Kelime Kökeni: Arapça
– Yüz örtüsü, peçe, yaşmak, puşu, nikap
Cümle içinde kullanımı: “Atatürk kılık kıyafet inkılabını getirmeden önce büyük şehirler dahil bütün kadınlar sokağa lesme ile çıkıyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yüz örtüsü, peçe, yaşmak, puşu, nikap
Cümle içinde kullanımı: “Atatürk kılık kıyafet inkılabını getirmeden önce büyük şehirler dahil bütün kadınlar sokağa lesme ile çıkıyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hırsızlık yapma, hırsızlık, çalma, sirkat
Cümle içinde kullanımı: “Dayım lesâs yaptığı iddiasıyla dün gece zaptiyeler tarafından tutulmuş bu gün haberi geldi. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kaş göz işareti, kaş ve gözle işaret etmek
Cümle içinde kullanımı: “Derman beyimin bir lemzesinden bana ne anlatmak istediğini anlardım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Ebedilik, bakilik, kalıcılık, devamlılık, zeval bulmazlık
Cümle içinde kullanımı: “Eebiyatta lem-yezelî bir yer edinmek istiyorsan senden önceki yazar ve şairlerin neler yaşadığını cahillikle nasıl bir savaş verdiklerini bilmelisin. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman, pek az zaman, saniyelik süre
Cümle içinde kullanımı: “Lemha-i basar kadar bir vakitle hüznümle kederimden kurtuldum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lemalar, parıltılar, ışıltılar, parlayışlar
Cümle içinde kullanımı: “Sakın leme’ât saçan yolsuzluklara günahlara el sürme, arkasındaki karanlık nefsine bulaşmasın. “
Kelime Kökeni: Arapça-laklak
– Leylekler
– Leğleg
Cümle içinde kullanımı: “Lekâlik batıdan küme halinde ülkemize göç etmeye başlayacak. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Kırmızı boya çıkarmaya yarayan bir maden
– Aptal, sersem, ebleh, bön, ahmak, budala, avanak
– Arnavutluk ulusal para birimi, Yüz bin
Kelime Kökeni: Arapça
– Sana, senin için, senin hakkında, sen zamirinin yönelme durumu
Cümle içinde kullanımı: “Kadının arsızı erkeğin lek olanı ömür tüketir derler. “
Kelime Kökeni: Arapça-lehviyyât çoğul biçimi
– Eğlence, oyun, boş iş, sefahat, neşeli ve hoşça vakit geçirten şey
Cümle içinde kullanımı: ” Eskiler için tek eğlence meddahların hikayeleri ve lehv idi. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Kalbi yanık, lehfân
– Hüzünlü, üzüntülü, mahzun, kederli, mükedder, acılı
Cümle içinde kullanımı: “Anlatabilseydim bu lehîf halimi o zaman bilirdin çektiğim çileyi. “