Kelime Kökeni: Arapça
– Sakallar, lihyeler
– Ağaç kabuğu
– Kavga etmek, çekişmek
Kelime Kökeni: Estonca
– Et
Cümle içinde kullanımı:” Arap kültüründe yer alan uzun gür lihalar erkeklerin ayrıştırıcı niteliği gibi duruyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sakallar, lihyeler
– Ağaç kabuğu
– Kavga etmek, çekişmek
Kelime Kökeni: Estonca
– Et
Cümle içinde kullanımı:” Arap kültüründe yer alan uzun gür lihalar erkeklerin ayrıştırıcı niteliği gibi duruyor.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Life özgü, life benzer, lifi andırır, lif gibi
Cümle içinde kullanımı: “Kumaşın üretildiği madde daha çok lifî nitelikler taşıyor bana kalırsa.”
Kelime Kökeni: Arapça
-Sargı, sargı bezi, bandaj
– Bazı çiçeklerin etrafını çeviren değişik yapraklar
Cümle içinde kullanımı: “Çanakkale harbine gönderilecek lifâfe ve bilumum sağlık gereçleri kağnıya yüklendi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Lebibler, akıllılar, zekiler
Cümle içinde kullanımı: ” Bu dünya libâb ve zenginlerin dünyadır, saf ve yoksul olanlar her zaman üzülmüştür. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Lezzetli, tatlı, hoşa gidecek bir biçimde
Cümle içinde kullanımı: “Hünkarımızın yemekleri lezzetlü şifa kaynağı olmalıdır yoksa mazallah kellemiz uçar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yılda askere verilen maaşın dördüncü üç aylığı
– Yeniçerilere üç ayda bir verilen ulûfeden şevval, yeniçerilere verilen üç aylık maaşın dördüncü bölümü
Cümle içine kullanımı: “Yeniçerilere her yıl bir kere verilen lezez diğer adıyla yay parası kanun nezdinde yer almıştır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yumuşak olma durumu, yumuşaklık, hafiflik
– Ilımlı, mülayemet
Cümle içinde kullanımı: “Bu devirde leyyinet ve saf bir kalp oldukça tehlikelidir dostum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yumuşak, yavaş olan, mülayim, hafif
– Sert karşıtı, katı karşıtı
Cümle içinde kullanımı: “Takma dişlerimle ancak leyyin, sert olmayan şeyler yiyebiliyorum azizim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Sürüncemede bırakma, ilgilenmeme, umursamama, kulak arkası etme, geriye atma
Cümle içinde kullanımı: “Leyte le’alle ettiğimiz şeyler bir gün karşımıza dağ olup çıkacak.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Arslan, şîr, yürekli, cesur, esed, gazanfer, haydar, kahraman
– Yokluk, fıkdan, gaybubet, ademiyet
Cümle içinde kullanımı: “Leys adamlar verdiği sözün namusunu üstünde taşır, yerine getirmeden ölmez. “