Kelime Kökeni: Farsça
– Göz, bakış, bakma,
– Bakışıyla nazar etme
Cümle içinde kullanımı: “Yeşil rengi gözleriyle nigah etmeden duramaz. ”
Kelime Kökeni: Farsça
– Göz, bakış, bakma,
– Bakışıyla nazar etme
Cümle içinde kullanımı: “Yeşil rengi gözleriyle nigah etmeden duramaz. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kara duygu, melankoli, kuruntu yapma
– Kara sevda, Ümitsiz sevda
Cümle içinde kullanımı: ” Mektuplarında malihülya diyerek seslendiği sevgilisi, bir kerecik cevap yazmadı garibe.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Muhabbet edilen kişi
– Sevilen kişi, sevgili
Deyim: Mahbub-i Hûda
Cümle içinde kullanımı: “Ey Mahbub, sanma ki unuturum dostluğunu. Yüreğime esenlik veren arkadaşlığın ilelebet sürecektir bende.”
Kelime: İsim
– Sanat ve edebiyat eserlerinin ana çizgilerini kapsayan ön çalışma,
– Tamamlanmayan bir işin veya eşyanın önceki durumu
– Eskiz
Cümle içinde kullanımı: ” Teslim tarihine kadar taslaklarım üzerinde çalışmakta kararlıyım.”
– Kazanç elde etmeyi sağlayan öge
– Suyun çıkış noktası, pınar, memba
– Köken, menşe
– İnceleme ve araştırmalarda başvurulan belge, malzeme
– Belli konular hakkında yazılmış bilimsel eserler ve yazıları, literatür
– Isıl yolla iki metal parçayı birbirine yapıştırma işi
– Sıranın önüne geçerek düzeni bozma
Cümle içinde kullanımı:“Isı ve ışık kaynağımız Güneş, aynı zamanda bir yıldızdır. “
Kelime Kökeni: Yunanca
– Kültür oluşumlarını, kavimleri inceleyen araştıran bilim dalı,
– Kavmiyat, budunbetim
Cümle içinde kullanımı: “Etnografya kültürleriyle birlikte kavimlerin oluşum süreçlerini araştırarak bizlere geçmişten izler taşıyan yararlı bir bilim alanıdır. “
Kelime: Sıfat
– Abartılı titizlik yapan
– Kuşkucu
Cümle içinde kullanımı: “Hep söylerim lüzumsuz yere pimpirikli olanın işleri rast gitmez.”
Kelime Kökeni: Osmanlıca
– Defalarca
– Çok kez, bir çok kez
Cümle içinde kullanımı: “Bu sakin hallerine defaatle şahit olsam da henüz alıştığımı söylemem.”
Kelime Kökeni: Osmanlıca
– Ruhu okşayan
– Ruhun ferahı
– Yürüyen ruhum
Cümle içinde kullanımı: “Ruh-u revanım, gözlerinde mühür saklı sevdiceğim.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Görerek, görmekle birlikte, gözle görülür şekilde, bizzat şahit olma
Cümle içinde kullanımı: “O kişinin ayıplarını bilmüşahede etmediğin sürece arkasından konuşmak yakışır mı?”