydi de. Ama ne olursun sevgimi hor görüp gücendirme gönlümü. Bıraktıysam seni, sana olan aşkıma kıyamadığımdandır sevgilim…
Semra Şenol
Kelime Kökeni: Farsça
– Güzel gözlü sevgili
– Ceylan gözlü kimse
Cümle içinde kullanımı: “Ahu çeşm’i dilberim açtım yollarımı, bir zeytin dalı kapıp geliver yamacıma.”