Kelime Kökeni: Arapça-lü’lü
– İnci, inciler
– İstiridye cinsi kavkılı deniz canlılarının içinden çıkan kıymetli taş
Cümle içinde kullanımı: “Babaannemden yadigar kalan bu le’âl benim en değerlim, maddiyattan öte bendeki manevi değeri çoktur. “
Kelime Kökeni: Arapça-lü’lü
– İnci, inciler
– İstiridye cinsi kavkılı deniz canlılarının içinden çıkan kıymetli taş
Cümle içinde kullanımı: “Babaannemden yadigar kalan bu le’âl benim en değerlim, maddiyattan öte bendeki manevi değeri çoktur. “
Kelime Kökeni: Arapça-sıfat
– Yapışıcı, yapışkan, yapışan
– Değişmez, sabit olan
– Gerekli, lüzumlu
Cümle içinde kullanımı: ” Bu evin lâzib kuralları bulunmaktadır beyefendi uymakla yükümlüsünüz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Alev, ateş, od, nâr
– Cehennemin altıncı katı, cehennem
Cümle içinde kullanımı: “Kordur lâzî, içine düşeni yakacaktır günahı olanın boynuna dolanacaktır. “
Kelime Kökeni: Arapça-levâzım çoğul biçimi
– Lazım olan şey, gerekli olan nesne, yapılması gerekli olan şey, vazife, görev
– Geçişsiz
– Gerekçe, öngerek, esbabımucibe
Cümle içinde kullanımı: “Mektep hocasının verdiği kağıtları yazma lâzımesiyle sofradan kalktım. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Gerek, gerekli, gereklilik, lüzum, lüzumlu
– Geçişsiz fiil
– Terki caiz olmayan, neseser
Cümle içinde kullanımı:” Sevmek lâzımdır bu dünyayı doğayı ve havayı, insanı ve kuşu. ”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yapışkan, yapışıcı, yapışmış olan, bulaşıcı, yapıştırıcı
Cümle içinde kullanımı:” Çam ağaçlarının lâzık balları yenmez.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yok olmayan, zeval bulmayan, sonu gelmez, zevalsiz
Cümle içinde kullanımı: ” Bin bir derle boğuştum sabrettim lakin hiç bir zaman imanıma lâ-zevâl getirmedim. “
Kelime Köken: Arapça-lâ-zâle
– Yüce olsun!
– Yüce ve Ali olsun!
Cümle içinde kullanımı: “Bize bu nimetleri verene, karnımızı doyurmamıza imkan tanıyana Allah lâzâle âliyen!”
Kelime Kökeni: Arapça
– Yok olmasın, zeval bulmasın, zail ve eksik olmasın, zeval bulmasın, kabahat bulmasın
– Olsun!
Cümle içinde kullanımı: “Allah’tan dileğimdir lâ-zâle bulmadan uzun bir ömür yaşasın.”
Kelime Kökeni: Arapça-lazâ
– Ateş, alev, od, nâr
– Bal koymaya yarayan küçük tekne, bal teknesi
– Cehennem, tamu
Cümle içinde kullanımı: “Lazanın içine doldurduğumuz balın üzerine sinekler üşüşmeye başlamadan üstünü kapat. “