Görme Yetisini Kaybeden Yazar Kimdir?

Türk yazar, şair, çevirmen ve düşünür olan Hüseyin Cemil Meriç, 1916’da doğmuştur. Tercümeleriyle Türk Edebiyatında önemli bir yer tutan Cemil Meriç; edebiyat, felsefe, sosyoloji ve dil alanlarında araştırmalar yaparak kaleme alan bir düşünce adamı olarak Türk edebiyatındaki yerini almıştır.

İlk çeviri kitabı olan Balzac’ın Altın Gözlü Kız eserini 1943 de yayımlamıştır. Fransızca öğretmenliği yaptığı yıllar boyunca Victor Hugo’nun Hermani piyesini manzum olarak tercüme etmiştir.Telif ettiği 12 eseri ve tercümeleriyle Türk edebiyatında unutulmayan bir isim olarak adını kazımıştır.

Her iki gözündeki yüksek miyop nedeniyle askerlikten muaf edilen Cemil Meriç, 1954’de geçirdiği elim bir kaza sonucunda görme yetisini tamamen yitirmiştir. Başarısız ameliyat ve tedavilerin sonucunda bunalıma giren yazar, çevresinin de yardımıyla tekrar okumaya ve yazmaya başlamıştır.

Yazarlık hayatının altın çağını görme yetisini kaybettikten sonra yaşayan Cemil Meriç, metinleri sözlü olarak tercüme etti. Yardımcılarının Fransızca ve İngilizce okuduğu eserleri sözlü olarak çevirerek dikte ettirdi.

Edebiyat ve düşünce tarihi niteliğindeki Kırk Ambar adlı eseri, Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülünü almaya hak kazandı.

Eşinin ölümü üzerine aynı yıl 1983’de beyin kanaması geçirerek sol tarafına felç inen Cemil Meriç, 1987’de vefat ederek Karacaahmet Mezarlığına son yolculuğuna uğurlanmıştır.

Cemil Meriç Eserleri;

İnceleme:

  • Hint Edebiyatı – 1964
  • Saint Simon İlk Sosyolog, İlk Sosyalist – 1967
  • Bu Ülke – 1974
  • Umrândan Uygarlığa – 1974 ( Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü)
  • Bir Dünyanın Eşiğinde – 1976
  • Işık Doğudan Gelir – 1984
  • Kültürden İrfana – 1985

Deneme:

  • Mağaradakiler – 1978
  • Bu Ülke – 1984 ,1985

Günlük:

  • Jurnal – 1992

Diğer Kitapları :

  • Kırk Ambar – 1980 (Türkiye Milli Kültür Vakfı Ödülü)
  • Bir Facianın Hikayesi – 1981
  • Sosyoloji Notları ve Konferanslar – 1993

Sankofa Nedir?

Anlam olarak hayatta edindiğin tecrübeleri unutmaman gerektiği manasına gelen Sankofa, Afrika kıtasının batısında yer alan Gana’da konuşulan Twi diline has bir kelimedir.

Sankofa sözcüğü yumurtasını yanından ayırmayan ve hayatı boyunca taşıyan kuşla temsil edilmektedir.

Twi dilindeki tam manası ” Geri dön, bak, ara ve bul” manasına gelirken, tecrübelerini bir yumurta gibi özenle koru sakla, geçmişte edindiğin tecrübelerinden faydalan anlamına da gelmektedir.

Pygmalion Etkisi Nedir?

Kendi kendini gerçekleştiren kehanet olarak da bilinen, Pygmalion etkisi çevrenizdeki insanların beklenti ve düşüncelerinin performansınızı büyük ölçüde değiştirdiği öne sürmektedir.

Tarihi Yunan Mitolojisine dayanan Pygmalion, Kıbrıs Kralı olarak bilinmektedir.

Pygmalion fil dişinden hayalindeki ideal kadının heykelini yapar ve heykele Galatea ismini verir.

Yaptığı heykel o kadar güzel bir kadın olur ki ona zamanla aşık olur. Gerçek bir kadına dönüşmesini o kadar çok isteyen Pygmalion, Tanrıça Venüs’ün yardımıyla ona hayat verir. Ve ömürlerinin sonuna kadar mutlu bir şekilde yaşamışlar.

Bu öyküden çıkan sonuçla beklentilerin gücünü gösteren bir örnek olarak gösterilirken, kehanet olarak da anılarak kendi kendilerini gerçekleştirmesinin sonucu olarak geri bildirim döngüleri olduğu öne sürdürülmektedir…

Kelebek Etkisi Nedir?

Edward N. Lorenz ‘in ses getiren çalışmalarından biri olan Kaos teorisinin bir çıkarımı olan Kelebek etkisi, başlangıç verilerindeki küçük öngörülmez değişikliklerin büyük sonuçları doğurabilme durumuna verilen isimdir.

1972 yılında verdiği bir sunumda Edward N. Lorenz “Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD’de fırtına kopmasına neden olabilir. Farklı bir örnekle bu, bir kelebeğin kanat çırpması, dünyanın yarısını dolaşabilecek bir kasırganın oluşmasına neden olabilir” diyerek teorisini bir çok insanın önüne sunmuştur.

Henüz ispatlanmamış bir teori olarak kalan Kelebek etkisi, genel olarak küçük bir değişikliğin büyük etkileri olabileceği durumlarda kullanılan bir terim olarak günümüzde kullanılmaktır.

Hollwood sinemasında 2004 yılında aynı isimle vizyona giren Kelebek Etkisi, uzun bir süre tartışılan ve üstünde durulan bir konu olarak gündeme oturmuştur…

Beyni Ve Kalbi Olmayan Hayvan Nedir?

650 milyon yıldır türünü sürdürmeye devam eden Denizanalarının kalbi ve beyni yoktur.

Beyin yapısına sahip olmadan yaşamını sürdürebilen bir tür olan Denizanları, dünyanın en zehirli canlılarından birisidir. En tehlikeli olan türü ise Göçmen Denizanasıdır.

En çok ilgi uyandıran özellikleri ise etraflarına ışık saçmalarıdır. Kıyı kasabalarda yaşayan bir çok insan için korkulu rüyası haline gelen Denizanalarının en büyük olan cinsi ise ‘Aslan yelesi Denizanaları’dır.

Ölü olsalar bile toksin salgılamaya devam etmektedir. Kore, Japonya ve Çin de yiyecek olarak da tüketilmektedir…

Makyaj Olmadan Da Güzel Görünmenin Sırları Nedir?

Bir çok kadın sabah uyandığında ilk iş olarak aynaya bakar. Devamlı olarak güzel ve bakımlı görünmek ister, bir çok kozmetik ürünü ile kusursuz bir görünüme sahip olmaya çalışır.

Aslında makyaj yapmadan da güzel görünmenin püf noktaları mevcut. Doğal görünüm her zaman rahatlatıcı etkisiyle sizi özgür kılarak daha canlı görünmenize sebep olur.

Ayrıca belirtelim ki önemli olan dış güzelliğiniz yerine sizin kendinizi ne kadar seviyor olduğunuzdur.

Yaşam tarzınızda ve hayatınızda yapacağınız küçük değişikliklerin vücudunuza ve cildinize nasıl da iyi geldiğini kendi gözlerinizle görün. Kendinize iyi bakmanız için sizler için bir kaç püf noktası vereceğiz, böylelikle kozmetik ürünlerinin ağırlığı olmadan doğal görünümünüzle yıldız gibi parlayacaksınız.

  • Kaliteli bir uykuyu asla es geçmeyin.

6-8 arası deliksiz bir uyku gün içinde kendinizi dinç hissetmenizi sağlayacak kadar sizi uyanık tutacaktır. Ayrıca vücut hücrelerimiz gece uykusunda kendilerini onarıma aldığı için göz altı morluklarınız azalacak ve daha parlak bir tene sahip olacaksınız.

  • Sık sık ve bolca su için.

Ortalama bir insan vücudunun %50 – 70 suya dayanmaktadır, vücudumuzda her bir fonksiyonel faaliyette suyla gerçekleşmektedir. Suyun içerisinde bulunan oksijen hücrelerin yapı taşıdır. Gün içinde en az 8 bardak ve 2 litreye yakın su içerek vücudunuzda biriken toksinlerin atılımını da kolaylaştırmış olursunuz. Su tüketimine dikkat edin kişinin cildi daha canlı ve kırışıksız görünür.

  • Güneşten olabildiğince kaçın!

Güneşin faydaları yanında cilde olan zararları da mevcut. Cildin yaşlanıp, koyu lekelerin oluşmasına neden olan UVA ışınları direkt olarak ciltle temas ettiğinde kalıcı hasarlar bırakabilmektedir. Dermatologların da önerdiği gibi kış ayları da dahil olmak üzere evden çıkmadan önce 30 faktörlü güneş kremleri sürerek güneşin zararlı etkilerinde kurtulmak mümkün.

  • Düzenli olarak cildinizi temizleyip nemlendirin.

Gece ve gündüz olmak üzere gün içinde kirli hava maruz kalan cildinizi temizleyip arındırıp nemlendirmelisiniz. Böylelikle akne ve siyah nokta oluşumunu ertelediğiniz gibi cildinizde ki olumlu farkları da yakalamış olacaksınız.

  • Yeşil çay içmeyi unutmayın.

Kateşin isimli bir maddeyi barındıran Yeşil çay harika bir antioksidandır. Kilo vermek amacıyla daha çok içtiğimiz yeşil çayın diğer faydaları arasında kolesterolü azalttığı ve kan akışını hızlandırma etkisi de vardır. Böylelikle cildinizin daha sağlı olmasını ve yaşlanmasını önler.

  • Yüz masajı yapın

Yüze masaj yapılır mı demeyin, yaptığınız masaj sayesinde çizgilerinizden kurtulup daha sıkılaşmış bir cilde sahip olabilirsiniz. Yüz için masajın yanı sıra yüz yogası yaparak kaslarınızı daha aktif hale getirebilirsiniz.

Siyah Noktalara Doğal Çözümler Nelerdir?

Kadınların özellikle mağdur oldukları siyah noktalar, güzel bir cildin korkulu rüyasıdır. Günümüzde erkeklerinde baş etmeye çalıştığı siyah noktaların oluşumunda bir çok rahatsızlık neden olabilir.

Siyah noktalar cilt problemi olduğu gibi cildin mat ve cansız görünmesine neden olabilir. Yüzde oluşan siyah noktalar, derinin altındaki yağ ile derinin üstünde kalan kir tabakasının birbiriyle etkileşimi sonrasında meydana gelmektedir.

Ölü hücrelerin oksitlenmiş kir tabakalarıyla birleşmesi sonucunda gözeneklerin kapanmasına neden olmaktadır. Cilt temizlenip arındırılmadığı mühlette de sivilce oluşumuna davetiye çıkarmaktadır.

Cildin aşırı yağlanması, makyaj, sigara dumanı ve kirli hava şartları siyah noktaların çoğalmasına neden olmaktadır. Siyah noktalar aslına bakılırsa tamamıyla giderilemeyecek bir sorundur. Cilt bakımına özen gösterip sık sık temizleyerek siyah nokta oluşumunu erteleyebilir, kısa bir süreliğine giderebilirsiniz.

Siyah Noktaların çoğunlukla arttığı dönemler ise; Kadınların regl öncesi değişen hormon dengelerinin değişmesi, Kozmetik ürünleri, Erkenlik dönemi, Güneş ışığına direkt maruz kalmak artışa sebebiyet vermektedir.

Siyah Noktalardan Kurtulma Yöntemleri

  • Güneş kremleri yaz aylarında siyah noktaların artışını azaltmaktadır. Kullanacağınız markayı seçerken içerisinde zink oksit ve titanyum oksit içeren güneş kremleri tercih etmeniz de fayda vardır.
  • C vitamini artırarak ciltteki melanin seviyesini azaltabilirsiniz. C vitamini yönünden zengin portakal, limon ve çilek tüketerek cildinizin canlı görünmesini sağlayabilirsiniz.
  • E vitamini ciltteki leke oluşumunu engellemektedir. İçerisinde E vitamini olan maskeler ve kremleri gece yatmadan önce yüzünüze uygulamak siyah nokta oluşumunu azaltmaktadır.
  • Düzenli olarak peeling uygulayarak cildiniz deki kan dolaşımını hızlandırarak cildinizin parlak ve yumuşak görünmesine yol açar.

Dünyanın Konuştuğu Anne; Krysa Davis Kimdir?

Annelik her kadının tatmak isteyeci uhrevi bir mutluluktur elbette. 9 aylık zorlu bir hamilelik sürecinden sonra mükafatını, kollarına aldıkları bebekle taçlandıran annelerimiz başımızın tacıdır muhakkak.

ABD de yaşayan bir annenin yaptığı fedakarlık sayesinde anneliğin nasıl da cennetin kapılarını araladığına bir kez daha şahit olduk.

Dünyanın konuştuğu Krysa Darvis (23) ve eşi Derek Lovett (26) çifti doktorlarından 18 haftalık hamileyken bebeklerinde ciddi bir doğum kusuru olduğunu öğrendiler. Bebeğin beyninin bir kısmı olmadan (anensafali) doğacağını ve isterlerse hamileliği sonlandırabileceklerini söylediler.

Anne Davis, doktorlara bebeğinin beyni haricinde diğer organların gelişip gelişmediğini sordu. Olumlu yanıt aldığında ise çoğu kadının kolaylıkla veremeyeceği zor bir karar vererek bebeğini doğurmak istedi.

Eşiyle birlikte, bebeklerinin ölümle sonuçlanacak doğumu sonrasında organlarını bağışlayarak başka bebeklere umut olmayı seçtiler.

Doğum yapan Anne Davis’in bir kızı oldu ve Rylei ismini verdikleri bebekleri ancak 1 hafta yaşayabildi. Rylei’nin kalp kapakçıkları iki bebeğe nakledilirken, onların kurtulmasını sağladı. Akciğerleri ise bir araştırma vakfına bağışlandı…

14 Yıldır Bitkisel Hayatta Olan Kadın Doğum Yaptı!

Geçtiğimiz yılın son günlerinde gündeme bomba gibi düşen haber sağlık kuruluşlarının yakın takibe alınmasını sağladı.

ABD’nin Arizona eyaletine bağlı olan Phoenix kentinde meydana gelen olay, 14 yıldır bitkisel hayatta olan kadının doğum yapmasıyla gerçekleşti.

Hacienda HealthCare bakımevinde yatmakta olan kadının, boğulmaktan son anda kurtularak bitkisel hayata girdiği ve her saat başı bakımı yapıldığı biliniyordu.

İsmi açıklanmayan bitkisel hayattaki kadının odasından gelen inleme seslerini duyan görevliler, kontrol sırasında hastanın doğum yaptığına dair bir bildirimde bulundu.

29 Aralık da görevlilerin müdahalesiyle sağlıklı bir erkek bebek dünyaya getiren kadının hala bitkisel hayatta olduğu ve durumunun stabil olduğu kayıtlara geçildi.

Doğum olana kadar bitkisel hayattaki kadının hamile olduğunu fark etmedikleri ortaya çıkarken, olay üzerine Polisin tecavüz olasılığının üstünde durduğu Euronews’in haberinde açıklandı.

Olay hakkında tecavüz soruşturması açılırken, hastahane yönetiminden olaya ilişkin ” Oldukça sarsıcı olayla ilgili gerçekleri ortaya çıkarmak için polis ve tüm diğer birimlerle işbirliği yapmaya devam edeceğiz”açıklaması yapılırken, bakımevinin Ceo’su istifa ederek görevinden ayrıldı.

Tıbbı olarak savunmasız hastalara karşı cinsel suçun işlendiğine dair tüm erkek çalışanlara DNA testi yapıldığı alınan bilgiler arasında… 

ISLAK ŞEHİR

Gözlerinde umut ışıkları gördüğüm taktirde, adımın daima seninle anılmasına dikkat ettim. Güzel bir masalın bitişine denk gelmiştin, seni tanımama engelmiş gibi.

Yağmurla ıslanmış bir şehirden geldin, içimde ukte kalan ne varsa anlattım sana. Dilim çoğunlukla yabani, şarabın etkisiyle biraz lakayttı.

Ama sen anladın, yuvarladığım kelimelerin çıkmazlarında bekledin biriktirdiklerimi. Üstünden damlayan yağmur taneleri gibi sırılsıklam baktın gözlerimin arkasına.

Gerçek ben oradaydı, ıslak ve hırpani adanmışlık öykülerinden geri kalanı. Ürktüm elini her uzatışında, sanki mümkünmüş gibi bulutlardan kıskandım seni.

Yağmurdan ıslanmış bir şehirden geldin, içimdeki cehennem kuyularını doldurdun. Bin asır düşünsem bilemezdim beni sevmeye yakışacağını.

Sandım ki, sende bir özlem yokluğunu dolduracak geçici bir hevestim. Yanılmak ne güzel şey seninle birlikteyken.

Kar  güzeli bulutları sardığın boynunda bir ınci misali takılı kalmayı diledim geçen gece. Kulaklarıma asılan yalnızlık söylentilerini duymadım, sen bana aşk dedikoduları yaparken.

Yağmurdan ıslanmış  bir şehirden geldin, bilmiyordum önceleri sende ki  çıplak yalınlığın  güzelliğini. Aradığın  beden ölçüleri bana uymaz diyordum. 

Nasıl da hazırlıksız yakaladın  soluğumu,  vurgun yemiş balık gibiydim ayağının ucunda. Külfet bindirmeden, küfür etmeden sevmeyi bilmeyendim ben.

Islanmış saçlarında gördüm ilk defa masumane yağmuru. Uzaktan sevmelere alışık birini, allayıp pullayıp kattın bağrına.  Ne desem şimdi, beni de getirdin dile…




SEMRA ŞENOL