Kelime Kökeni: Farsça
– Zayıf, cılız, sıska, arık
– Şişman olmayan, şişman karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Besi olarak büyüttüğünüz bütün inekler lağar ve çelimsiz görünüyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Zayıf, cılız, sıska, arık
– Şişman olmayan, şişman karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Besi olarak büyüttüğünüz bütün inekler lağar ve çelimsiz görünüyor. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Duvar, tuğla veya kerpiçten yapılan engel, taştan yapılan dikey düzlem
– Erkek çocuğu, delikanlı, genç erkek
– Seyis yamağı
Cümle içinde kullanımı: “Bahçenin dört bir yanını çeviren lâd öyle yüksekti ki iki adam boyunu aşıyordu. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Lacivert renge özgü, lacivertde çalan renk, lacivert renk
Cümle içine kullanımı: “Gözlerinin rengi tıpkı lâciverdî bir tona yakın desem abartmış olmam.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Eklendiği kelimeye ‘açan, açıcı’ anlamlarını katarak birleşik söz varlıkları ve tamlamalar oluşturur.
– Dil-küşâ: gönül açan, gönül açıcı
– Dehen-küşâ: ağzını açan, ağız açıcı
Cümle içinde kullanımı: ” Durma bağrını küşâ edip soluğuma yanaş, makber utansın güzelliğinden. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Açma, fethetme, ilk açılış merasimi, açış,
– Başlatma, başlatma işi
Cümle içinde kullanımı: “Caminin yakınına kurulan medrese dün itibariyle küşâd edip talebe kabul etmeye başladı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Hüzünler kulübesi, sıkıntılar kulübesi
– Hz. Yakub’un en sevdiği oğlu Yusuf’un kaybolmasından sonra şehir dışına yaparak inzivaya çekildiği çardağın ismi
Cümle içinde kullanımı: “Yusuf’un hasretiyle gözleri kör olan Hz. Yakup peygamberimiz, külbe-i ahzân da kapanarak hüznüne sığınmıştır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Yaratıcı, Allah, Mevla, Rab, Tanrı
Cümle içinde kullanımı: “Kird-gâr ne eylerse güzel eyler, yeter ki inancını yaralama!”
Kelime Kökeni: Farsça-keşîk+hâne
– İçinde silahlı görevlilerin bulunduğu güvenliği sağlamak amacıyla kurulmuş yapı, karakol, devriye
Cümle içinde kullanımı: “Keşîkhane de nöbet tutan eli silahlı onlarca adam varken nasıl bu kadar delice hareket edebilirsin.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Münakaşa, çekişme, tartışma
– İki kişinin bir şeyi uçlarından tutarak kendilerine doğru çekmesi, çekiştirmesi
Cümle içinde kullanımı: “Akrabalarımın arasındaki keşâkeş ciddi boyutlara varmak üzere ne yapacağımı şaşırdım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Kuş yuvası, aşiyan, aşş, amut, künam, mefhas, vekr, vükne
Cümle içinde kullanımı:“Bahçemdeki yaşlı incir ağaçlarını kesmemi tembihliyorlar, nasıl kesebilirim ki onlarca kâşanei mürgan bozulur mu?”