Kelime Kökeni: Arapça
– Hırsızlık etme, hırsızlık yapma, hırsızlanma, çalmak
Cümle içinde kullanımı: “Dedikoduya göre Paşanın evine giren bizzat yeğeniymiş, lüsûsiyyet meraklısı olduğu söyleniyor.
Kelime Kökeni: Arapça
– Hırsızlık etme, hırsızlık yapma, hırsızlanma, çalmak
Cümle içinde kullanımı: “Dedikoduya göre Paşanın evine giren bizzat yeğeniymiş, lüsûsiyyet meraklısı olduğu söyleniyor.
Kelime Kökeni: Arapça-lass
– Hırsızlar, sarıklar, arakçılar, eli uzunlar
Cümle içinde kullanımı: ” Nereden düştüm bu lüsus içine Yarabbi, varımı yoğumu aldılar elimden!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lisanlar, diller, lehçeler
Cümle içinde kullanımı: “Lüsn dünya da konuşulan tüm dilleri kapsamaktadır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Pelteklik, dildeki tutukluk, kekeleme, konuşma bozukluğu
Cümle içinde kullanımı: ” Rahmetli dedemin dili lüknet idi aynı dertten bende müzdaribim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yere sürünen, yerden alınmış, basit ve değersiz eşya
– Yolda bulanan ve gerçek sahibi bulunmayan mübah sayılmayan mal, buluntu
– Sokakta bulunan ve sahipsiz eşya
Cümle içinde kullanımı: “Bu mal varlığı lükata değil alın teriyle, it gibi çalışmayla elde edilen bir servet.”
Kelime Kökeni: Arapça-buğd
– Kin, nefret, garaz, adavet, gizli düşmanlık
Buğz Etmek: Kin beslemek, nefret etmek, buğzetmek, gizli düşmanlık etmek, garaz duymak
Cümle içinde kullanımı: “Kalben buğz etmek istersen bunu da ölçülü bir suret ile yap, kim bilir bugün düşman olan yarın dostluğun şerbetinden içer.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kavuşma, ulaşma, erişme, sonradan yetişmek, yaklaşmak, birbirine katılmak
Cümle içinde kullanımı: ” Birbirine doğru meyleden iki sevgili öyle uhrevi bir ışıkla lühûk eylediler ki ayrılığın esamesi okunmadı.”
Kelime Kökeni: Arapça-lahd
– Lahitler, mezarlar, kabirler, çukurlar, makberler
Cümle içinde kullanımı: “Ey insan kibirlenme, sonunu görmek istiyorsan lühûda bak!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Damağın arkasında dile benzeyen aşağı doğru sarkan uzantı, küçük dil
Cümle içinde kullanımı: “Ödlek herif korkudan lühî yuttu galiba konuşamıyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Köşe, bucak, kenar
– Göz çukuru
Cümle içinde kullanımı: ” Çökmüş lühc, ağlayan göz pınarlarıyla eski resimlerin hasretinde yaşıyorum.”