Kelime Kökeni: Arapça
– Yapışkan, yapışıcı, yapışmış olan, bulaşıcı, yapıştırıcı
Cümle içinde kullanımı:” Çam ağaçlarının lâzık balları yenmez.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yapışkan, yapışıcı, yapışmış olan, bulaşıcı, yapıştırıcı
Cümle içinde kullanımı:” Çam ağaçlarının lâzık balları yenmez.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yok olmayan, zeval bulmayan, sonu gelmez, zevalsiz
Cümle içinde kullanımı: ” Bin bir derle boğuştum sabrettim lakin hiç bir zaman imanıma lâ-zevâl getirmedim. “
Kelime Köken: Arapça-lâ-zâle
– Yüce olsun!
– Yüce ve Ali olsun!
Cümle içinde kullanımı: “Bize bu nimetleri verene, karnımızı doyurmamıza imkan tanıyana Allah lâzâle âliyen!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yok olmasın, zeval bulmasın, zail ve eksik olmasın, zeval bulmasın, kabahat bulmasın
– Olsun!
Cümle içinde kullanımı: “Allah’tan dileğimdir lâ-zâle bulmadan uzun bir ömür yaşasın.”
Kelime Kökeni: Arapça-lazâ
– Ateş, alev, od, nâr
– Bal koymaya yarayan küçük tekne, bal teknesi
– Cehennem, tamu
Cümle içinde kullanımı: “Lazanın içine doldurduğumuz balın üzerine sinekler üşüşmeye başlamadan üstünü kapat. “
– Karadeniz’in güneydoğu kıyısında yerleşik bir halk
– Güney Kafkasyalı halkın adı, bu halka mensup kimse
– Bu halka özgü
– Doğu Karadeniz ve Rize’de yaşamını sürdüren halk
– Gölge ve ortaoyunlarında bulunan tip
Cümle içinde kullanımı: “Lazların saman alevi gibi hızla yanan öfkesi aynı ivedilikle yatışıp kaybolur. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yaptığından dolayı sorguya çekilemez
– Allah, Yaradan, Tanrı
Cümle içinde kullanımı: “Yaptıklarından ve yapmadıklarından mesul tutulamayan bir tek lâ-yüs’el ammâ yef’al’dir. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sual olunmaz, soru sorulmaz, mesul tutulamaz, sorumlu tutulamayan
– Mesuliyetsiz, sorumsuz
Cümle içinde kullanımı: “Akli baliğ yaşı gelmeyen çocuklar günahlardan lâ-yüs’el sayılır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kavranılamaz, anlaşılamaz, anlaşılmaz, fehmedilmez
Cümle içinde kullanımı: ” Kader silsilesi biz insanoğlu tarafından lâ-yüfhem edilemez çocuğum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kavranılamazlık
Cümle içinde kullanımı: “İdrak edilemeyen kelamın sahibi lâ-yüdrek!”