Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Adilik
– Alçaklık
– Kötü mizaç
– Zillet
– Kahpelik
– Aşağılık
Cümle içinde kullanımı: “Her insanın ruhunda denâ’et ve acizlik vardır, bunları örtebilir ama kendinden saklayamaz.”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Adilik
– Alçaklık
– Kötü mizaç
– Zillet
– Kahpelik
– Aşağılık
Cümle içinde kullanımı: “Her insanın ruhunda denâ’et ve acizlik vardır, bunları örtebilir ama kendinden saklayamaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Bilgili
– Hakim
– Akıllı
– Akil
– Malumatlı
Cümle içinde kullanımı: “Dem-şinâs birinden akıl almadan bu işe kalkışmamalısın.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sırdaşlık
– Dostluk
– Arkadaşlık
– Gönüldaşlık
Cümle içinde kullanımı: “Cümle alem gelse de Dem-sâzî yerini tutamaz.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Sırdaş
– Dost
– Arkadaş
– Yaren
– Kafadar
– Dert ortağı
Cümle içinde kullanımı: ” Dem-sâz ile içilen içkinin, yapılan sohbetin günahı olur mu hiç?”
Kelime Kökeni: Arapça-ad
– Gömme
– Herhangi bir nesnenin varlığını kalpten silip atma
– Örtmek
– Defnetmek
– Kapamak
Cümle içinde kullanımı: “Sevdiğini dems eden herkes ayrılığın acısıyla baş etmek zorundadır.”
Kelime Kökeni: Ad
– Temriye hastalığı
– Deride kabarıklarla ortaya çıkan hastalık
Cümle içinde kullanımı: “Elleri ve kolları baştan başa demregi hastalığına yakalanmış.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Fırın ve ocak bacası
– Ocak yolu
Cümle içinde kullanımı: “Demne yıkıldığında gidecek yerimiz yurdumuz kalmaz.”
– İçki içmek
– Kafayı bulmak
– Çayın suya kokusunun ve tadının geçmesi
– Pilavın piştikten sonra beklemesi
– Alkol almak
– Keyfi yerinde olmak
– Sarhoş olmak
Cümle içinde kullanımı: “Şiirlerin köşesinde demlenmeyi, gözlerinin ışıltısına bakarak hayallere dalmayı özledim.”
Kelime Kökeni: Farsça-ad
– Arkadaş
– Kafadar
– Kafa dengi
– Yoldaş
– Dost
Cümle içinde kullanımı: “Ekmeğimi bölüştüğüm dem-keşîde, sen ki acıma yoldaş ağrıma deva oldun.”
Kelime Kökeni: Farsça-sıfat
– Soluk çeken
– Nefes çeken
– Ney üfüren
– Şarap içen
– Güzel ses çıkaran
– Dem çeken
Cümle içinde kullanımı: “Gidiyorum dem-keş, beni yolcu etme bırak boynu bükük yürüyeyim.”