Kelime Kökeni: Arapça
– Anlamsız söz, yararı olmayan konuşma, gereksiz söz, boş laf
Cümle içinde kullanımı: “Laklaka edene itibar edersen yarı yolda kalmaya mahkumsun.
Kelime Kökeni: Arapça
– Anlamsız söz, yararı olmayan konuşma, gereksiz söz, boş laf
Cümle içinde kullanımı: “Laklaka edene itibar edersen yarı yolda kalmaya mahkumsun.
Kelime Kökeni: Arapça
– Leylek, Leyleğin gagasıyla çıkardığı sesler
– Gevezelik, ara vermeden söylenilen saçma sapan sözler, gelişigüzel konuşma
Cümle içinde kullanımı: “Akşam köy kahvesinde iki laklâk edelim Hakkı uzun zamandır hoşbeş edemedik. “
Kelime Kökeni: Arapça-çoğul biçimi lükate
– Yerden kaldırılan şey, sahipsiz kalmış şey
– Sokakta bulunan para, mal veya benzeri
– Sokağa bırakılan yeni doğmuş çocuk
Cümle içinde kullanımı: “Dün evden işe gitmek için çıktığımda lakît buldum, iyice baktığımda içi dolu bir cüzdan olduğunu anladım. “
Kelime Kökeni: Arapça-edat
– Ancak, fakat, ama, şu var ki, şu kadar var ki, amma, yalnız
Cümle içinde kullanımı: ” Lakin bir şeyi gözden kaçırıyorsun üstadım; kalp birini severken özlemin en tatlı şarabını içer. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Perdahlanmış, yontulmuş, düzeltilmiş, yonulmuş
Cümle içinde kullanımı: “Ceviz ağacının tomrukları lakîm edilerek masa yapımı için marangoza teslim ediliyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Kişiliksiz, kimliksiz, itibarsız, zelil, değersiz (kimse)
Cümle içinde kullanımı: “İnsan gururu ve itibarı için yaşar, lakî bir insan asla benimsenip sevilmez. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Hiç bir söze gerek yok, her şey yolunda, hiç bir diyecek yok
Cümle içinde kullanımı: “Yorulma efendi, boşa lâ-kelâm ancak nefes yorar. “
Kelime Kökeni: Arapça
– İlgisizlik, umursamazlık, kayıtsızlık, aldırmazlık, alakasızlık, aldırış etmemezlik
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-kaydî bir kadınla ömür geçirmek veli olan bir adama bile zor gelir. “
Kelime Kökeni: Arapça-lâ+kayd, Farsça-âne
– Kayıtsızca, umursamazca, ilgisizce, alakasızca, mühimsemeyerek, vurdum duymazca
Cümle içinde kullanımı: “Lâ-kaydâne tavırlarıyla beni kendinden soğutmaya, uzaklaştırmaya çabalıyor. “
Kelime Kökeni: Arapça
– Vurdum duymaz, kayıtsız, umursamaz, aldırmaz, alakasız, aldırış etmeyen, kıymet vermeyen, ilgisiz, aldırışsız
Cümle içinde kullanımı: “Babamın bana karşı olan lâ-kayd tutumu kalbimi bin parçaya ayırıyor. “