Kelime Kökeni: Farsça
– Abdesthane, ayak yolu, hela
– Su testisi, ibrik
Cümle içinde kullanımı: ” İzninizle ben ibrîze bir varıp geleyim efendim, siz oturup rahatınıza bakın.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Abdesthane, ayak yolu, hela
– Su testisi, ibrik
Cümle içinde kullanımı: ” İzninizle ben ibrîze bir varıp geleyim efendim, siz oturup rahatınıza bakın.”
Kelime Kökeni: Yunanca
– Yılın dördüncü ayı, Nisan
– April
Cümle içinde kullanımı: “Abril ayı gelip çattığında bak hele, ağaçlar nasıl da çiçekle donanıyor. “
Deyim
– Tüyler dökülüp deri açılmak
Cümle içinde kullanımı: “Ahırdaki iki atımız da abraş getirmiş hemen bir baytar çağırıp baktırmalıyız.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Su yolu, su kanalı, ark
Cümle içinde kullanımı: ” Tarladaki ağaçların sulanma zamanı geldi hep birlik edip âb-râhı açalım”.
Kelime Kökeni: İtalyanca
– Gemi ve benzeri deniz taşıtlarının bir birine veya iskeleye karın karına yanaşması
– Deniz teknesinin başka bir tekneye, rıhtıma veya iskeleye yanını vererek yanaşması
Cümle içinde kullanımı: ” İki kocaman yük gemisi aborda edip birbirlerine yanaştılar, tayfaların ellerinde birer de kutu vardı.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Suyun güzelliğini ve nimetini anlatan şiir
– Divan edebiyatında su hakkında yazılan kasideler
Cümle içinde kullanımı: “Âb-nâme suyun bereketini, doğallığını, berraklığını ve güzelliğini şairsel bir dille anlatan eserlerdir.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Islak, nemli, sulu, sulanmış
– Kuru karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Âbnâk edilmemiş inek sütü yavruların midesini bozar ve ishal eder. “
Kelime Kökeni: Halk ağzı-ad
– Büyük kız kardeş
– Yaşlı hizmetçi, kalfa
– Randevuevi işletmecisi, mama, çaça
Cümle içinde kullanımı: ” Ablam bu gün çocuklarıyla birlikte memlekete gelecek.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Su çeken, saka, sucu
– Su taşıyan
– Kevgir, delikli kepçe
Cümle içinde kullanımı: “Çeşmenin başına üşüşen âb-keş kadınların hepsinin elinde topraktan testiler vardı.”
Kelim Kökeni: Farsça-abkar+Arapça-î
– Suculuk, sakalık
– İnce işçilik ve ustalıkla işlenmiş kumaş
– Kamil, mutlaka kusuru bulunmayan, bilgin
Cümle içinde kullanımı: ” Aklı başında âb-karî olan birini kim kandırıp yoldan çıkartabilir ki?”