Abrız Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Abdesthane, ayak yolu, hela

– Su testisi, ibrik

Cümle içinde kullanımı: ” İzninizle ben ibrîze bir varıp geleyim efendim, siz oturup rahatınıza bakın.”

Abril Nedir?

Kelime Kökeni: Yunanca

– Yılın dördüncü ayı, Nisan

– April

Cümle içinde kullanımı: “Abril ayı gelip çattığında bak hele, ağaçlar nasıl da çiçekle donanıyor. “

Abraş Getirmek Nedir?

Deyim

– Tüyler dökülüp deri açılmak

Cümle içinde kullanımı: “Ahırdaki iki atımız da abraş getirmiş hemen bir baytar çağırıp baktırmalıyız.”

Abrah Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Su yolu, su kanalı, ark

Cümle içinde kullanımı: ” Tarladaki ağaçların sulanma zamanı geldi hep birlik edip âb-râhı açalım”.

Aborda Nedir?

Kelime Kökeni: İtalyanca 

– Gemi ve benzeri deniz taşıtlarının bir birine veya iskeleye karın karına yanaşması

– Deniz teknesinin başka bir tekneye, rıhtıma veya iskeleye yanını vererek yanaşması

Cümle içinde kullanımı: ” İki kocaman yük gemisi aborda edip birbirlerine yanaştılar, tayfaların ellerinde birer de kutu vardı.”

Abname Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Suyun güzelliğini ve nimetini anlatan şiir

– Divan edebiyatında su hakkında yazılan kasideler

Cümle içinde kullanımı: “Âb-nâme suyun bereketini, doğallığını, berraklığını ve güzelliğini şairsel bir dille anlatan eserlerdir.”

Abnak Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Islak, nemli, sulu, sulanmış

– Kuru karşıtı

Cümle içinde kullanımı: ” Âbnâk edilmemiş inek sütü yavruların midesini bozar ve ishal eder. “

Abla Nedir?

Kelime Kökeni: Halk ağzı-ad

– Büyük kız kardeş

– Yaşlı hizmetçi, kalfa

– Randevuevi işletmecisi, mama, çaça

Cümle içinde kullanımı: ” Ablam bu gün çocuklarıyla birlikte memlekete gelecek.”

Abkeş Nedir?

Kelime Kökeni: Farsça

– Su çeken, saka, sucu

– Su taşıyan

– Kevgir, delikli kepçe

Cümle içinde kullanımı: “Çeşmenin başına üşüşen âb-keş kadınların hepsinin elinde topraktan testiler vardı.”

Abkarı Nedir?

Kelim Kökeni: Farsça-abkar+Arapça-î

– Suculuk, sakalık

– İnce işçilik ve ustalıkla işlenmiş kumaş

– Kamil, mutlaka kusuru bulunmayan, bilgin

Cümle içinde kullanımı: ” Aklı başında âb-karî olan birini kim kandırıp yoldan çıkartabilir ki?”