Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Abdest alınan yer
– İbadet sırasında en üste giyilen önü açık hırka türü giyecek, ulema giysisi
Cümle içinde kullanımı: ” Şu ilerde bir abdestlik görür gibi oldum hemen gidelim.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Abdest alınan yer
– İbadet sırasında en üste giyilen önü açık hırka türü giyecek, ulema giysisi
Cümle içinde kullanımı: ” Şu ilerde bir abdestlik görür gibi oldum hemen gidelim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Abdest bozacak yer, hela, tuvalet, ayak yolu, memişhane, kenef, kademhane
– Abdest alacak yer
Cümle içinde kullanımı: “Ayıp olmazsa bir koşu abdest-hâneye gidip geleyim birader sen bekleyiver. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Abdest almaya yarayan su kabı, su ibriği, ibrik
– Su koymaya yarayan kulplu emzikli kap
Cümle içinde kullanımı: “Kızım tarlaya gitmeden abdestânla bir su dök de abdest alayım.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Namaz ve benzeri ibadeti yerine getirmek i.in ağza ve burna su çekme; elleri, yüzü ve ayakları yıkama ile kulaklara ve başa ıslak elle mest etme
– Müslümanların temizlenmek için kullandıkları yöntem, arınma
– Gaita çıkarma, işime
Cümle içinde kullanımı: “Öğlen namazı yaklaşıyor abdestimi tazeleyip Camii’ye gidelim.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Sulu, taze
– Gösterişli, parlak, zarif, güzel
– Sağlam vücutlu
– Keskin, bilenmiş, iyi kesen
Cümle içinde kullanımı: ” Portakalın en alası âb-dâr olanıdır beyefendi, dalından kopanı daha makbuldür. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Su kovası, süzgeçli kova, bahçe kovası
– Sidik torbası, mesane
– Göl
Cümle içinde kullanımı: ” Abdan ile tüm çiçekleri sulamayı unutma yavrum, güller susuzluktan başını eğmesin.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Anadolu dervişleri
– Anadolu’da mevcut bulunan dört batınî güçlerinden biri
– Kalenderiyye tarikatine mensup dini-askeri zümreye verilen ad
Cümle içinde kullanımı: “Abdâlân-ı Rum tarikatı topladıkları hayırlarla ramazan ayında yoksullara yardım dağıtırlar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Abdallar, ahmaklar, çabuk aldananlar
– Dervişler
Cümle içinde kullanımı: “Abdâlân memleketi Konya’dan selamlar. “
Kelime Kökeni: Arapça- bedel, bedîl, ebdal, abdalan
– Anadolu’da gezgin olarak yaşayan oymaklara verilen isim, gezgin derviş
– Çabuk aldanan, çabuk kanan, ahmak, safdil
– Kalender meşrep, derviş adam, tevekkülcü, dünyadan elini eteğini çekmiş kimse
– Anadolu’da yaşayan bir Türk boyu,
– Üstü başı perişan kimse, dilenciye benzeyen
– Bektaşî
Cümle içinde kullanımı: “Abdâl temiz kalbiyle konuşur, imanı için susar efendim.”
–
Kelime Kökeni: Farça
– Ölü yıkandıktan sonra kurulamak için kullanılan havlu bez
Cümle içinde kullanımı: “Meftaya abdest aldıran hoca âb-çîn ile işini bitirince son yolculuklar için hazırlanmış oldu.”