Kelime Kökeni: Arapça-edat
– Ancak, fakat, ama, şu var ki, şu kadar var ki, amma, yalnız
Cümle içinde kullanımı: ” Lakin bir şeyi gözden kaçırıyorsun üstadım; kalp birini severken özlemin en tatlı şarabını içer. “
Kelime Kökeni: Arapça-edat
– Ancak, fakat, ama, şu var ki, şu kadar var ki, amma, yalnız
Cümle içinde kullanımı: ” Lakin bir şeyi gözden kaçırıyorsun üstadım; kalp birini severken özlemin en tatlı şarabını içer. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kovulmuş, lanetlenmiş, melun, lanetli, lanetleyen
– Nefret kazanmış rahmeti Haktan mahrum
Şeytan-ı lain: Melun şeytan
Cümle içinde kullanımı: “Ramazan ayında la’in şeytanın eli kolu bir ay boyunca bağlanır. ”
Kelime Kökeni: Arapça-lâhûtî+Farsça-yân
– Lahutiler, Uluhiyyet alemine özgü melekler, uluhiyet alemine girebilen meleklere verilen ad
Cümle içinde kullanımı: “Lâhûtiyân melekleri Tanrının lütfuna mazhar olmuş mukaddes varlıklardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kur’an-I Kerim’i okurken yanlışlık yapan kimse, Kur’an okurken telaffuzda yanlışlık yapan kimse
Cümle içinde kullanımı: “Kur’an hocamız telaffuzu lâhin olan talebeleriyle tek tek olarak ilgilenir, düzeltmelerine yardımcı olurdu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yanlış okuyan, yanlış konuşan
Cümle içinde kullanımı: “Hocamız Kur’an-ı Kerim okumalarında lahhân olanın gözünün yaşına bakmazdı. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kudüs ile Kâbe’de ki Beyt-i Mukaddes, Mescid-i Aksa
Cümle içinde kullanımı: “İslam’da üç mukaddes mescitten biri de kıbleteyndir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kuş yuvası, aşiyan, aşş, amut, künam, mefhas, vekr, vükne
Cümle içinde kullanımı:“Bahçemdeki yaşlı incir ağaçlarını kesmemi tembihliyorlar, nasıl kesebilirim ki onlarca kâşanei mürgan bozulur mu?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Karşılık olarak, bedel niyetiyle, mukabele olarak
Cümle içinde kullanımı:” Sözlerine ivazen bende söylüyorum ki bugünden itibaren bu aileyle olan tüm ilişiğimi kesiyorum.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Halife, Müslümanların din koruyuculuğunu ve imamlığını yapan Hz. Muhammed’in vekili
Cümle içinde kullanımı: “Osmanlı hanedanlığı müslümanları koruma altına alarak İmamü’l-müslimîn görevini üstlenmiş, din kardeşlerini kanatları altında toplamaya gayret göstermiştir. “
Kelime Kökeni: Fransızca
– Eleme, elenmiş, seçili, eşitliği kullanarak bir değişkeni yok etme
– Ortadan kaldırma, yok etme
– Biyoransformasyon sonucu bir maddenin vücuttan atılması
– Dışarı çıkarma, dışarı atma, ıtrah
Cümle içinde kullanımı: “Eliminasyon sonucunda kayıt altına aldığımız bilgilere göre alerji testleri tamamlandı. “