Kelime Kökeni: Yunanca
– Güneyden veya Güneybatıdan esen yerel rüzgar, güney rüzgarı, boz yel, kaba yel
– Güney yönü
– Lodos rüzgarı fırtınası
Cümle içinde kullanımı: “Hava durumuna bakılırsa yarın lodos var gibi, denize açılmayı erteleyelim.”
Kelime Kökeni: Yunanca
– Güneyden veya Güneybatıdan esen yerel rüzgar, güney rüzgarı, boz yel, kaba yel
– Güney yönü
– Lodos rüzgarı fırtınası
Cümle içinde kullanımı: “Hava durumuna bakılırsa yarın lodos var gibi, denize açılmayı erteleyelim.”
– Şevval, zil-kade, zilhicce aylıkları, bayram ayı
– Kapı ardına koyulan ağaçtan sürgü
– Lezzetli ve tatlı şeyler
Cümle içinde kullanımı: “On gün sonra lizâz aylarına girmiş olacağız önümüz ramazan bayramı.”
Kelime Kökeni: Arapç-zarf
– Kendinden, kendiliğinden, olduğu gibi, bizzat
Cümle içinde kullanımı: “Lizâtihi kabul ederek bu evliliğin gerçekleşmesi yönünde rıza göstermiştir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gereli olma, gereklilik, lüzum, icap
Cümle içinde kullanımı: “Düğün öncesinde kız evine giden bohça lizâmdır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bağlanma, katılma, iltihak, bitişmek
Cümle içinde kullanımı: “Bu yavrucak iyiden iyiye evimize lizâk etti onu nasıl bırakabiliriz ki?”
Kelime Kökeni: Arapça-zarf
– Bunun için, bundan dolayı, bundan ötürü
Cümle içinde kullanımı: ” Efendim li-zâlike yarından itibaren tüm eşyalarınızı toplayarak ayrılmanız gerekmektedir. “
Kelime Kökeni: Arapça-liyâkat+Farsça-mend, liyâkatmendân çoğul biçimi
– Liyakatli, değerli, erdemli, faziletli, marifetli, hünerli
Cümle içinde kullanımı: “Övmek istemem lakin liyâkatmend bir insan olduğunuz her halinizden belli. ”
–
Kelime Kökeni: Arapça
– Yaraşma, değerli olma, yararlık, değim, yeterlilik, yararlılık,
– Güç, iktidar, fazilet, marifet, hüner, erdem
Cümle içinde kullanımı: “Köprü yapımında eli işe yatkın, liyâkat sahibi ustaları toplamak gerek.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Aldatıcı, yaltaklanan, şaka yapmayı seven, dolandırıcı
Cümle içinde kullanımı: “Senin ahbap böyle lîve bir adam olduktan sonra asla aç kalmaz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sığınma, korunma, iltica etme
– Birbirinin arkasına gizlenme, birinin himayesine girme, saklanma
Cümle içinde kullanımı: “Almanya’ya giderek livâz talebinde bulunduğunu duydum, artık ülkeye dönmez. “