Kelime Kökeni: Farsça
– Yakın, komşu ülke
Cümle içinde kullanımı: “İran, Türkiye’nin hemhudutu’dur.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yakın, komşu ülke
Cümle içinde kullanımı: “İran, Türkiye’nin hemhudutu’dur.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Savaşın yapıldığı yer, savaş meydanı
Cümle içinde kullanımı: “Rüyada averdgah da olmak sıkıntıların baş göstereceğine dalalettir.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Vahdaniyet
– Allah’ın birliği, Tanrının birliği
– Teklik
Cümle içinde kullanımı:“Tüm Müslümanlar inancıyla birlikte Ahadiyyet’e bağlıdır.”
Kelime Kökeni: Farsça
Cümle içinde kullanımı: ” Aferınende ne derse o olur, şikayet etmek yakışmaz bize, kul kulluk görevini yerine getirmeli.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yaratan, yaratma yeteneği olan, Tanrı
Cümle içinde kullanımı: “Aferidegar yazmamışsa neylesin kul, ne yapsın ademoğlu.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Vücutta nohut büyüklüğünde çıkan çıban
– Deride oluşan siğil, çıban
Cümle içinde oluşumu: “Yüzünde çıkan adesiyye yüzünden dışarı çıkmak istemiyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Uyuşmama durumu
Cümle içinde kullanımı: “Aynı kandan da olsak kafalarımız adem-i imtizacı denk getiremedi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yumurta benzeri sayılan şeyler
– Sayıyla alakalı
Cümle içinde kullanımı: ” Sıraya koymak, adediyyat etmek istesem de bunca derdi kederi yüklenemiyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yalan yanlış, saçma konuşan kimse
– Yaşlı, bunamış kişi
Cümle içinde kullanımı:” Abuzambak, tuhaf bir o kadar da eğlenceli adamdır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Ağustos
– Üzümden yapılma içecek
– Güneş
– Tazelik
– Güzellik
Cümle içinde kullanımı: “Şayet ömrümün geri kalanında bu abtapları görmeseydim pişmanlığım nice olurdu. “