Kelime Kökeni: Arapça-adüvv çoğul biçimi
– Düşmanlar, hasımlar, yağılar
Cümle içinde kullanımı: ” A’dâ ve hasım gibi davranan akrabalar için ayakta kalacak, yıkılmayacağım.”
Kelime Kökeni: Arapça-adüvv çoğul biçimi
– Düşmanlar, hasımlar, yağılar
Cümle içinde kullanımı: ” A’dâ ve hasım gibi davranan akrabalar için ayakta kalacak, yıkılmayacağım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Aciz, zayıflık, güçsüz, iktidarsız, çaresiz, becerisizlik, elinden iş gelmeyen, güçsüzlük
Cümle içinde kullanımı: “Duygularımı belirtmekte yaşadığımız acz beni ruhsal olarak da göçertip yormakta. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Aceleci, sabırsız, ivecen, içi dar, tez canlı, acele eden kimse
Cümle içinde kullanımı: “Sabah acûl eden ikindiye kalmadan kaldırır harmanı, tembel olanın aşı pişmez. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Acizlik, kabiliyetsizlik, beceriksizlik, zayıflık, güçsüzlük
Cümle içinde kullanımı: ” Ruhumdan kopup gelen bu âciziyyet de neyin nesiydi böyle!”
Kelime Kökeni: Arapça-acizane, aceze, acz
– Güçsüzlük, zayıf, iktidarsız, elinden iş gelmez, yetersiz, kuvvetsiz
– Güçsüzlük, beceriksizlik, çaresizlik, yeteneksizlik
– Kudret karşıtı
Cümle içinde kullanımı: ” Ruhumun en aciz taraflarını bu gibi menfur durumlarda daha iyi görüyor ve tanıyordum. ”
Kelime Kökeni: Arapça-ecr
– Kiralayan, kiraya veren, malını veya eşyasını bir başkasına para karşılığı bir süre verilmesi,
Cümle içinde kullanımı: ” Yazlık konutlarını âcir eden Mahmut beyin görünmeyen bir serveti vardır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İvedi olma, çabuk olma
Cümle içinde kullanımı: “Aciliyyet gerektiren siparişleri ilk olarak hazırlayıp müşterilere gönderin.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Süresi dolunca, vadesi gelince
– Aceleyle, çabucak, ivedilikle, çabuk, geciktirilmeden, çarçabuk, çabucacık
Cümle içinde kullanımı: “Acilen yaralıları hastaneye sevk etmeli durumu ağır olanları yoğun bakıma almalıyız.”
Kelime Kökeni: Arapça-aceb
– Şaşılacak veya garip karşılanacak, tuhaf şey, hayret uyandıran, taaccüb olunan, tahayyür etme
Cümle içinde kullanımı: “Eyvahlar olsun olur şey değildir, bu acîb mahlukat nasıl böyle bir makama getirilir?”
Kelime Kökeni: Arapça-âciz çoğul biçimi
– Acizler, düşkünler, zavallı kimseler
– Gücü bir şeye yetmeyen hayatını idame ettiremeyen güçsüz kimseler
Cümle içinde kullanımı: ” Biz ne kadar kabul etmek istesek de ülkemiz de aceze olduğu sürece asla iyi yetişmiş bir kültüee sahip olamayacağız. “