Kelime Kökeni: Arapça
– Çok inatçı, çok ayak direyen kimse
– Çok didinen, çok güçlük çekerek çalışan
Cümle içinde kullanımı: ” Bu kızın lecûc karakteri beni dellendiriyor kimse almaz bunu bu inatla.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Çok inatçı, çok ayak direyen kimse
– Çok didinen, çok güçlük çekerek çalışan
Cümle içinde kullanımı: ” Bu kızın lecûc karakteri beni dellendiriyor kimse almaz bunu bu inatla.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kararsızlık, tereddüt etme, duraksama
Cümle içinde kullanımı: ” Leclece edip ortada kalıyorsan yüreğini dinle evladım ona sana doğruyu gösterecektir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Tepme, tekme
Kelime Kökeni: Arapça
– Dar, sıkı olan şey, ensiz
– Geniş karşıtı, bol karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Eşeğin lecini yemeden, attan düşmeden anlamazsın hele biraz vakit geçsin. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sütlü, sütü bol hayvan, sağmalı hayvan, sütlü hayvan
Cümle içinde kullanımı: “Maşallah hayvanlarınızın topu da lebûn, besili görünüyor amcam. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sarmaşıkgiller, örnek bitkisi sarmaşık olan iki çeneklilerden bitki familyası
Cümle içinde kullanımı: “Botanikle ilgilendiğim sıralarda en çok leblâbiyye türleri ilgimi çekmişti. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Akıllı, zeki, kavrayışlı, fatin, akil
Cümle içinde kullanımı: ” Babam sağduyulu lebîb adamdır ne yaptığını gayet iyi bilir. “
Kelime Kökeni: Arapça-lebeniyye
– Süt ürünleri, sütlü nesneler
Cümle içinde kullanımı: “Tatlı olarak en çok lebeniyyât satılıyor, çocuklar sütlü tatlı sever. “
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– İnciye özgü, incilere ilişkin, lü’lüler
Cümle içinde kullanımı: “Le’âlî tarzında olan bu taşın sedefe benzemesi de bundan ötürüdür. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yapışıcı, yapışkan, yapışan
– Değişmez, sabit olan
– Gerekli, lüzumlu
Cümle içinde kullanımı: ” Bu evin lâzib kuralları bulunmaktadır beyefendi uymakla yükümlüsünüz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Alev, ateş, od, nâr
– Cehennemin altıncı katı, cehennem
Cümle içinde kullanımı: “Kordur lâzî, içine düşeni yakacaktır günahı olanın boynuna dolanacaktır. “