ALİ LİDAR’DAN DİNLEYELİM!

Ali Lidar; Eskişehir Eğitim Fakültesinden Felsefe Öğretmeni olarak mezun olan, öğretmenlik mesleğine de Eskişehir’de halen daha devam etmektedir.

Küçük Prens aşığı olan yazar, içinden geldiği duygularını dışa vuran, sokak hayatını şiirlerinden sakınmayan bir edebiyat şövalyesidir aynı zamanda.

Anlatma ihtiyacını şiirlerine yansıtan Ali Lidar’dan dinleyelim bir de Aşkı !

Uyuyalım mı? dedi bir süre sonra. Her ne durumda olursam olayım, her duyduğumda gülümseyerek itaat ettiğim tatlı bir buyruk gibiydi bu laf. Yanımda olsa, sıkıca sarılırdım. değildi.

Ben seni severim aslında da düzenim bozulur diye korkuyorum
Durduk yere başımıza saçma sapan bir aşk çıkar 
Sinemaya gitmeye ele ele tutuşmaya falan kalkarız 
İşin yoksa çiçek al,saç tara, parfüm sık. 
Küsmesi,barışması,ayılması,bayılması 
Hatta eninde sonunda kaçınılmaz ayrılması 
Meyhanede tanıdığım gerzek bir filozof vardı! 
Güzel kadınlar insanın ömrünü uzatır derdi. 
Bir sürü güzel kadın girdi hayatıma 
Hepsi ağzıma sıçtı..

Ben seni severim belki de rabbim buna hazır değil. 
Her şeyin güzelini sever o ideal birliktelikler ister 
Seninle benim yan yana oturacağımız çekyata 
Ne ilahi adalet sığar ne de diyalektik.. 
İçime çöreklenmiş sığ bir sığır var benim. 
Ben seni severim sevmesine de 
İş çıkarmasana şimdi ne gerek var güzelim..

Çocukluğuna dair umutlarını anlattığı şu satırlarda tanıyalım onu;

Ayağı kırılan atların vurulduğunu öğrendiğimden beri 
Umudumu kestim insanlardan!. 
Bu yaşımdan sonra karşıma çıkan 
Sen 
Ve ben 
Olsa olsa bir çeşit spekülasyon yaratırız hepsi o kadar.. 

Ayağı kırılan atlar öldükten sonra nereye gider? 
Var mıdır onlara da cennet vaad eden bir kitap? 
Gülümseyerek uzattığın alçı, 
iyileştirmez ki ruh kırığımı.. 

Diyojen;Gölge Etme Başka İhsan İstemem’i Kime Söylemiştir?

Yunan kolonisi olan Karadeniz’in Sinope (Sinop) da MÖ 412 de doğduğu söylenen Diyojen, sürgün edilen babasıyla Yunanistan’a gitmiştir.

Hayatını mala mülke adamadan son derece fakir şekilde geçiren Diyojen, meşhur bir halk filozofudur.

Atisthenes’in doğaya uyumlu yaşama prensibine göre yaşayan Diyojen’in yattığı yan devrilmiş bir fıçısı, bir de su içtiği çanağı olduğu bilinmektedir.

Anlatılan rivayetlere göre bir gün eliyle çeşmeden su içen bir çocuk gördüğünde;’Bu çocuk bana fazladan malım olduğunu gösterdi’ diyerek fazlalık olarak gördüğü çanağını da atmıştır.

Eflatun’un Çılgın Sokrat olarak nitelendirdiği Diyojen son derece akıllı, bilge, esprili ve nükteli sözleriyle halk arasında sevilen bir şöhret halini almıştır.

Yine bir rivayete göre Büyük İskender’in kulağına kadar gitmiştir ve büyük zatı ziyaret etmek istemiştir.

Büyük İskenderin geldiğini gören halk yerlere kadar eğilip saygı gösterilerinde bulunurken, Diyojen yatık haldeki fıçısında güneşlenmeyi sürdürmüştür.

Tüm serveti üstünde ki bir parça çul çaput olan Diyojen, gelen Büyük İskender’e asla yalakalık yapmamış, hatta hiç rahatını bile bozmamıştırç.

Büyük İskender’in askerleri Diyojen’i yaptığı saygısızlıktan ötürü tartaklayıp dövmeye yeltendiklerinde onlara engel olur ve şöyle sorar.

“Dokunmayın. Herkes Büyük İskender geliyor diye ayağa kalkıp yerlere yatıyor. Sen neden ayağa kalkmıyorsun, yoksa sen İskender’i tanımıyor musun?”

Diyojen bu soru karşısında “Tanıyorum. İyi tanıyorum ve sizi de biliyorum” karşılığını verir.

Büyük İskender “O halde söyle bakalım kimim ben?”

Diyojen “Bendemin bendesisisin (esirimin esirisin)” cevabını vererek şaşırtır.

Atından inen Büyük İskender hem şaşırmış hem de sarsılmış olarak bir daha soru sorar.

“Ne demek bu?”

Diyojen “Sen toprak için adam öldürüyorsun, dünya benim esirim ve kölem. Halbuki bunlar benim değer vermediğim şeyler. Sen ise benim esirime köle olmuşsun. Kim kime ayağa kalkacak ?”

Kimseye minneti olmayan, dünya malın da gözü olmayan Diyojen’in büyük bir filozof olduğunu anlayan zengin bir ülkenin imparatoru olan İskender, ona “Dile benden ne dilersen” diyerek lütfetti.

Diyojen mayışmış haliyle güneşi işaret ederek, “Gölge etme başka ihsan (iyilik) istemem” der….

Burçlara Göre Erkek Tavlama İp Uçları Nelerdir?

Zodyak’ın gücüyle, kadınlık dürtülerimizi uyandırmanın tam zamanı! Evet hanımlar , vakit uzun zamandır beğendiğiniz, hoşlanıp uzaktan baktığınız o erkeği elde etmenin vaktidir. İlk olarak işe, burcunu öğrenerek başlayın. Hepimizin de bildiği üzere erkekler astroloji ve 12 burçla araları pek iyi değildir, onları savunmasız oldukları bu noktadan vurmaya hazır mısınız?

Hazırsak öncelikle ne diyoruz; O Adam Buraya Gelecek !

Koç Erkeği; Sabırsız prenslerimiz, yakışıklı oldukları kadar acelecidirler. Çarpıcı bir çekicilikleri ve etkileme gücüne sahiptirler. Duygularıyla hareket etmekten kaçınır, daima mantığa dayanırlar.  Onun ilgisini çekmeli, hatta naz yaparak sabrını iyi yönde zorlamalısınız. Koç erkeği, asi ve gizemli kadınlardan hoşlanır, unutmayın doğal ve güçlü göründüğünüz de gözleri sizin üstünüze çevrilecek.

Boğa Erkeği; Evet hanımlar buraya dikkat, evinizin reisi yuvanızın erkeği boğa erkeğidir.  Ciddi ve sakin yapıları ile çözüm odaklıdırlar.  Sabırlıdırlar, doğuştan baba olmak için yaratılmış şefkatli bir yapıları vardır. Bir kadın da özellikle güzellik ve bakıma dikkat ederler.  Bir boğa erkeğini etkilemek için ona tatlı sözler sarf edin, kompliman yapın ve asla eleştirmeyin. Ona güzel yemekler yaparak kendinizi belli edin.

İkizler Erkeği; Doğuştan değişken yapılı, yerinde duramayan hareketli erkeklerdir. Sürekli öğrenmeyi ve  eğlenmeyi severler. Akıllı ve entelektüel kadınlardan hoşlanırlar, baskıya ve üzerinde kurulan hakimiyete gelemezler. Kıskançlık yapmaz, ona hem sevgili hemde arkadaş olabilirseniz sizden asla kopamazlar.

Yengeç Erkeği; Sakin ve dengeli yapıları ile her ortamın sevgilisidir koç erkeği. Duygularını çok derinden yaşarlar, dışarından içi görünmeyen bir kutu gibidirler. Her şarta ve ortama kolay uyum sağlayabildikleri gibi aile kavramına düşkündürler. Bir yengeç erkeğine karşı her zaman dürüst olun, ona olan sevginizi açıkça gösterin. Aşkınızla onu tahrik edin ve güvenin.

Aslan Erkeği; Son derece ateşli, sıcak ve romantik aşıklardır. Cinsel açıdan duygularını yoğun yaşarlar, etkisine aldığı kişilerde sevgi krallıklarını kurarlar. Bir aslan erkeği şımartılmayı sever hanımlar, dozunu aşmadan ona karşı olan ilginizi belli edin ama asla bağlandığınız açık etmeyin. Gösterişli hallerinizle aklını başından alın.

Başak Erkeği; Samimi ve doğal kişilikleriyle bilinirler. Titiz ve sorgulayıcı karakterleri yüzünden onlarla yaşamak biraz zordur. Aşka da insanlara da pek güvenmezler, maddiayata önem verirler.  Güzel hediyelerle onu etkileyebilir, sabrınız ile kazanan siz olabilirsiniz.

Terazi Erkeği; Eşsiz bir mantık gücüne sahiptir ve dolayısıyla ikna kabiliyeti de oldukça başarılıdır. Zodyak’ın aşka yapma sanatını en iyi bilen terazi erkekleri, kurnaz bir centilmendir. Övülmekten çok hoşlanır, ona karşı olan tavırlarınız güzelliğinizden önce gelir. Az ve öz konuşan kadınları severler, onu elde etmek için aşkınızı ve sadakatinizi vermeyi ihmal etmeyin.

Akrep Erkeği; Derin duyguların erkekleridir ayrıca hafızaları fil kadar güçlüdür.  Çekici, şehvetli, bakımlı ve sofistike kadınlardan hoşlanırlar. Aşırı kıskanç olan akrep erkekleriyle  küçük kıskançlık oyunları oynanmaz, anlayışlı ve iyi vakit geçirdikleri sadık kadınları tercih ederler.

Yay Erkeği; Entelektüel, kibar, son derece bilgili bir salon beyefendisidir. Cana yakın ve sevecendirler, maceracı yönleri ağır basar. Siz yine de bir yay erkeğine çok güvenmeyin hanımlar, evlilikten çekinirler.  Sormadan, sorgulamadan, arkadaşı olun. Sosyal ve hareketli bir yaşamı olan kadınları beğenirler, onun yanında daima çekici ve neşeli olun.

 

Oğlak Erkeği; Her ne kadar ketum ve ciddi tavırları olsa da kalbi yumuşacıktır. Dış görünümün aksine duygual ve çekingendirler. En kötü özellikleri ise fazla inatçı olmalarıdır, ekstradan maddiattan konuşmayı severler.  Bir oğlak erkeği tutumlu, nazik, kibar ve sevecen kadınlardan hoşlanır.  Evlilikten korkan bir diğer burçtur.

Kova Erkeği; Yaşamı asla şakaya almaz zeki ve akıllıdırlar. Ne yapacaklarını kolay kolay kestiremezsiniz, pratk olan şeyleri severler. Hesap ve sorgulanmayı sevmedikleri gibi özgürlüğüne fazlasıyla düşkündürler. Kova burcu bir erkeği etkilemek için asla duygularınızı açık etmeyin. Zor bağlanan erkeklerdir, ona karşı anlaşılır olun, bir yandan da sizi merak etmesini sağlayın.

 

Hamilelikte En çok Bilinen 10 Yanlış Nedir?

Hamilelik sadece bir neslin üremesi değil, bir kadını tattığı en farklı deneyimlerden biridir.  O uhrevi duygunun, rahme düştüğü andan itibaren başka bir canın verdiği özlemdir.  Uzun bir süre olan hamilelik dönemi kadını her yönden anneliğe alıştıran, bebeğiyle arasındaki bağı güçlendiren bir tanışma sürecidir diyebiliriz.

Hamilelik döneminin keyifli ve bir o kadar sorunsuz geçmesi bebeğin sağlığı içinde önemlidir.  Lakin anne adaylarını bekleyen ‘Bilinen yanlıklar’ bu süreci kötü etkilediği gibi sıkıntılarda yaratabilmektedir.

Etraftan duyum yoluyla anne adaylarına ulaşan, yanlış duyumları sizler için derleyip doğruluk kısmını düzeltiyoruz.

1- Hamile iki canlıdır, iki kişilik beslenmesi gerekir – YANLIŞ!

Doğru bilinen yanlışlardan bir tanesi hamile olan kadının beslenme konusunda yaşadığı bocalamadır. Bu dönemde kolayca kilo alan kadın, doğum sonrası kilolarından kurtulmakta zorlanmaktadır. İki kişilik yemesi lazım diye kulaktan kulağa dolan algı yanlıştır, sağlıklı bir bebek için anne adaylarının küçük porsiyonlar eşliğinde organik ve sağlıklı yiyecekler tüketmesi gerekir. İşlenmiş gıdalardan uzak durmak bunun başında gelmektedir.

2- Aşerme durumunda gıdanın tüketilmemesi bebeğe kalıcı hasar verebilir – YANLIŞ!

İllaki aşerilen besinin yenmediği taktirde bebeğin cildinde doğum lekesiyle doğduğu gibi bir duyum duymuşsunuz.  Türk toplumunda hamilelik konusunda ki en belirgin yanlış algılardan biri olan aşermenin, tıbbı karşılığı yoktur.  Tamamen psikolojik bir durum olan aşerme, anne adaylarının dengeli ve sağlıklı beslenme konusunda uyduğu kuralları tehdit etmektedir. Aşerilen gıdanın tüketilmemesinin bebeğe her hangi bir zararı olmadığı gibi, eksikliğe neden olmamaktadır.

3- Hamilelikte cinsel ilişki bebeğe zarar verir- YANLIŞ!

Toplumun inanışına göre eşler arasındaki cinsel ilişki sonrasında bebeğin zarar göreceği ve bundan etkileneceği söylenmektedir. Ki bu tamamıyla yanlış, dayanağı olmayan bir savdır.  Hamilelik döneminde olan bir kadının libidosunda artış gözlemlendiği gibi, rahat edeceği pozisyonlarla doğumun gerçekleşmesine bir ay kalana dek birlikte olabilirler.

4- Hamile bir kadın spor yapmamalıdır – YANLIŞ!

Hamile olan kadınların spor yapamayacağını söylemek, sınırlayıcı ve doğru olmayan bir yaklaşımdır. Anne adaylarının bu önemde özellikle yürüyüş yapmaları, hafif egzersizlerle kilo alımını kontrol altında tutabilmektedir. Hamile kadınların için özel hamilelik yogası ve pilatesi ile vücutlarını esnetip doğum sürecini kolaylıkla atlata bilmektedirler.

5- Hamilelikte Saç boyatılmaz – YANLIŞ!

Kadınlarımız saçlarını renklendiren boyalardan, hamilelik döneminde uzak durmaya dikkat etmektedir. Peki deriden suyla akıtılan kimyasallar bebeğe zarar verir mi?  Araştırmalar da böyle bir olguya ulaşamayan uzmanlar, saç boyasını yasaklamamaktadır. Sadece kimyasal içerikli yerine daha çok organik olan boyaları tavsiye etmektedirler.  Uzun süre kuaför salonlarında solunan boyadan uzak durmaları gerektiğini belirtmişlerdir.

6- Hamilelikte seyahat edilmez – YANLIŞ!

Bu konuda hassas olduğu kadar gerekçeye bağlı olarak değişmektedir.  Erken doğum tehdidi gibi bir sorunuz var ise tavsiye edilmez, ama onun haricinde iki saat aralıklarla dinlenme şansı elde edeceğiniz yolculuklara çıkabilirsiniz.  Kan dolaşımı için ayağa kalkıp yürüyerek, hareket etmeniz tavsiye edilir.  Doktorunuzun ön gördüğü şekil ve zaman da seyahat etmeye dikkat etmelisiniz.

7- Hamile kadın çiğ ete dokunmamalı – YANLIŞ!

Hamile kadınların korkulu rüyası olan toksoplazma enfeksiyonu, hamileliğin ilk üç ayında bebekte kalıcı hasarların oluşmasına neden olabilir.  Çiğ et tüketmek ve sebzeleri iyice yıkamadan yemek bu enfeksiyona yakalanma riskini arttırmaktadır. Yalnız çiğ ete el sürmekten bulaşmayan enfeksiyon, ancak elinizi ağzınıza götürmek bulaşabilir. Sebzeleri bol suyla yıkayarak, eti güzelce pişirerek buluşma riskini yok edebilirsiniz.

8- Hamile kadın ile kedi aynı evde kalmamalı – YANLIŞ!

Kedilerin dışkısı toksoplazma enfeksiyonun ortaya çıktığı yerlerden biridir.  Dışkısından tüylerine bulaşan enfeksiyon yaratan virüsler, dokunmayla bulaşabilir. Ancak eviniz de beslediğiniz ve iç dış parazit aşını düzenli yapılan kediniz bu hastalığın taşıyıcısı değildir.  Elinizi bol suyla yıkamanız halinde sorun teşkil etmeyecektir. Sokak kedileriyle temastan hamileliğin ilk üç ayında sakınılması gerekmektedir.

9- Mide ekşimesi bebeğin saçlı olmasından kaynaklanmalıdır – YANLIŞ!

Genelde hamilelik sürecinin 5. ayından itibaren başlayan ekşimeler ve yanmalar, halk inanışına göre bebeğin saçlarının çıkmasından kaynaklanmamaktadır. Bebeğin büyümeye başlamasıyla karnınızda organlarınızı sıkıştırarak yer edinmesi, özelikle de mide ve yemek borusunun yer değiştirmesiyle oluşan reflü ekşimeye neden olmaktadır. Organlarınızın yeri değişerek, büyümeye başlayan plasentaya yer açmaktadır. Sıkışmanın dozu her hamileye göre değişebilir, bazı kadınlar reflüden aşırı rahatsız olurken bazıları hamilelik dönemini rahatça atlatırlar.

10- Karnının şekline göre bebeğin cinsiyet tahmini yapılabilir – YANLIŞ!

 

Cinsiyet tahmini eskiler anneni karnının aldığı şekle göre yaptığını mutlaka duymuşsunuzdur.  Toplumumuz ultrasonun icat edilmesine rağmen hala daha bu inanışı sürdürmektedir.  Anne karnının yayvan olması kız bebek, öne doğru sivri bir hal alması ise erkek bebek olacağına dair dalalet edeceği söylenmektedir ki, yanlış.  Anne karnının şekli iç karnının genişliğine, boyunun uzunluğuna ve vücut şekline göre değişkenlik göstermektedir.  Bebeğin cinsiyetini belirlemede bir faktör olarak anılamaz….

 

 

 

 

İnsanı Özgürleştiren Nedir?

Özgürlük hem bedenen hem de manen elde edilmeyi arzulanılan bir durumdur esasen. Zorlama olmaksızın, koşulların kısıtlamasına aldırmadan, düşüncelerine ve davranışlarına verilen öz değerdir.

Bir diğer adıyla bilincin hürriyetidir.

Önemli düşünürlerimize özgürlüğün çıkış noktaları farklıdır, özel ve içseldir.

 

Camus; “Baş kaldırararak”

İbn Rüşd; “Vicdanlı olarak”

Sartre; “Eyleme geçerek”

Farabi; “Kalbine kulak vererek”

Aristo; “Düşünerek”

Platon; “Öğrenerek”

Nietzsche; “Kendin kalarak”  özgür kalınabileceğini savunmuştur.

Bir insanı özgürleştiren aklında hür, vicdanın da iyilik, bedeniyle haksızlığa karşı verdiği dirençtir.  Peki sizce, bir insanı özgür kılan nedir?

 

Haruki Murakami’nin Hayatından Kareler

Japon yazar Haruki Murakami Türkiye de olduğu kadar Dünya ülkelerinde de çok okunan yazarlardan birisi. Yazdığı kitaplar ellinin üstünde dile çevrilirken, mütevazı bir hayat yaşayan Haruki Murakami’nin bilinmeyen yönlerine bir bakmaya ne dersiniz?

Bu yazımızda dünyaca ünlü yazar Haruki Murakami’nin yazarlıkla bağdaştıramayacağınız ilginç hayatından kareler bulacaksınız.

1.  Beyzbol maçı izlerken birden yazma fikrine kapılmıştır.

1978 Nisanın da Jingu Stadyumdaki beyzbol maçını izlerken yazma isteğini kabardığını hissederek, hemen akşamınd roman yazmaya başlıyor.  Hatta bir röportajında bu konuyla alakalı “Nedenini bilmiyorum. Sanırım beyzbol maçı izlerken bir aydınlanma yaşadım” demiştir.

2. Caz Kulübü işletmeciliği yaptı.

Her kitabında mutlaka müzik ile ilgili dokunuşlar bulunduran Haruki Murakami, yazarlığa başlamadan önce karısıyla birlikte bir caz bar işletti.  Barın ismi ise “Peter Cat” idi.

3. Çeviri yapmasına rağmen kendi kitaplarını asla çevirmedi. 

Yıllar içinde başka kitapların çevirilerini yapan yazar, kendi kitaplarını çevirmeyi denememiştir.  İngilizceden Japonca çeviriler yapmasına karşın kendi eserlerini başka çevirmenlere emanet etmiştir.

4. İyi bir koşucu olarak sportif bir yazar 

Her gün koşmaya özen gösteren yazar, her yıl mutlaka ultra maratona katılarak koşmaya devam ediyor.

5.  Haruki Muraki’nin hayatına dair en ilginç yönü ise kabusları!

Yazarın yemek konulu rüyaları öyle tuhaf ve korkutucu ki, bir kaç sene devam eden bu kabuslar bir çok insan tarafından da biliniyor. Kabuslarında yılan etinden yapılma yemekler, içi panda dolu pilavlar, tırtıldan yapılma pastalar gibi değişik versiyonları varmış.

 

7 ÖZEL ADAM, 7 ÖZEL ŞİİR

Gül ıtırıyla selamlar sabahı, şair yaratır… Öyle seveceksin ki kelimeleri, yalnız senin için raks edecekler. Kelimeler de bütün sevgiler gibi kıskanç. Senin olmalarını istiyorsan, onların olacaksın; yalnız olacaksın.

Cemil Meriç’ diyen üstadımız gibi bizde sizler için, usta kalemlerden kültleşmiş şiirleri derledik. 

7 özel adamdan 7 özel şiirle aşka olan bakış açınız bir hayli değişecek, onların naif duygularında kendinizden muhakkak bir parça bulacaksınız.

Saçların omuzlarından aksın

NECİP FAZIL KISAKÜREL –  Saçların 
Mermer üzerinden geçen su gibi
İçinde ezgin bir his duyacaksın
Yaz vaktinin gündüz uykusu gibi

Saç tel tel örtüler hep tül tül düşer
Gözünün değdiği yere gül düşer
Sonunda sana da bir gönül düşer
Gönlümün şimdiki duygusu gibi

Dillerde dökülüp sayılır saçın
Sıcak nefeslerle bayılır saçın
Bir tütsüdür kalbe yayılır saçın
Kararan gözlerin buğusu gibi

 

CEMAL SÜREYA – Sevgilim Bir Günün

Sevgilim, bir günün ortası şimdi
Taşıtlar hızla gelip geçiyor, her yer kalabalık,
Ben seni düşünüyorum bir bodrum kahvesinde
Uzat bana uzat ellerini
İzinli askerler görüyorum, kırıtarak yürüyen işçi kızlar
İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor

Ben seni düşünüyorum seni
Hani tıpkı o ilk günlerdeki gibi
Kalbim diyorum kalbim
Daha dün tezgâhtan çıkmış bir su sayacı gibi
Aşkı anılar besliyor düşler kadar
Bu yüzden diyorum ki aşk eskidikçe aşktır
Sevgi eskidikçe sevgi.

Günümüz ekmeğimiz, türkümüz
Çoluğumuz çocuğumuz
Binalar yan yana yükselip gidiyor
Vapurların ağzı köpük içinde
Uzaklarda ne kapılar açılıyor
Tirenin biri bir istasyona varıyor
Ordan çıkıyor biri.

Her şey biliyor her şey
Sen biliyor musun bakalım
Seni nice sevdiğimi?
Üstüne titrediğimi?

Geldiğimi?
Gittiğimi

Hadi!

ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN – Sevi

Ben senin en çok sesini sevdim
Buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi
Önce aşka çağıran,sonra dinlendiren
Bana her zaman dost, her zaman sevgili

Ben senin en çok ellerini sevdim
Bir pınar serinliğinde, küçücük ve ak pak
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde
En güzeli bir sabah ellerinle uyanmak

Ben senin en çok gözlerini sevdim
Kâh çocukça mavi, kâh inadına yeşil
Aydınlıklar, esenlikler, mutluluklar
Hiç biri gözlerin kadar anlamlı değil

Ben senin en çok gülüşünü sevdim
Sevindiren, içimde umut çiçekleri açtıran
Unutturur bana birden acıları, güçlükleri
Dünyam aydınlanır sen güldüğün zaman
Ben senin en çok davranışlarını sevdim
Güçsüze merhametini, zalime direnişini
Haksızlıklar, zorbalıklar karşısında
Vahşi ve mağrur bir dişi kaplan kesilişini

Ben senin en çok sevgi dolu yüreğini sevdim
Tüm çocuklara kanat geren anneliğini
Nice sevgilerin bir pula satıldığı bir dünyada
Sensin, her şeyin üstünde tutan sevdiğini

Ben senin en çok bana yansımanı sevdim
Bende yeniden var olmanı, benimle bütünleşmeni
Mertliğini, yalansızlığını, dupduruluğunu sevdim
Ben seni sevdim, ben seni sevdim, ben seni…

ATAOL BEHRAMOĞLU – Aşk İki Kişiliktir

Değişir rüzgarın yönü
Solar ansızın yapraklar;
Şaşırır yolunu denizde gemi
Boşuna bir liman arar;
Gülüşü bir yabancının
Çalmıştır senden sevdiğini;
İçinde biriken zehir
Sadece kendini öldürecektir;
Ölümdür yaşanan tek başına
Aşk iki kişiliktir.

Bir anı bile kalmamıştır
Geceler boyu sevişmelerden;
Binlerce yıl uzaklardadır
Binlerce kez dokunduğun ten;
Yazabileceğin şiirler
Çoktan yazılıp bitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

Avutamaz olur artık
Seni bildiğin şarkılar;
Boşanır keder zincirlerinden
Sular tersin tersin akar;
Bir hançer gibi çeksen de sevgini
Onu ancak öldürmeye yarar:
Uçarı kuşu sevdanın
Alıp başını gitmiştir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.
Yitik bir ezgisin sadece,
Tüketilmiş ve düşmüş, gözden.
Düşlerinde bir çocuk hıçkırır
Gece camlara sürtünürken;
Çünkü hiç bir kelebek
Tek başına yaşayamaz sevdasını,
Severken hiçbir böcek
Hiç bir kuş yalnız değildir;
Ölümdür yaşanan tek başına,
Aşk iki kişiliktir.

AHMET MUHİP DIRANAS – Serenad

Yeşil pencerenden bir gül at bana
Işıklarla dolsun kalbimin içi.
Geldim işte mevsim gibi kapına,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ.

Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak
Ben aşkımla bahar getirdim sana.
Tozlu yollardan geçtiğim uzak
iklimden şarkılar getirdim sana.

Şeffaf damlalarla titreyen ağır
Goncanın altında bükülmüş her sak;
Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin yasemin, karanfil, zambak…

Bir kuş sesi gelir dudaklarından
Gözlerin gönlümde açar nergisler,
Düşen bin öpüştür yanaklarından
Mor akasyalarla ürperen seher.

Pencerenden bir gül attığın zaman
Işıklarla dolacak kalbimin içi..
Geçiyorum mevsim gibi kapından,
Gözlerimde bulut, saçlarımda çiğ

METİN ALTIOK – Sevmiyorum Seni

Şimdi benim buzdan bir döşekte
Üç büklüm olmuş zavallı sevdam,
Üşüyorsa ölesiye yalnızlıktan;
Bil ki senin hep böyle güvensiz,
Yaşamdan korkar oluşundan.

İşte bunun için sevmiyorum seni.

Şimdi benim bir han avlusunda
Hiç bitmeyecek umutsuz kavgam,
Soluyorsa başı önde yorgunluktan;
Bil ki senin hep böyle umarsız,
Yarını göze alamayışından.

İşte bunun için sevmiycem seni.

YILMAZ ERDOĞAN – Sana Bakmak

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

KLASİK ESERLERİ GÖZLE BİRLEŞTİREN MAKYAJ SANATÇISI KİMDİR?

Makyaj sanatçısı olan Vlatka Popovic, yaptığı çizimlerle bir ilke imza atarken yaratıcı hayal gücüyle kadınların güzelliklerini birleştiriyor.

Klasik eser diye adlandırdığımız tabloları kadınların göz kapaklarına resmeden sanatçının birbirinden güzel çalışmasını sizler için derledik.

Tuval yerine göz kapaklarını kullan Vlatka Popovic, yaptığı göz makyajlarında Picasso gibi üstadları konuk ediyor.

Frida Kahlo,

İnci Küpeli Kız – Johannes Vermeer,

Çığlık – Edvard Munch, 

Yıldızlı Gece – Vincent van Gogh,

 

 

 

 

Kahve Bardaklarının da Sanat!

Eminiz ki gelişen global dünya üzerinde kahveyle haşır neşir olmayan insan nüfusu kalmamıştır.  Sevsek de sevmesek de bizi yoğun bir gün için ayakta tutan kahve, bir  nevi doping görevini üstleniyor.

Bazılarımız ise sadece sabahları içtikleri bir bardak kahveyle ancak ayılabiliyor.  Starbucks şubelerinin her köşe başında açılmasının nedeni de bu, özelikle  bir çok çeşidiyle bizleri kafein bağımlısına çevirdiklerini de söyleyebiliriz.

Kafein bağımlılığını sanata çeviren arkadaşlarımız da yok değil hani, bizim çöpe attığımız bardaklara neler yapılıyor bir bakalım isterseniz 🙂

Karton kahve bardaklarına yaptığı resimlerle sanatı kafeinle buluşturan Vitalia Boyko, tasarımlarıyla hepimizin içini ısıtıyor.

Sizler için derlediğimiz çizimlere bir göz atın;

1.

2.

3.

4.

5.

6.

Karton bardaklarına işlenen  sanatın bizdeki temsilcisi ise; ünlü isimlerin şiirlerinden ve romanlarından alıntılar paylaşan Emre Yılmaz. İnstagramdan paylaştığı gönderiler ile bizi edebiyata bir adım daha yaklaştırdığını söyleyebiliriz.

1.

2.

3.

4.

5.

6.

GÖLGEDE AŞK

Başım belada inan, arkamı kollamadan yürüyemem bundan sonra.

Öyle ki her gece arkama düşen gölge de, her yaprak hışırtısında

Seni arar buluyorum kendimi.

Sanırım deliliğin alametİ bunların hepsi, veyahut seni bir kez daha görmenin hasreti.

Bir şeyler yanlış gitti, tutunacak bir dal bırakmadık aramızda.

Gönüllerimiz sevmeyi bildi, gururumuz kırılmayacak kadar dikti.

Yanlış anlamalar üzerine kurduk tüm sohbetlerimizi,

Kanadık, yıldık, bir o kadar da sevdik değil mi?

 

Semra Şenol