Kelime Kökeni: Arapça
– Badem, çağla, payam
– Himayesi altına girme, sığınma
Cümle içinde kullanımı: “Bahar müjdeleyicisi olan levz ağaçları çiçeğe durmuştur şimdiden. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Badem, çağla, payam
– Himayesi altına girme, sığınma
Cümle içinde kullanımı: “Bahar müjdeleyicisi olan levz ağaçları çiçeğe durmuştur şimdiden. “
Kelime Köken: Arapça
– Aşırı zemmeden, hicveden, yeren, paylayan, serzenişte bulanan, dedikodu yapan
– Başa kakan, paylayan kimse, azarlayan
Cümle içinde kullanımı: “Efendim levvâm sözleriniz ben bu işten alıkoymaya yetmeyecek, sizin tabirinizle burnumun dikine gitmeye devam edeceğim. “
Kelime Kökeni: Arapça-tamlama
– Katil ile maktul arasında açık bir düşmanlık bulunması gibi bir alamet için kullanılan sözdür.
Cümle içinde kullanımı: ” Levsü’l-katl yine kan dökülmesine neden oldu geriye kalan yavrucaklar ne olacak şimdi, bunu düşünen var mı?”
Kelime Kökeni: Arapça
– Kirlilikler, pislikler, kirli ve pis şeyler
Cümle içinde kullanımı: ” Levsiyyât olan hiç bir eşyaya dokunamam zaafım var. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Çok kirli, çok pis
Cümle içinde kullanımı: ” Bir önceki gördüğümüz ev o kadar levsî ve ağır kokuluydu ki, diğerlerinin ne durumda olduğunu düşünemiyorum. “
Kelime Kökeni: Arapça-levsiyyât
– Kirlilik, pislik, murdarlık, necaset, kir
Cümle içinde kullanımı: “ Levs görünümü yüzünden hakir görülen bir çocuktum, yoksulluk ne yazık ki belim büktü. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Renk, boya, sıfat, nitelik
– Bir cismi diğerlerinden ayıran alamet, tür, çeşit, cins
Cümle içinde kullanımı: ” Alameti ortaya koyan levn sayesinde cinsler arasındaki farkı gözlemleyebiliriz. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Yerden yere vurulmasını, çekiştirilmesini, başa kakılmasını gerektiren iş
– Kınanmaya ve çekiştirilmeye neden olan şey
Cümle içinde kullanımı: ” Boşuna levme etmiyoruz ya sülalemizde bu kadın kadar edepsiz ve hayasız biri yok. “
Kelime Köken: Arapça
– Zemmetme, çekiştirme, yerme
– Azarlama, paylama, tekdir, tevbih
– Yapılan bir iyiliği başa kakma veya yüze vurma
Cümle içinde kullanımı: ” Levm eden dilin, yargılayan bakışların bana bu dünyada iyiliğin karşılıksız olmadığını gösterdi. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Çok büyük tencere, çok miktarda yemek pişirmeye veya kaynatmaya yarayan derin kap, kazan
Cümle içinde kullanımı: “Düğün yemekleri için bakır levîdler gelecekti, haberiniz var mı?”