Kelime Kökeni: Arapça-hafîd+Farsça-âne
– Torun gibi, toruna benzer
Cümle içinde kullanımı: “Evlatlık aldığım bu yetimi hafîdâne gibi büyütecek, mirasımdan pay almasını sağlayacağım.”
Kelime Kökeni: Arapça-hafîd+Farsça-âne
– Torun gibi, toruna benzer
Cümle içinde kullanımı: “Evlatlık aldığım bu yetimi hafîdâne gibi büyütecek, mirasımdan pay almasını sağlayacağım.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İçinde güneş sisteminin bulunduğu gök ada, gökyüzünde boydan boya görülen yıldız kümesi, kehkeşan, samanuğrusu, gökyolu, hacıyolu,
Cümle içinde kullanımı: “Hacılar yolunu 200 ile 400 milyar yıldızdan oluştuğunu biliyor muydun?”
Kelime Kökeni: Arapça-hâcet+Farsça-gâh
– İbadet yeri, hacet yapılan yer, ibadethane
Cümle içinde kullanımı: “Hâcet-gâh olarak kullanılan yerlere ağzında kötü söz, ruhunda kirle girilmez efendim. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hâcegan rütbesine sahip olma, mazhar olma
Cümle içinde kullanımı: “Babıali kaleminde çalışan efendilere Hâcegânlık mertebesi verilir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yağmurun ardından ortaya çıkan 7 renkli kemer
– Gökkuşağı, ebemkuşağı, alkım, meryemanakuşağı, alaimisema, eleğimsağma, ebekuşağı
Cümle içinde kullanımı: “Sağanak yaz yağmurunun ardından hemen hacılar kuşağı ortaya çıkar. “
Kelime Kökeni: Arapça-ad tamlaması
– İslam dinin son peygambei Hz. Muhammed’in ölümünden önce Mekke’yi ziyaret edişi, veda haccı
Cümle içinde kullanımı: “Medine’ye hicretinin 10. yılında Hz. Muhammed’in 632 yılında gerçekleştirdiği haccetü’l-veda ilk ve son haccı olmuştur. ”
–
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Hac mevsiminde yapılan ziyaret
– Arife günü cuma gününe denk gelen hac
– Kurban bayramı
Cümle içinde kullanımı: “Hacc-ı ekber zamanı Allah ve Resûlü’nden gelen bildiri olarak kabul edilir. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Her yıl yapılan hac ibadeti
– Müslümanlar tarafından yılın zilhicce ayında Kâbe’yi ziyaret ve tavaf ibadeti
Cümle içinde kullanımı: “Hac mevsimi geldiğinde Müslümanlar ibadetlerini yerine getirmek üzere Mekke’ye hacc-ı asgar eder. “
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Uyumuş, uykuda olan (kimse)
Cümle içinde kullanımı: “Rüyalar aleminde dolanır şimdi, gece bastırdığında başı yastığa konar konmaz hâb-nûş olur. “
Kelime Kökeni: Arapça-haber+Farsça-şinâs (sıfat)
– Bilgili, malumatlı, sağlıklı haber alan (kimse)
Cümle içinde kullanımı: “Vatan düşman ordularıyla sarılırken, Kurtuluş muharebesinin hangi illerde doğduğunu haber-şinâs elden dağıtılan ilanlardan alıyorduk.”