Günlerce Drone İle İzleme Yapan Hırsız 4 Milyon TL’lik Ziynet Eşyası Çaldı!

Ankara’nın Çankaya ilçesindeki lüks bir villayı soyan hırsız, tam teçhizatlı operasyonu için drone kullandı.  Tam tamına 4 milyon TL’lik ziynet eşyası ve bir miktar parayı çalan hırsız, polis ekiplerinin düzenlediği operasyonla ele geçirildi.  2 iş birlikçisi bulanan hırsızın daha öncesinde 11 ayrı suçtan sabıkası bulunduğu ortaya çıktı.

Hırsız olarak gireceği villayı günlerce drone ile izlediği ortaya çıkan zanlı Serkan Y. ve işbirlikçisi olduğu öğrenilen 23 ayrı suçtan sabıkası bulunan Ali T. yakalanarak göz altına alındı.

İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekiplerini harekete geçiren hırsızlık olayından sonra, ilk olarak etraftaki mobeseleri gözetim altına aldı.  Hırsızlık zanlısının olay yerinden motosikletle olay yerinden uzaklaştığını belirleyen polisler, güvenlik kameralarını inceleme altına aldı.

Lüks villaya gece vakti giren şüpheli ilk olarak alarm sistemi ve güvenlik kameralarını etkisiz hale kendini güvenceye aldı.  4 Milyon TL’lik ziynet eşyası ve bir miktar parayı çalan soyguncu, motosikletine binerek villadan uzaklaştığı belirlendi.

Yakalanarak emniyete götürülen zanlı çaldığı ziynet eşyalarını ablası Gülcan B.’nin Mamak’taki evinde sakladığını itiraf etti.  Polis ekipleri Mamak’taki evde arama yaparak kayıp ziynet eşyalarını elini koymuş gibi buldu, devamında ise Gülcan B’de göz altına alındı.

8 Yaşında Araba Kullanan Çocuk Otoyolda 140 Hız Yaptı!

Almanya’da sadece 8 yaşında olan erkek çocuğu babasının arabasını çalarak kullandı.  Otoyolda 140 kilometre hıza ulaştığında kendini kötü hissederek durduğunu söyleyen çocuk, aracı durdurup çevresine uyarı levhaları koymayı da unutmadı.

8 yaşında olmasına rağmen babasının aracıyla kısa bir tur atmak isteyen çocuğun ailesi Kuzey Ren- Vestfalya eyaletindeki Soest kasabasında yaşıyor. Dün akşam saatlerinde oğlunun ve arabasının olmadığını fark eden aile yerel polisi aradı.

Gece yarısını geçtiğinde polisleri tekrar arayan anne, oğlunun A44 otoyolunda olduğu bilgisini verdi.  Polisler çocuğu Dortmund şehrine giden otoyolda dinlenme yerinde buldu.  Çarşamba sabahı polisler tarafından bulunan çocuk gözyaşlarına boğulmuş haldeydi.  Aracı durdurarak tehlike ikaz ışıklarını yakan ve aracın çevresine uyarı levhası yerleştiren çocuk, hız yaptığı ve kötü hissettiği için aracı kenara çektiğini söyledi. Polise söylediği ilk söz ise;

“Sadece biraz araba kullanmak istedim” oldu.

Polis çocuğu ailesine teslim ederken, yaşanan olay sonrasında kimsenin zarar görmediği belirtildi. Ailesinde edinilen bilgiye göre 8 yaşındaki erkek çocuğu günlük hayatında özel arazide araba kullandığı, go-kart yaptığı ve sık aralıklarla çarpışan arabalara bindiği öğrenildi…

 

 

Diyarbakır’da Dev Uyuşturucu Operasyonu; 974 Kilo Esrar Yakalandı!

Jandarma tarafından Diyarbakır’ın Lice ilçesi kırsalında düzenlenen operasyonun devamında 974 kilo 150 gram esrar, 1 Milyon 349 bin 104 kök hint keneviri ele geçirildi!

İl Jandarma Komutanlığı tarafından Lice ilçesinin dağlık ve kırsal alanında 19 Ağustos 22:00’den itibaren jandarma komanda timleri ve güvenlik korucularıyla gerçekleştirilen operasyon başarıyla tamamlandı.  Valiliğin yaptığı açıklama da bölücü terör örgütüne düzenlenen operasyonun amacı, örgüt mensuplarını bulmak, sığınak ve barınakları tespit ederek silah ve mühimmatları muhafaza altına alarak uyuşturucu üretimi ve ticaretini ortaya çıkartarak adalete teslim etmek olduğu açıklandı.

Teröristlerin sığınaklarını imha etmek için düzenlenen “Şehit Jandarma Kıdemli Çavuş Ümmet Ufacık-165 Operasyonu” dün 22:00 sularında başarıyla tamamlanarak, 975 kilo 150 gram esrar, 1 milyon 349 bin 104 kök hint keneviri de ele geçirildi.

Valiliğin yaptığı açıklamada, R.Ö, R.K, A.A, M.A, göz altına alınırken, can kaybının olmadığı da belirtildi.  Açıklamanın devamında;

“Bölgemizde yaşayan vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğinin sağlanması ve teröristle mücadele kapsamında yürütülen operasyonlara artan bir azim ve kararlılıkla devam edilmektedir.” ifadelerine yer verildi.

Kadınlar Kediye Benzer!

Ömrünce tanıdığın kadınları göz önüne getir kimini daha çok sevdin, kimini ilgi manyağı yaptın, hangisine sırtını çevirip önemsemedin.  Yıllarca hem kaçan oldun, hemde kovalayan. Tanışıp görüştüğün tüm kadınlar bir tecrübeydi esasen sende bir tecrübe bıraktı, değer kattı.  Ve dahi bir şeyler alıp götürdü kalbinden, benliğinden, akıllı geçinen gururundan.

Dolayısıyla kadınları iyi tanıdığını, haklarındaki her şeyi bildiğin kanaatine kapıldın.  Bu yanılgı sana cahil cesaretiyle hareket etme hakkını tanıdı, bencilce bir tutumla ilerledin.  Temkinli oluşunda bu yüzdendi, ön yargılarına inanarak ve dahi güvenerek daima kaçan olmayı yeğledin.

Azizim, düştüğün bu gaflet senide yüreğini de kandırmasın.  Kadınlar kediye benzer!

Sevilmek ister, sağduyulu bir şekilde benimsenmek ister.  Hoşgörü görerek, saçları okşansın, kalbi doyurulsun ister.  Sen ki nankör dersin kediye, sahibine itaat etmek istemez, gün gelir arkasına dönmeden gider dersin.  Haksız değilsin hani, ancak yanıldığın çıkarımlar var.

Kediler onu besleyene kul köle olmaz, onunla dost olur.  Sahibini kendine denk görür ve içtenlikle sevildiği hissettirildiğinde aynı şekilde karşılık verir.  Bu ister sevgi bağı olsun, isterse arkadaşlık sahibine güvenir.  Köpekler kadar sadık değildir dersin, doğrudur kabulüm.  Köpekler sahipleri canını yaksa da, aç bıraksa da kör bir bağla bağlıdır sahibine.

Sen kadınından bunu mu istersin? Dövsen de sevsen de sana mecburiyetten doğan bir bağlılık mı beklersin? Yoksa eşitliğin korunduğu, karşılıklı fedakarlığında barındığı bir ilişkiyi benimsemek istemez misin?

Kediler, sahipleri artık onlara daha ilgilendiğinde, sevgisini kısıtlayıp ihtiyaçlarını karşılamadıkların da giderler.  Hem de kime bilir misin Azizim, onunla daha çok ilgilenen ve seven yeni birine.  Bir kadında gider dostum, sevilme ihtiyacını kim karşılıyorsa ona gider.

Onu yerinde tutamayan, gereksinimlerini veremeyen sen buna nankörlük dersin.  Bir düşünsene genelleme yapmadan, istisnalara aldanmadan.  Sen, evet sen kalır mısın seni sevmeyende.  Karşıda kollarını sana açmış bekleyen içten bir kalp yolunu gözlerken?

Cevabını vermeden önce ‘Sezar’ın hakkını Sezar’a, Tanrının hakkını Tanrıya ver’, sonra yüreğine danışıp, sesini dinle.  Dinle ki cevabını bana öyle ver.

Kadınlar kediye benzer ve kim severse ona gider…

-Semra Şenol

Boş Vakitlerinde Wushu Dövüş Müsabakalarında Hakemlik Yapan İmam Şaşırtıyor

Wushu Federasyonu hakemi olan Tahsin Buğuş aynı zamanda Amasya’da İmamlık yapıyor.  Vakit namazlarında cemaate namaz kıldıran İmam, boşta kalan zamanlarında Çin dövüş sporu olan Wushu hakemliğini üstleniyor.

İmamlık görevlerini aksatmadan ve eksiksiz olarak yerine getiren Buğuş, hakemlik konusundaki başarısını da sürdürüyor.  Namaz vakitlerinin ardından Amasya Kapalı Spor Salonunda düzenlenen Wushu müsabakalarında hakem olarak görev alan İmam, bu konuyla ilgili şu sözlere verdi.

“İmam hatip görevimin peşinden geriye kalan zamanlarımı wushu ile değerlendiriyorum.”

Wushu maçlarını düzenleyen Tahsin Buğuş gün içinde TOKİ Camii İmam Hatibi olarak görevini icra ederken, yakın zamanda hakemlik belgesini aldığını belirtiyor.  Kişisel gelişmeye ve insanın kendisini daime geliştirmeye odaklanmasına inanan İmam Tahsin Buğuş, konuyla ilgili şu açıklamalara yer verdi.

“Amasya İl Müftülüğü Şeyhcui Mahallesi TOKİ Konutları Camii İmam Hatibiyim. Boş vakitlerimi değerlendirmek amacıyla görevim haricinde zamanlarımı bu şekilde Amasya Wushu Kung-fu Federasyonuna katıldım. Hocalarımın yardımıyla, vermiş olduğu eğitimle sürekli antrenmanlara katılmaktayım. Yakın zamanda bir hakemlik belgesi aldım. Bildiğim ne varsa sporcu arkadaşlarıma elimden geldiği kadarıyla onlara yardımcı olmaya çalışıyorum. İmam hatip görevimin peşinden geriye kalan zamanlarımı wushu ile değerlendiriyorum. Bu esnada bir de bir sloganımız var ‘Namazda huşu, sporda Wushu’ sloganıyla da bütün gençlerimizi davet ediyoruz”

İmamlık görevlerini aksatmamanın yanı sıra wushu maçlarını da adaletli ve başarılı şekilde yöneten İmam hakkında Wushu İl Temsilcisi Tuğrul Fırat ‘Kişisel gelişimine fayda sağlıyor’ dedi.  Boş vakitlerinde müsabakalara hakemlik yaparken, antrenmanlara da katılan Tahsin Buğuş, gençlere “Namazda huşu, sporda Wushu” diyerek sesleniyor…

 

İNTİZÂR

Serçenin özrüne mazhar ol da,

Bir gülün dikenine eğil.

Akan bir damlacık kana, utanda

Yediğin haklara sırt çevir.

Uslanmadığın gibi, arsızlığa yenil.

 

Ey yâr, sanma ki intizarım sana,

Gülü bülbüle, Leyla’yı Mecnun’a dert eden sevdaya.

Boş söz ne zaman olur işe yarar kelam,

Bir kadeh kızıl şaraba takas etmişim.

Mercan gözleri, gayri işlemez lafım sana.

 

Sen, sen ol da harap et beni,

Bozdurup harcadığın gafil zamana,

Tırnağının ucuna değmeyecek katillere.

Velhasıl, hariçten gazel okumamın tam sırası,

Uyurken mi aldattım, gülleri.

-Semra Şenol

Engelli Emekliyi Bir İmza Karşılığı 150 Bin TL Dolandırdılar!

Adana’da faaliyet gösteren bir çete hedef olarak emekli, dul ve yetimleri gözlerine kestiriyor. Son kurbanları ise işitme engelli Abdülkadir Çatır’ı (75), 150 bin TL dolandırarak emekli maaşına el koydukları ortaya çıktı.  Polis merkezine gideren şikayetçi olan işitme engelli Çatır verdiği ifadesinde;

İmzaladığım senetten dolayı maaşıma el koyuyorlar. İki yıldır maaş alamıyorum. Elime bir kuruş emekli maaşı geçmiyor” sözlerine yer verdi.

Geçen şubat ayında Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne başvuran H.Ü, kendisine yardımcı olma bahanesiyle senet imzalatılarak dolandırıldığını bildirdi.  3’ü gerçek 1’i sahte senet düzenleyerek 150 bin TL dolandırıldığını bildirerek şikayetçi oldu.

Harekete geçen Adana Emniyet Müdürlüğü, 5 ay süren çalışma ve araştırmanın ardından çetenin liderleri olan Aydoğan Ş., ve Mustafa Yavuz M.’yi tespit etti.  Liderlerini öğrenen polisler yaptıkları takipler ile operasyonun startını verdi.

İçerisinde çete lideri Aydoğan Ş. ve sevgilisi Yaprak A’nın bulunduğu 4’ü kadın 15 kişi hakkında gözaltı emri verilerek Şafak operasyonu gerçekleştirilirdi. 31 temmuz şafak saatlerinde gerçekleştirilen eş zamanlı olarak yürütülen operasyonda tespit edilen İstanbul-Adana’daki 15 adrese baskın düzenlendi.

Baskın adreslerinden biri olan Çukurova ilçesi Karahan Mahallesindeki villanın bahçesinde yaşayan 5 pitpull  köpeği veterinerlerin yardımıyla etkisiz hale getirilerek kafeslere koyuldu.  Villa güvenlik kameraları tarafından gözetlenirken, çete lideri Aydoğan Ş. ve sevgilisi Yaprak A. yakalanarak göz altına alındı.

Villanın içerisinde polisler tarafından yapılan arama sonucunda boş ve dolu senetlere, alacak defterlerine, çek fotokopileri, dijital materyaller, cep telefonları, bilgisayar, 2 av tüfeği ve 2 adet ruhsatsız silah ele geçirildi.  Operasyon sonucunda 15 kişi gözaltına alınırken, çetenin mağdur ettiği bir çok kişi polis merkezlerine giderek şikayette bulundu.

Çetenin çökmesiyle polis ekiplerine başvuran mağdurların sayısının 77’ye kadar ulaştığı öğrenildi.  Şikayetler sonucunda 135 senetin imzalatıldığı ve yaklaşık 9 milyon TL vurgun yaptıkları belirlendi.  Diğer çete lideri Mustafa Yavuz M. tarafından kiralanan ofiste kredi çekemeyen emeklilere, araya kişiler sokarak bankalardan kredi çektikleri ve senet imzalattıkları ortaya çıktı.  Çete liderinin ailesi de dolandırıcılık düzeneğinde yer alırken, babası Bayram M., annesi Ayfer M., kız kardeşi Mervenur M’nin mağdurlara imzalatılan senetlerde alacaklı konumunda oldukları öğrenildi.

Çete liderlerinin sorgusunda Aydoğan Ş, suçunu kabul etmezken 1,5 milyon TL değerindeki villayı nasıl aldığını açıklayamazken, Mustafa Yavuz M. emekli, yaşlı ve yetimleri dolandırdıklarını kabul etti. Sorguların ardından çete liderleri tutuklanırken, Yaprak A. ve diğer 3 kadın serbest bırakıldı.  Diğer 9 şüpheliye ise ev hapsi verildi.

Geniş çaplı araştırmaya başlayan polis ekipleri 15 kişilik çetenin 4 yıl boyunca tüm hesap hareketlerini mercek altına aldı. 4 yılda hesaplarına yaklaşıp 20 milyon Tl para giren çetenin mağdurlarından biri de Abdülkadir Çatır oldu.  Köy  hizmetlerinden emekli olan işitme engelli 75 yaşındaki Çatır, polise giderek şikayetçi oldu.

 “Bana 40 bin lira kredi çektirdiler. Bunun 14 bin lirasına, ‘banka sigorta alıyor’ diyerek, el koydular. Geri kalan 26 bin liradan bana sadece bin lira verdiler. Daha sonra da 110 bin liralık senet imzalattılar. Ben 2 bin 330 lira emekli maaşı alıyordum. Bu imzaladığım senetten dolayı maaşıma el koyuyorlar. İki yıldır maaş alamıyorum. Elime bir kuruş emekli maaşı geçmiyor” dedi.

 

Marmara Depreminin 20. Yıl dönümü

17 Ağustos 1999 Yalova’da yaşanan Marmara depreminin üzerinden tam 20 yıl geçti.  Yaşanan büyük felaket sonucu bir çok insan hayatını kaybederler, bir çok ev bir çok ocak sönmüştü.  Marmara depreminde hayatını kaybedenler adına bir tören düzenlendi.  Tören depremin gerçekleştiği 03;02’de gerçekleştirildi.

17 Ağustos 1999’da gerçekleşen Marmara depreminde yaşamını yitirenler için Kocaeli, Gölçük ilçesinde tören düzenlendi.  Kavaklı sahilinde düzenlenen törende Vali Vekili Dursun Balaban katılarak konuşma yaptı.  Depremin gerçekleştiği sabah yurdun her köşesinden bölgeye yardımların gönderildiği, sonrasında ise devletin güzel hizmetlerde bulunduğunu belirtti.

Balaban konuşmasını 2018’de 50 bin kişi ve öğrenciye deprem eğitimi verdiklerini açıklayarak sürdürürken, depremin değil binaların insanları öldürdüğüne tekrar dikkat çekti.

Marmara depreminde iki kızını kaybeden Ak Parti Kocaeli Milletvekili İlyas Şeker, dünyanın varoluşundan bu yana depremlerin yaşandığını belirtti.  Konuşmasına devam eden İlyas Şeker, her an deprem olacakmış gibi binaların sağlamlığı sorgulamalarının yapılması gerektiğini söyledi.

“1999 MarmaraDepremi’nde yaklaşık bu bölgede 17 bine yakın insan hayatını kaybetti ama yapılan araştırmalara göre sadece 1 kişi depremden dolayı hayatını kaybetti. O da arazide açılan fay hattına düşerek, onun dışındakilerin tamamı sağlıksız şekilde yapılan binaların depremde yıkılması sonucu.” 

Deprem olduktan sonra deprem bölgesine gittiğini açıklayan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu karşılaştığı acı verici görüntüleri şu sözleriyle aktardı.

“Cesetler yerdeydi. Kimin nereye koşuşturduğu belli olmayan kıyamet günü gibiydi. Sayın Çiller ile ilk önce arabada dönemin Başbakanı rahmetli Bülent Ecevit’i aradık. Buradaki tablodan bilgisi yoktu. Yine dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i aradık. Onun da tablonun büyüklüğünden haberi yoktu. İlk fotoğraf nakledildikten sonra sıra sıra gitmeye başladık. Arabanın arkasına bir şey almış, gördüğümüz, bulduğumuz herkese ulaştırmaya çalıştık. Bir kıyamet ve mahşer anı gibiydi. Bir hiçlik duygusunu insana olabildiğince yaşatan anı o gün burada hatırladıkça tekrar hissedebiliyoruz. Buradan Gölcük’e gece yarısı ulaştığımızı hatırlıyorum. Işık yok, karanlık. Gölcük’e giderken gündüz vaktiydi. Aklımdan çıkmayan manzara, ev çökmüş, annesini evin içerisinde olduğunu düşünüp, ‘Anne neredesin’ diye seslenen insanlar. Bir çok binanın üzerinde sahil boyunca olan sitelerin bir çoğunda sele serpe yatan cesetler. Ceset torbasının olmadığı bir Türkiye’ydi o dönem. Sonraki tartışmaları hep beraber hatırlıyoruz. Onlarla büyüdük, bu zamana kadar geldik. Kendi kendime ‘Bu tecrübe bu kadar acı mı olmalıydı’ diye sordum” dedi.

A benim Kadınım!

A benim Kadınım!

A benim gözleri sisli, sözleri yanık kadınım. Avunduklarıma kaç güz adadım, derdimi deva saydım.  Kul oldum nefsime, menekşe kokulu dillerine susadım.

Uymadım sürüye, dedim vardır Hak’kın bir bildiği mevla neylerse güzel eyler dedim.  Dedim de döndüm sana A benim çocuk elli kadınım.  Ufacık yüreğine sığınırım sanıp der top ettim aklımı.  Adam denen mahlukat bilmeli lafını sözünü dediler, ben bir tek sana suskundum.  Vurgundum.

Okun yayda gerilişi gibi gelmeye hazırdım koynuna, komadılar.  Varsın yanında değil, ruhunun yanı başında kalayım dedim.

A benim dudakları gül goncası, yanakları elma kadınım. Mahzun bakışına nasıl yıkılıverdiğimi Hüda bilsin, gayrı sende bil.  Çul çürüten gönlüme ayağınla tep, akıllandır uslandır bu arsızı.  Rızkımız sevgimizin yüceliğindedir de çık gel yanıma, büyükçe ellerimi bir tutuver.

Görsün cümle alem bu deli oğlan nasıl durulur, nasıl pare pare yanar da akkor ateşlere gark olmaz.  Zülfü saçını, bal badem gözlerini bir sürüver boynuma yandım diye haykırayım.

A benim can suyum, narin bakışlı ceylan kadınım.

Yad ellere koma bu garibi, gel deyiver gelsin, öl de ölüversin ayağının değdiği toprağa…

-Semra Şenol

Angelina Jolie ‘Dünyanın Daha Kötü Kadınlara İhtiyacı Var’

Angelina Jolie ‘Dünyanın Daha Kötü Kadınlara İhtiyacı Var’

Elle dergisinin Eylül ayında yer alan ABD’li ünlü aktör Angelina Jolie, verdiği röportajla tüm dikkatleri üstüne çekiyor.  Yaptığı açıklamalarla kadınlara haklarına dikkat çeken Jolie, ‘Dünyanın daha kötü kadınlara ihtiyacı var’ diyerek bakın neyi anlatmak istiyor.

(BMMYK) Birleşik Milletler Mülteciler  Yüksek Komiserliği İyi Niyet Elçisi, Oscar ödüllü Angelina Jolie Elle dergisine verdiği röportajda toplumlarda kadının nasıl göründüğüne vurgu yaptı.  Kadınların toplumlar tarafından nasıl algılandığı, toplumdaki yerini, kadın cinayetlerini konu alarak açıklamalarda bulundu.  44 yaşında olmasına rağmen güzelliğini hala daha koruyan aktris, çocuklarına nasıl bir insan olmalarını gerektiğini anlattı.

Dünyada kötü kadınların çoğalması gerektiğini belirten ünlü aktör, gerekçesini ise şu sözleriyle açıkladı.

‘Kötü kadın’ haksızlık ve tacizden bıkmış kadınlardır. İnanmadıkları kurallara uymayı reddeden kadınlar, kendileri veya aileleri için en iyisidir. Aileleri ve toplulukları tarafından ölüm veya hapis cezası veya reddedilme riski altında olsa bile seslerinden ve haklarından vazgeçmeyen kadınlar. Eğer bu kötülük ise, o zaman dünyanın daha kötü kadınlara ihtiyacı var.

Ancak, kadınların her sabah savaşmak istedikleri için uyanmadıkları da doğru. Yumuşak, besleyici, zarif ve sevgi dolu olmak istiyoruz – herkes savaşmak için doğmaz. Ve biz kadınlar sihirli güçlere sahip değiliz. İstediğimiz şey birbirimize destek olma ve kadınlara eşit olarak değer veren ve saygı duyan birçok adamla birlikte çalışmak, birlikte yaşamak. Sadece bu.

 

Birçok ülkede insan haklarını savunan kadınlar hala sapkın, yoldan çıkan veya geçimsiz olarak etiketleniyor. Bu ülkelere sık sık seyahat ediyorum. Dünyanın dört bir yanındaki kadın insan hakları savunucuları, siyasi görüşlerinden, kendilerini ya da başkalarını savunmaktan, hayal bile edemediğim cesaretle hapsedildiler. Kadınlar, tehlikeli bir güç olarak görülüyor. Günümüzde hala 200 milyon kadın genital sünnet geçiriyor dünya çapında 650 milyon kadın da 18 yaşından önce evlendiriliyor. Binlerce kadın ve kız, aile üyeleri tarafından her yıl namus cinayetleri altında öldürülüyor. Bu korkunç suistimallere son vermeliyiz. Kadınları ikincil bir konumda tutmak için neden bu kadar enerji harcanıyor?’

Dünya üzerinde Milyonlarca kadının hala sünnet edildiğini ve 18 yaşının altında iken rızası olmadan evlendirildiğini belirten Jolie, namus cinayetleri konusuna da değindi.  6 altı çocuğu bulanan Angelina Jolie, çocuklarına verdiği her zaman verdiği öğüdü derginin sayısında da paylaştı.

 ‘Kızlarıma yapabilecekleri en önemli şeyin zihinlerini geliştirmek olduğunu sık sık söylüyorum. Her zaman güzel bir elbise giyebilirsin, ama aklın güçlü değilse, dışarıda ne giydiğin önemli değil. Bağımsız bir iradeye ve kendi görüşlerine sahip bir kadından daha büyüleyici bir şey olamaz.’