Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Beş latif, beş latife
– İnsana özgü beş tavır olarak nitelendirilen kalb, ruh, sır, hafi ve ahfa
Cümle içinde kullanımı: “İmâm-ı Rabbânî’ye göre insanın beş letaif-i hâmsesi ve on latife letâif-i aşere’si vardır. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Beş latif, beş latife
– İnsana özgü beş tavır olarak nitelendirilen kalb, ruh, sır, hafi ve ahfa
Cümle içinde kullanımı: “İmâm-ı Rabbânî’ye göre insanın beş letaif-i hâmsesi ve on latife letâif-i aşere’si vardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– latifeler, şakalar, latif duygular
Cümle içinde kullanımı: ” Büyük dedemin yaşına göre letâ’if konuşmalarını asla unutamam, herkesi güldürmeye çalışırdı. “
Kelime Kökeni: Farsça- Arapça lett
– Dayak, kötek, şamar
– Hızla vurma, şiddetle çarpma
– Karıştırma, karışık duruma getirme,
– Bağlama, ulama, ekleme, sonek küçültme eki
– Yaklaşma, yanaşma
– Dövme, vurma, çarpma
– Teniste oyun başlarken topun hafifçe ağa dokunarak geçmesi
Cümle içinde kullanımı: “Elinin ağırlığını letinden, vurduğu yeri kızartmasından anladım zaten. ”
–
Kelime Kökeni: Farsça
– İyi savaşan
– Savaşta düşman askerini kırıp geçiren kimse
Cümle içinde kullanımı: “Leşker-şiken savaşan askerin önüne hangi cellat geçebilir ki?”
Kelime Kökeni: Farsça
– Savaşta düşman saflarını yaran, iyi savaşan kimse
– Düşman askerlerini kıran asker
Cümle içinde kullanımı: “Çanakkale meydan muharebesi leşkerf-şikâf Türk askeri sayesinde kazanılmıştır.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Asker çeken, asker idare eden, ordu yöneten, Kumandan, Komutan
Cümle içinde kullanımı: “Leşker-keş kelimesinin anlamı orduyu yöneten Komutan anlamına gelmektedir. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ordu yeri, ordugah
Cümle içinde kullanımı: “Leşker-gâh’a gitmek lazım gelir sonuçta askerin yeri orasıdır oyalanmayalım kardeş. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ölü hayvan bedeni, kokmuş hayvan ölüsü
– Çok kötü kokan, rahatsız edici koku
– Ağır
– Çok pis yer
– Yorgun ve tembel kimse
Cümle içinde kullanımı: ” Evi günlerce havalandırılmamış temizlik yüzü görmemiş leş gibi.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Hırsızlık, hırsızlık yapma, hırsızlık etme, sirkat
Cümle içinde kullanımı: “Lesûsiyyet yapan adamı affetmem, başkasının malına göz diken insandan hayır gelmez. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hırsızlık, çalma, hırsızlık etme, sirkat, arakçılık
Cümle içinde kullanımı: “Bir çocuk lesûs yapıyorsa ilk evvela ailesine bakacaksın. “