Kelime Kökeni: Arapça
– Ağaç yetişmeyen tarla
– Temiz içilebilir su
Cümle içinde kullanımı: “Boston dikimine el veren akrihalara bolca su yolu kazmamız lazım.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Ağaç yetişmeyen tarla
– Temiz içilebilir su
Cümle içinde kullanımı: “Boston dikimine el veren akrihalara bolca su yolu kazmamız lazım.”
Kelime Kökeni: Fransızca
– İffetli kadın, namuslu kadın,
– Melek, cennet kadınları
– Melek otu bitkisi
Cümle içinde kullanımı: “Hüseyin Rahmi Gürpınar’ın Mürebbiye adlı romanındaki Fransız öğretmen, anjelik tavırlarıyla tüm ev halkını kandırarak romanın olay kurgusunu hazırlamıştır.”
Kelime Kökeni: Arapça
– Eklembacaklılar sınıfından ağ ören böcek, örümcek
Cümle içinde kullanımı: “Dünyanın her yerinde yaşayan Ankebutlar, örümceğimsiler sınıfında yer alır, zararsız olanları ve zehirli olanları bulunmaktadır. “
Kelime Kökeni: Farsça
– Ateş rengi, kızılımsı kırmızı
– Papatyagiller familyasından sarı renkli ayçiçeği
Cümle içinde kullanımı: “Yüzünü güneşe dönen âzer-gûn çiçekleri tarlaları şimdiden sarıya boyadı bile.”
Kelime Kökeni: Farsça
– Yakın kişiler, mahremler
– Güzeller, gençler
Cümle içinde kullanımı: “Liseli avıjeganlar kopardıkları gürültüyle patırtılarıyla kulaklarımızı deliyorlar.”
Kelime Kökeni: Farsça
– İffeti olmayan kadın, erkeklere düşkün kadın
– Delicesine aşık olan kişi
Cümle içinde kullanımı: “Dillere nam salan Mahpeyker hanım, İstanbul’un en bilindik aşüfteganıdır. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Parlaklık, aydınlık, nurluluk
– İhtişamlı, görkemlilik
Cümle içinde kullanımı: “İngiliz asilzadeleri konaklarında nuraniyyet saçan avizeler bulundurmayı sever. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Sırayla, tek tek yapılan iş
– Yüksek ateş, hastalıkla çıkan ateş
Cümle içinde kullanımı: “Sıtmaya yakalanan kadıncağız nevbet nöbetiyle inleye inleye sabahı sabah etti. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Şan ve şeref için yarış halinde olma
– Övünmek
Cümle içinde kullanımı: “Müfaharet yarışına giren kişi, kötü özelliklerini hasmından yaka bucak saklar. “
Kelime Kökeni: mahrem-Arapça, ane-Farsça
-Gizli saklı olarak
– Mahrem bir şekilde
Cümle içinde kullanımı: “Güzelliğini mahremane, saf bir durulukla sakla da ayan beyan ortada.”