Kelime Kökeni: Farsça
– Çamur
– Tortu
– Kül
Cümle içinde kullanımı: “Kirin pasın içinde lây birikirken, kuyudan çıkan ışık huzmesi uğultuların kaynağıydı. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Çamur
– Tortu
– Kül
Cümle içinde kullanımı: “Kirin pasın içinde lây birikirken, kuyudan çıkan ışık huzmesi uğultuların kaynağıydı. “
Kelime Kökeni: Türkçe
– Lavta çalgısını çalan kimse
– Lutanist
Cümle içinde kullanımı: “Lavtacının elinde tuttuğu çalgı çevremizdekilerin kalbini açmasını sağlarken gözlerimizden hüznün acısı döküldü. “
Kelime Kökeni: Almanca
– Bir tür telli çalgı, gövdesi uttan küçük küçük mızrapla çalınan müzik aleti
Kelime Kökeni: İtalyanca
– Kendiliğinden doğamayan bebekleri annelerinin rahminden çekip almaya yarayan kıskaca benzeyen alet
– Bu işlemi yapa doktor, hekim
Cümle içinde kullanımı: ” Lavtanın sesi çadırın dışından taşarak karanlık semaya doğru yükseliyordu. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Fikir beyan edilmediği durumlarda söylenen cümle
– Ne evet ne hayır, yorum yok
Cümle içinde kullanımı: “Korktuğum başıma geldi lâ ve ne’am katiyen bir şey söyleyemem “
– Yassı gümüş külçesi
– Nal takılan hayvanın alt dudağını sıkmak amacıyla kullanılan aletin adı
Cümle içinde kullanımı: “Atların tırnakları kesildikten sonra nalları lavaşa edilip sefere çıkılmak üzere hazırlandı. “
Kelime Kökeni: Arapça-ünlem
– Vallahi hayır, vallahi ve billahi olmaz
Cümle içinde kullanımı: “Yeminler olsun, lâ-v’Allah bu kadını evimden bacamdan içeri sokmam. “
Deniz terimi: Filikayı yürütmek, kayığı çekmek, boşa al ve ger anlamında kullanılan emir
Mecaz: Birinin dedikodusunu etmek, birini çekiştirmek
Cümle içinde kullanımı: “Denizcilerin hepsi birden limandaki gemiyi lava etmeye çabaladı. “
Kelime Kökeni: İtalyanca
– Yanardağlardan çıkan ve soğuduğu zaman katılaşan sıvı haldeki alevli madde
– Püskürtü
– Yanardağların yeryüzüne fışkırttığı kızgın erimiş maddeler
Cümle içindeki kullanımı: “Kilauea yanardağının püskürttüğü lavlar depremden sonra ortaya çıkmıştır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yalanacak, yenilenecek macun
– Yalanmış madde
– Luûk eş anlamlısı
Cümle içinde kullanımı: “La’uk elma şekerleri panayırın en fazla satılan şekerlemelerinden biri. “
Kelime Kökeni: Arapça-laubalî+Farsça(y)âne
– Laubali tarzda, saygısızlıkla, ilgisizce, senli benli olarak
– Dikkatsizce, kayıtsız, alakasızca
Cümle içinde kullanımı:”Kalem müdürünün laubâliyâne tavırları kovulmasına sebebiyet verdi.”