Kelime Kökeni: Arapça
– Acele ile, ivedilikle, çarçabuk, acilen, sabırsızlıkla, çabucak, çabucacık
Cümle içinde kullanımı: ” Ekseriya aceleten yapılan işlerden hayır gelmez. ben buna inanırım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Acele ile, ivedilikle, çarçabuk, acilen, sabırsızlıkla, çabucak, çabucacık
Cümle içinde kullanımı: ” Ekseriya aceleten yapılan işlerden hayır gelmez. ben buna inanırım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Bir işi çabuk yapmaya veya çabuk bitirmeye çalışma, çabukluk, ivedilik, ivecenlik, çabukluk
– Tez olarak, hızla yapılan, vakit geçirmeden, acelecilik
Cümle içinde kullanımı: “Acele edip bir an evvel hastaların hastaneye yatışı yapılmalı, kaza yeri sonrasında incelenebilir.”
Binalar dikerken, kelimelerden erken
Gözbebeklerimde anason ve cebimde buruşuk hayaller taşıyorum
Yaralı bir karanfile yaslarken dizlerimi,
Diyorum ki : Bak bu gemiler hep benimdi dün
Bak bu kumlu taşlar benimdi
Bak bu ağaçların kovuklarında dün yazdığım sözlerim,
Çocukluğum dinlenirdiAçıyorum sonra gözlerimi birdenbire
Hayaller kurarken kelimelerle erken
Merhaba diyorum!
Merhaba beyzadeler!
Merhaba tamburun sesiyle ipek gibi silkelenen çengi
Kuğuların kahkahasına da paslı yüreklere de
Merhaba piyadeler!
Merhaba kahverengi!Binalar dikerken,
Kelimeler denerken
Diyorum ki: Buralar artık kimseyi irkiltemez
Diyorum ki: Mutluluğu yalnızca rüyalarında gören insanlar
Daima yorgun olurlarAçmadan gözlerimi
Uzanıyorum seni düşünmelerin üzerine sere serpe
Son sözlerim hâlâ sıcakFazla uzaklaşmış olamam…
Kelime Kökeni: Arapça
– Pek garip, çok tuhaf, gülünç, alay edilecek durumda olan
Cümle içinde kullanımı: “Başta bizde itimat etmediysek de acelâcâ’ib bir durumun ortasında kendimizi mahsur bulduk.”
Kelime Kökeni: Arapça
– İvecen, acele eden, en çabuk, aceleci
Cümle içinde kullanımı: ” A’cel tavırlarıyla sabahtan apar topar evden çıkıp gitti ve hala dönmedi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Şaşmak, hayret etmek, şaşakalmak, şaşırmak
Cümle içinde kullanımı: ” İyiden iyiye acebleyerek ağzım bir karış açık kaldı. “
Kelime Kökeni: Arapça-aceb
– Şüphe ve şaşma ifade eden söz
– Kararsızlık ve kuşku ifade eder
Cümle içinde kullanımı: ” Acebâ yanlışı biz mi yapıyoruz, körü körüne güvenerek hata yaptığımız muhakkak.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Orman adamı, ağaç eri
– İri ve güçlü, kuvvetli, mert, yiğit
Cümle içinde kullanımı: “Acarı oğlanların güreş tuttukları bu meydan bileği güçlü olanların yeridir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ecem, eceme çoğul biçimi
– Sık ormanlar, çalılıklar, ağaçlıklar, kamışlık
– Arslan yatakları, meşelikler
– Acemler, İranlılar
Cümle içinde kullanımı: “ Âcâm kaplı alanı seke seke koşarak geçen ceylanların ürkek ama telaşlı görünümleri beni hep etkilemiştir.”
Kelime Kökeni: Arapça-ecel
– Eceller, ölümler, vadeler, ahirete göç edenler
Cümle içinde kullanımı: “Rabbim tüm âcâl ve soyumuzun mekanını cennete yazsın.”