Kelime Kökeni: Arapça
– Tokat vurma, şamar, beşkardeş
– Karıştırmak, yapıştırmak
Cümle içinde kullanımı:“Bey babamın yüzüme aşk ettiği latm beni yüz üstü yere düşürdü “
Kelime Kökeni: Arapça
– Tokat vurma, şamar, beşkardeş
– Karıştırmak, yapıştırmak
Cümle içinde kullanımı:“Bey babamın yüzüme aşk ettiği latm beni yüz üstü yere düşürdü “
– Üç köşeli yelken
– Babafingoya belli bir açıyla asılarak bir serene bağlanan ve eğik durumda kaldırılan üçgen yelken
Cümle içinde kullanımı: “Sahilin ilerisinde ki Latin yelkenleri nazlı bir edayla rüzgarla savruluyor. “
Kelime Kökeni: Özel ad
– Latin dili, bu dille alakalı olan
– Latin diliyle yazılmış eserler
– Eski Roma kavminde ortaya çıkan günümüzde İspanyolca, Fransızca ve İtalyanca kelimelerin ortaya çıkmasını sağlayan ana dil
– Hint-Avrupa dil ailesinin bir kolu
Cümle içinde kullanımı: ” Roma dönemine ait Latince yazıtların çevirileri bu konuda uzmanlaşmış bilim insanları tarafından yapılmaktadır. “
Kelime Kökeni: Latince
– Eski çağda Roma ve çevresinde bulunan bir küçük kavim olup sonrasında Avrupa’nın her tarafına ve özellikle Fransa ve İspanya bölgesin yayılan ulusun adı.
– Doğuda Katolik mezhebin mensup bulunan topluluk
– Latinlerle ilgili olan
– Güneybatı Avrupa Katoliklerine verilen isim
Cümle içinde kullanımı: “Latinceden türeyen dillere mensup olan ülkeler İspanyollar, İtalyanlar, Portekizler, Fransızlardır.”
Kelime Köken: Arapça
– Misk, güzel koku, misk kokusu
– Attarlar pazarı, güzel koku konulan kap
Cümle içinde kullanımı: ” Kervandan aldığım nadide latîmenin içini gül suyu ve kokusuyla doldurdum. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sille, tokat, şamar, beş kardeş
– Misk, güzel koku
– Merhem, pomat, deriye sürülen ilaç
Cümle içinde kullanımı: ” Dermanım Hızır’ın vereceği latîm, okuyacağı duadadır. “
Kelime Kökeni: Arapça-latîfe+Farsça-perdâz
– Şaka yapmayı bilen kimse, şaka yapmayı seven kimse, şakacı
– Latife yapan, latifeci, nüktedan, şakacı
Latifeperdazan: Şakacılar, latifeciler, nüktedanlar
Cümle içinde kullanımı: “Latîfe-perdâz ve latîfe-perdâzân kelimeleri Arapça latîfe kelimesinden türeyen sözcüklerdir. “
Kelime Kökeni: Arapça-latîfe+Farsça-gûyî
– Latife yapma becerisi, şaka yapma işi, şakacılık, nüktedanlık
Cümle içinde kullanımı: “Mektebin hocalarından Osman beyin latîfe-gûyî sanatı dillere destandır. “
Kelime Kökeni: Arapça-latîfe+Farsça-gû
– Şaka yapmayı seven kimse, latife yapmayı seven kimse
– Şakacı, nüktedan, latifeci
Cümle içinde kullanımı: “Lütfen bağışlayın yeğenimin latîfegû kişiliği çoğu zaman yanlış anlaşılmaya müsait. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Latife yapmayı seven, latife etmeyi bilen kimse
– Şaka yapmayı seven, şaka yapan kimse, şakacı
Cümle içinde kullanımı: ” Latîfeci üslubunuza hayranım efendim maşallah.”